|
Taksim Gezi Parkı direnişindeki kanlı bilançoya
mahkemenin sessizliği mi neden oldu?
Taksim'deki Gezi Parkı eylemlerine katılanların tek
isteği, oradaki ağaç katliamının durdurulmasıydı. 28
Mayıs'ta başlayan 'eylem' polisin müdahalesiyle kısa
zamanda 'direniş'e dönüştü. 5 kişi öldü, binlerce
kişi yaralandı. Bütün bu olaylar devam ederken,
mahkeme Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılamayacağına
çoktan karar vermiş ancak açıklama gereği
duymamıştı.
Radikal.com.tr -
Abdullah Cömert darp edilerek öldürüldü. Ethem
Sarısülük polis tarafından vuruldu. Mehmet Ayvalıtaş
eylemler sırasında bir otomobil tarafından ezildi.
Zeynep Eryaşar atılan gaz bombası nedeniyle kalp
krizi geçirdi. Polis memuru Mustafa Sarı köprüden
düşerek hayatını kaybetti…
60'ı ağır olmak üzere 8 bin kişi yaralandı…
11 kişi gözünü kaybetti…
103 kişi kafa
travması geçirdi…
28 Mayıs’ta Gezi
Parkı ’na
Topçu Kışlası yapmak için Taksim’deki son ağaçların
da kesilmesini önlemek isteyen bir avuç çevrecinin
başlattığı ve polisin sert müdahalesi nedeniyle kısa
sürede tüm Türkiye ’ye
yayılan direnişin bilançosu ağır oldu.
Eylemcilikle başlayan kariyerlerine direnişçi olarak
devam eden halkın tek istediği, Topçu Kışlası
projesinin iptal edilmesi ve Gezi’nin park olarak
kalmasıydı. Seslerini devlete duyurabildiklerinde
ellerine geçen ise gaz bombası, tazyikli su,
gazlı-tazyikli su, plastik mermi ve cop oldu.
Radikal’in ortaya çıkardığı bir gerçek ‘tüm bu
yaşananlar daha başından engellenebilir miydi?’
sorusunu akıllara getirdi. Zira İstanbul 1.
İdare Mahkemesi, olayların başlamasından bir hafta
sonra, 6 Haziran’da, Taksim Gezi Parkı’na Topçu
Kışlası yapılmasının önünü açan plan tadilatının
iptaline karar vermiş, ancak bunu açıklama ihtiyacı
hissetmemişti.
Artarak süren polis şiddeti ve şiddeti artan halk
tepkisi sürekli birbirini beslerken; her gün
yüzlerce kişi yaralanıp insanlar hayatlarını
kaybederken mahkeme olayları izlemekle yetinmişti. |
|
|
|
MAHKEME SONUCU NEDEN AÇIKLANMADI?
Şimdi akıllarda bu soru var. Tüm bunlar olurken, sosyal
hayatın içindeki hakimlerden oluşan ‘mahkeme’ dediğimiz yapı
sonucu neden açıklamadı?
Çünkü geçmiş dönemlerde mahkeme kararları sürekli plan
değişiklikleri ile bertaraf ediliyordu. Mahkemeye yakın
çevreler bunun nedenini, idare mahkemelerinde duşuma
yapılmadığından mahkeme heyetinin gerekçeli kararı
yazmasının 20 günden fazla bir zaman almasına bağlıyorlar.
Lakin olaylar bu denli büyümüşken mahkemenin kararını biran
evvel vermesi gerekirdi. Kaldı ki kararın verildiği gün yani
6 Haziran 2013 tarihinde Radikal, ‘‘Topçu Kışlası’nı mahkeme
iptal eder, herkes rahatlar’’ başlığı ile Gezi Parkı
direnişçilerinin de, siyasi iradenin de bu kararı
beklediğini duyurmuştu.
İşte mahkemenin o kararı:
Koruma amaçlı plan yapımında ve değişikliğinde ilgili
kanunlara göre, sit alanlarında ‘koruma amaçlı imar planı
yapmak, yaptırmak, onaylamak, değiştirmek’ konusunda asli
görevler Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile Tabiat
Varlıkları Koruma Kurulu’ndadır. Gezi Parkı’nda dikilen
ağaçlar ve diğer peyzaj özellikleri itibariyle Tabiat
Varlıkları Koruma Komisyonu’na herhangi bir başvuru yapılıp
görüş ve onay alınmamıştır.
Plan değişikliği sırasında Beyoğlu Belediye Başkanığı’ndan
görüş ya da onayı alınmamıştır.
’Bölgedeki yaya ve taşıt trafiği, ‘İstanbul Metropolitan
Kent Bütünlüğü’ içerisinde önemli trafik akslarının mevzii
planlama yaklaşımlarla değil, makro ölçekte ‘Ulaşım Mastır
Planı’yla çözümlenmesi gerekir.
‘Uzun yıllardır park kullanımına ayrılmış ve
21 Mayıs 2009 onanlı 1 / 5000 ve 21.12.2010 onanlı 1/1000
ölçekli Beyoğlu Sit Alanı Koruma Amaçlı Planları’nda ‘Gezi
Parkı’ olarak ayrı kullanıma bırakılmış olan alanın kısa bir
süre sonra bu fonksiyonunun değiştirilmesine ancak
zorunluluk hallerinde ve yakın bölgede eşdeğer bir alan
ayrılması suretiyle yapılabilir. Yasal mevzuat gereği olduğu
halde bu değişikliğin zorunluluk sebeplerinin hukuken ortaya
konulmadığı gibi çevrede eşdeğer bir alanın da ayrılmadığı
anlaşılıyor.
Yine plan onama sınırı içinde bir alanın ‘planlamasının’
sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının plan kapsamında
önemli bir eksiklik olması nedeniyle plan bütünlüğüne
olumsuz etkilerinin olabileceği, ayrıca plan notlarında
‘Taksim Kışlası’yla ilgili hüküm olduğu halde dava konusu
planlarda bununla ilgili bir belirlemenin yapılmadığından
dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin
şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı
sonucuna varılmıştır. ‘Dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı
tadilatlarına karşı dava açıldıktan sonra İBB’ce hazırlanan
31.07.2012 tarihli Taksim Meydanı Düzenleme İnşaat Uygulama
Projesi’ kurula iletilmiştir. Bunun üzerine 2 Numaralı
Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun 10.10.2012 gün ve
758 sayılı kararıyla, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi
ile ulaşım akışını düzenlemeyi hedefleyen İsmet İnönü (Gümüşsuyu)
Caddesi, Sıraselviler Caddesi- Mete Caddesi’ndeki dalış
tünelleri iptal edildi. Trafik akışının zemin düzleminde
sağlayan öneri doğrultusunda dava konusu planların revize
edilmesine, aynı projede önerilen Tarlabaşı Caddesi ile
Cumhuriyet Caddesi’ndeki yoğun trafik akışını zemin altına
alan ulaşım projesinin bu kısmının 2863 sayılı yasa
açısından sakıncasının olmadığının belirtilmesi karşısında
dava konusu planların İsmet İnönü Caddesi-Mete Caddesi-Sıraselviler
Caddesindeki dalış tünellerine ilişkin kısmının bu yönüyle
de koruma ilke ve kararlarına uygun olmadığı
anlaşılmaktadır.’’
MAHKEME KARARININ TAMAMI
PDF OLARAK OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ |