Fener-Balat-Ayvansaray Kentsel Dönüşüm Yenileme Projesi hayata geçirilebilecek mi?
Dünya kültür mirası adına bu denli sabıkalı bu kurumlara İstanbul’un tarihi dokusunu teslim ediyorsunuz, Bu hangi Akla, mantığa hizmettir.
İdeal bir kentsel dönüşüm çalışması sonrasında, ekonomik değeri artan kentsel alanın bu değerinin kendi yaşayanları tarafından paylaşılması gerekir. Ancak, İstanbul`da yaşanan dönüşüm süreci ile kentin yoksulları ve asıl sahipleri kent dışına adeta  "Tehçir" edilmektedirler.

AKP iktidarının 5366 nolu yasayla anıtlar kurulunun ‘tarihi ve kültürel mirası koruma’ yetkisini belediyelere devrettiği yasanın Bakanlar Kurulu’ndan geçirmesi nedeniyle belediyeler büyük koz elde etti. Bu uygulama niçin yapılmıştır?

Türkiye belediyeleri son yüzyılda tarih ve kültür adına hangi yüz akı başarıya imza atmıştır, İstanbul Fatihte son elli yıl belediyelerin kara tarihi gibidir. Sur içi tarihi yarımada tarihi kimliğinden göz göre göre sıyrılmış, Süleymaniye, Unkapanı, Vefa, Tahtakale ve diğer semtlerdeki paha biçilmez konaklar yakılıp yıkılarak iş hanlarına dönüştürülmüş olduğunu bu gözlerle gördük.

Uğrunda şiirler, romanlar yazılan konakların yerine her meslekten büyük,küçük sağlıksız atölyeler iş hanları, depolar tarihi semti bir mezbelelik haline getirdiler. Bu arada kaçak yapılaşma had safhaya ulaştı, birçok tarihi mezarlık, tarihi mekan yasadışı işgallerle kaçak yapılaşmaya kurban edildi.

Ülkemizdeki belediyecilik anlayışı batı türü karaktere maalesef hala ulaşamadı, Kayıt dışı ekonomi, belediyelerin gelirlerini kısıtlamaktadır. Belediyeler ise cezalar ve imar zorlamaları üzerinden sağladığı gelirlerle bütçe oluşturmaya çalışmaktadır.

Ayrıca belediyeler politik kadroların inisiyatifinde olması nedeniyle belediyeler üzerinden birçok suiistimalin gerçekleştirildiğini sıkça görmekteyiz.
Tarih ve Kültür mirası koruma yetkisinin belediyelere verilmesi çok büyük bir yanlış uygulama olmuştur.
Bu saatten sonra başta kültür bakanlığı olmak üzere hiçbir kurum bizlerin feryatlarına derman olamayacaktır.

Gün sivil toplum örgütleri çatısında halkımızın duyarlı kesimi güç birliği yaparak Tarih ve Kültür mirası koruma görevini üstlenmektir.

On yıllardır belediyelerin yenileme adı altında gerçekleştirdiği projeler ortadadır, Yeni modern kentler insani doğaya aykırıdır. Bu semtlerde kimse kimseyi tanımaz, sosyal paylaşım yoktur, binaların olduğu kadar yaşayanlarında toplumsal ruhu kaybettiği, bunalıma düşerek hasta olduğu gerçeğini görüyoruz.

Doğru olanı atalarımız gerçekleştirmiş, şimdi şairlerimiz, edebiyatçılarımız mazideki o günlerin özlemini şiir ve romanlarına her fırsatta taşımaktadırlar.
Siz hiç apartman kültürü şiiri gördünüz mü, tarihten kökleri koparılan kültürler asla yaşayamaz.
Bu projeler bizleri millet olmaktan, Devlete saygı duymaktan, özveride bulunmaktan koparmaktadır.

Dünya kültür mirası adına bu denli sabıkalı bir kuruma İstanbul’un tarihi dokusunu teslim ediyorsun, Bu hangi Akla ve mantığa hizmettir.

