.

CUMA NAMAZI, TOPLANTISI HAKKINDAKİ TARTIŞMALARIN NETİCESİ

     Türkiye'de veya Dünyada Hukuk sisteminde İslami değerlerin gerektiği şekilde itibar görmediği diğer ülkelerde Cuma İbadetinin edasının şartlarında yöntemlerinde ortaya çıkan ihtilafları tartışma konusu yapanlar öncelikle Cuma ibadetinin ne olduğu, Ne olmadığı konusunda  Kuran ve Sünnet ışığında, 1442 yıllık İslami uygulamalar nezdinde konuyu açıklamak zorundadırlar.

    Cuma Namazı ve Hutbesi bir ülkede eda edilebilmesi için gereken şartların beyan edildiği ekteki sayfalara bakabilirsiniz, bizim şimdi burada yapmak istediğimiz yaşadığımız hayatın, bu yaşantının İslam'a ne kadar uygun olduğu, Böyle gayri İslami amelleri, aleni icra edenlerin haftada bir Cumaya icabet etmesinin kişiye ve topluma ne getirdiği ve ne götürdüğü üzerine olacaktır.

     İnsanları Cumaya çağıran namaz Memurlarının  şu sorulara doğru, kaçamak yapmadan cevap vermek zorundadırlar.
     Devlet memuru zırhına bürünerek, Devlet tarafından bana verilen görevin sınırları budur, Kurandan bana misal getirmeyin diyen bir mamurun arkasında cemaat olunur mu?
     Laiklik İslam dinini kabul etmez diyenler, Eğer cehalet içinde değillerse,  İslam ve Devlet düşmanı kişilerdir. Çünkü Devletin dini olmaz, Devlet dinle mükellef değildir, Din yaşayan insanlara gönderilmiş hayatın kullanma kılavuzudur.
    
     Bir ülkede insanlar genelde neye inanırlarsa o devletin sosyal, kültürel hayatı o şekilde şekillenir, Bir ülkede çoğunlukla İncil ve İncil kuralları rağbet görüyorsa o devletin kanunları, Kültürel mesaisi o istikamette olacaktır.
İslami hassasiyeti olan insanların çoğunluk olduğu bir ülkede sosyal hayat elbette ki İslami olacaktır, Çünkü Kanunları, Kuralları hayata geçiren İnsanın kendisi değil midir?
    Futbolu Din gibi seven İspanyada elbette yüz bin kişilik statlar yapılacaktır, ihtiyaç budur. Tiyatro ve operayı seven Parisliler için dev opera binaları ihtiyaçtır. devlet bu ihtiyacın gereğini yapar,
     Osmanlının bazı dönemlerinde toplumsal ihtiyaç büyük camilerdi, O zamanki padişahlar Süleymaniye, Selimiye gibi eserleri inşa ettiler, Sonradan gelenlerin Topkapı sarayından çıkarak dev saraylar inşa etmesi de toplumsal isteklerden kaynaklanmaktaydı, batının debdebeli hayatını gören Türk milleti, Kendi sultanlarının da böyle büyük saraylara layık olduğunu tasdik etmeselerdi, o sultanlar Domabahçe, Yıldız, Beylerbeyi gibi sarayları inşa edemezdi.
      Günümüzde devletimiz yeni cami inşası için tek kuruş bütçe ayırmıyor, hatta diyanet işleri başkanlığının yeni hizmet  binasının yanına 15.000 kişilik inşa edilmekte olan caminin bütün masrafı "Diyanet Hizmet vakfı" tarafından sağlanıyor, Hizmet vakfı ise bütün geliri bilhassa Cuma günleri camilerin çıkışında, Diyanet makbuzu karşılığında cemaatten toplanan teberrularının %20 sinden oluşmaktadır.

      Bu toplumun bireyleri İslami hassasiyetleri olan kişilerden oluşmuş olsaydı, devletin kurumlarını idare edenler Akıl gereği doğru olmadığı bilinen Faiz, Fuhuş, İçki, Kumar gibi illetleri devlet imkanları ile hayata geçirmezlerdi.  İslam hassasiyeti olan toplumda meyhane, kerhane, faizli bankacılık ne talep eden olurdu, ne arz eden.  
      Bu ülkede azınlık vakıflarına 3. şahıslara devredilmiş olsa bile mülkleri geri verilirken, Kiliselerine, papazlarının pazar ayinlerine karışılmazken.  Sinagoglara ve hahamlara, Cumartesi ayinlerine hiçbir şekilde karışılmazken, Bu azınlıkların okullarında müfredatta olan dini derslerine, ders kitaplarına asla müdahil olunmazken.  cem evlerine, buradaki Dedelere, yapılan semah ibadetine karışılmazken.

   Laiklik diye Dünyada örneği olmayan bir uygulama ile Devlet eliyle Sünni Müslümanlığı Din görevlileriyle, İbadethaneleriyle, İbadetiyle, Kitaplarıyla, Vakıf mallarıyla kamulaştırıp her adımında hükmetmesinin laiklik ile ne alakası vardır.  
    Bu gerçeğin ışığında tekrar düşünün, İslam mensubu olduğunu iddia edenler bu ülkede çoğunlukta olmasına rağmen,  Kuran ve Sünnet ışığında talepleri olmadığından İslami kurallar hayatımıza hakim değil. Kenarda köşede İslami talepleri olanların sesi işte bu kadar çıkıyor! sessizlik....
    Bu gün bizim talebimiz, Laikliği ithal ettiğimiz Fransa gibi uygulayalım, Din, devletin işine karışmaz zaten, Devlette diğer dinlere uyguladığı müdahil olmamayı, İslam dini hakkında da uygulasın, İslam'ı yönetmekten vazgeçsin, Diyanet işleri başkanlığına Hukuki zemin bulamadıklarından hala kanunu yoktur, lakin mensupları Anayasamızın uygun görmemesine rağmen 657 Sayılı devlet memuru statüsünden yararlandırılmaktadır. kaldı ki Diyanet mensubu din görevlileri 657 sayılı yasaya tabi değildirler. Evet Namaz görevlileri, ezan görevlileri, Tesbihat görevlileri, Süleyman çelebinin yazdığı şiir olan, mevlit görevlileri Devlet memuru değildirler. fakat hesap sorulmadığı için Devlet memuru haklarından yararlanmaktadırlar. 

     Devletimiz evrensel ve anayasal Hukuk kuralları içinde Bünyesinde tutmaya devam ettiği Diyanet işleri başkanlığını, Vakıflar genel müdürlüğünü yönetmekten vazgeçmelidir. Aslında bu haliyle Türkiye cumhuriyeti devleti Sünni İslam'ı yönettiği, finanse ettiği, ibadetlerine kadar düzenlediği için "Şeriat devleti" konumundadır. Tabi bu Şeriat Kuran ve Sünnet Şeriatı değil, Laik devletin kendi kurallarının uygulandığı bir şeriat! 
      Dünyada kabul gören demokratik kurallar bunu böyle kabul ediyor, şeriatla yönetilen İsrail, Vatikan, Kısmen İran ve Suudi Arabistan haricinde Yüzlerce devlet Dinin devlet eliyle değil, sivil toplum örgütleri faaliyet alanı içinde telakki ediyorlar.
      Demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti için mevcut rejiminden dolayı "Dinsiz" yaftası yapıştıranlar, Devletimize İftira atmaktadırlar. Aynı şekilde Müslümanlık Laik devletin düşmanıdır diyenlerde  "İslam"a iftira atmaktadırlar.

     Bu ülkede Cuma farzdır diyenler öncelikle Seferiye neden Cuma farz değildir? Sorusunun cevabını vermek zorundadır.  Bu sorunun devamı, Cuma Şehirlerde eda edilir, Mal ve can güvenliği olmadığı hallerde Cuma eda edilmez, Yaşlı, Çocuk, Kadın neden Cumaya çağrılmaz sorularının cevabı kendi içinde konuya yeterince açıklık getirmiştir.
     Savaşta düşmanla göğüs göğse çarpışırken dahi cemaatle namaz kılmayı emreden Allah'ımız, Cuma konusundaki uygulamaları ile Resulullah Allah'ın emrine muhalif mi olmuştur * (Haşa)
     Cuma salt namaz değil bir toplantıdır, Bu toplantının belkemiği Cuma Hutbesidir, Cuma hutbesinin özelliği cemaat arasında istişare etmek değildir, öyle olsaydı "içinizden en takvanızı imam yapın" hükmü uygulanırdı, bu uygulanmadı, "Ulûl Emr" şartı getirildi, Cuma toplantısı devlet ile halkın haftalık istişare toplantısıdır, Devletin oradaki başkanı veya yardımcılarından biri, icra yetkisi olan biri tarafından hutbe eda olunacak, "Ulûl Emr" devletin beklentilerini halk ile paylaşacak, halka hesap verecek, halk "Ulûl Emr"e beklentilerini beyan edecek, Sonunda "Ulûl Emr" halktan "Benden razı mısınız diye soracak, halk evet demediği sürece o "Ulûl Emr"o makamda duramayacaktır. Kısaca Cuma İslami bir ülkede haftalık referandum mahiyetindedir. Demokrasinin en yüce boyutudur.

    Türkiye Cumhuriyeti Laik bir devlettir, Bu değiştirilemez hüküm doğrultusunda İslam'a mensup cemaat devlet eliyle dini işlerini organize edemez, etmesi de beklenmemelidir, Bu durumda İslam'a mensup kişiler Devletin işlerine müdahil olmamak şartı ile dini ve kişisel sosyal hayatını organize edecek, dini her türlü müessese kurabilecek,(Okul-Banka-İslami gıda sektörü- vs.) devletin hukuksal denetiminde bunları özgürce yönetecek bir cemaat oluşturması halinde Bu yönetimin denetiminde Cuma eda edilebilir, İslam'da buna "Darul Dırar" denmektedir, Suyun olmadığı yerde teyemmüm hükmündedir.

     Bu örgütün teşkilatlanması demokratik temayüller doğrultusunda olacaktır, şöyle ki; Müslümanların cemaat olduğu her yerde bir cami vardır veya olmalıdır, Bu cami dernekleri ilçe müftüsünü ve müftülük yönetimini kongre ile seçecek, İlçe yönetimleri İl müftülüğünü seçecek, il müftülük yönetimi Diyanet işleri başkanını seçecek, Barolarda, Ticaret odalarında, siyasi partilerde olduğu gibi, Devlet sadece seçimleri ve yönetimlerin uygulamalarında Diyanet tüzüğüne uygunluğu denetleyecektir.

    Bu anlatılanlardan birileri Siz İslami devlet kurmanın alt yapısını kuruyorsunuz gibi  ithamda bulunabilir, Bizde deriz ki bu ülkede ve dünyada Başta Hıristiyanlık olmak üzere birçok dini müessese devletin hukuksal denetimi altında devletin egemenlik alanına girmeden faaliyet göstermektedir. Sünni İslam'ın Devlet mevhumuna "Kutsal" olarak bakma gerçeği, devletimizin bu konuda endişesine imkan bırakmayacaktır.

     Kaldı ki Gerçek İslam'da Devletin dini olmaz, Devlet herkes içindir, Herkes Müslüman olmak zorunda değildir. kaldı ki İslam bir dindir, Din ise akıl baliğ olan insanlara gönderilmiş hayatın kullanma kılavuzudur. İslam'ı yaşam zorlama ile değil ikna ile olmalıdır, Allah Resulüne açıkça "Biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik, sana verdiğimiz görev sadece Kuran-ı Kerim'i tebliğ etmekten ibarettir" hükmü Dini hayatımızın toplumsal boyutunun özeti gibidir, Kimse Allahın vermediği bir yetkiyi kullanmaya hakkı yoktur, Her türlü dayatma, kınama, dışlama İslam'daki tarifi ile Zulümdür, zalimler ise hidayete ulaşamz.

     Türkiye'de Cuma namazı eda edilmez diyenler, Devletin laikliğinden dolayı değil, laik Devletin İbadetleri yönetmek istemesinden dolayı böyle düşünüyorlar. İslam'da Cuma ibadeti hutbe özgürlüğü olan yerlerde eda edilebilir,
     Devlet Laik bir kurum olarak diğer dinlere olduğu gibi Sünni Müslümanlığa kendi içinde özgür cemaat olma hakkı tanıyıncaya kadar, Devletimiz Ülkemizdeki diğer inançlara takındığı tavrı Sünni İslam'a tanımadıkça, Cumanın olmazsa olmaz farzı, Hutbe özgürlüğü olmayan  Bu ülkede Cuma Eda etmenin, Parası olmayana Zekat vereceksin, hacca gideceksin, demekle eş değer olduğuna inandığımız için, Allah rızası için Cuma Kılmıyor, Bunu Bütün Dünya'ya ilan etmeyi ibadet telakki ediyoruz.
Abdullah Gözaydın 15.12.2010

KONU İLE İLGİLİ YAZILAR:
CUMA NAMAZI HAKKINDAKİ AYETLERİN TEFSİRİ
TÜRKİYE'DE "CUMA" NAMAZI, TOPLANTISI
CUMA NAMAZI (ARAŞTIRMALI)
CUMA NAMAZI, TOPLANTISI HAKKINDA NETİCE

LİNKLER:
Veda Hutbesi

Konu ile ilgili Kuran-ı Kerim Tefsir ve  meali
Yukarıdaki Yazının alıntı yapıldığı sayfa

 

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com