İdeal bir kentsel dönüşüm çalışması sonrasında, ekonomik değeri artan kentsel alanın bu değerinin kendi yaşayanları tarafından paylaşılması gerekir. Ancak, İstanbul`da yaşanan dönüşüm süreci ile kentin yoksulları ve asıl sahipleri kent dışına itilmektedir (Yalçıntan, 2007).

Neslişah-Hatice sultan mah. (Sulukule) projesi İnsani bir proje değildir. İstanbul tarihi yarımadanın ranta peşkeş çekilme projesi olduğunu dünya söylüyor. Bu proje bizi AB sürecimizi de olumsuz etkilemektedir.
Buradaki Roman vatandaşların yüzyıllardır değişmeyen bir hayatı var, Dünyanın her yerinde bunlar bağımsız özgür yaşamayı benimsediklerini görüyoruz, Ülkemizdeki Romanlarda aynı istikamette yüzyıllardır yaşamaktaydılar, atalarımız bunları değişime zorlamadı.

1996 yılından sonra Fatih beleye başkanı olan Sadettin Tantan Bu mahallede uygulanan eğlence hayatını denetim altına almak yerine inkâr ederek ortadan kaldırmak amacıyla büyük darbeler vurdu. Semtin eğlence hayatı bitirilince yerini yer altı mafyası aldı. Semtte uyuşturucu ve kadın ticareti başladı.
Belediye ve Emniyet semti zorlam ile boşatma girişimleri başladı, semt bu zorlamalarla Dolapdere Hacıhüsrev’e, G:O.P. Sarıgöl’e benzedi.
Bu sırada Semtin Rehabilitasyonu adı altında yenileme projesi ortaya atıldı, inşa edilecek Türk mahallesi için 150 Bin tl katkı payı istendi, son yıllarda uygulanan politikalarla zaten ekonomik olarak biten semtte bu parayı verecek yok gibiydi.
Belediye TOKİ’yi devreye sokarak ev sahipleri ve kiracılara Taşolukta daire verdi, Fatihte bazı semtlerde 700-800 bin liraya daire satıldığını biliyoruz, buradaki Türk mahallesi villaları bitirildiğinde en azından bir, birbuçuk milyon tl değerinde olacağı emlakçilerce ifade ediliyor.

Yüzyıllardır bu semtte yaşayan Çingeneler bu ranttan mahrum bırakıldılar, 50-70 bin tl ye tapuları Çingenelerden toplayanlar bizce iki büyük haksızlık yaptılar.
1- Bu Çingeneler toplumun başına beladır, yaklaşımında olanlar Roman vatandaşların şehrin en ücra köşesine kelimenin anlamı ile “Tehçir” zorla göç ettirmişleridir. Bu günümüzde insanlık suçudur.
Bu vatandaşlarımız hukuken zararlı iseler bunları cezalandırmak veya rehabilite etmek devletin görevidir. Bu yapılmadı, gözden uzak olmaları yeğlendi.
Belediyemiz bu kişileri inkâr etmek yerine aynı masrafla toplumsal hayatımıza katabilirdi. Batıda bu böyle olmuştur.
Devletimiz Doğudaki ekonomik ve kültürel hayatı rehabilte etmek için yüzlerce milyar tl harcadığını görüyoruz, Bu insanlara aynı yöntem neden uygulanmadı.
Sulukule kendine has eğlence merkeziydi, belediyemiz bu projeyi kat karşılığı Tokiye veya sivil kurumlara ihale edebilirdi, hiçbir ek masraf yapmadan ortaya güzel bir eser çıkacaktı.
Günümüzde Kumkapı, Beyoğlu, Samatya türü bir eğlence yeri kazanırken buradaki Roman vatandaşlarımız projenin bir bölümünde kendilerine has eğlence dünyasını burada kayıt altında gerçekleştirebilirlerdi.
Bir tarafta müzikaller, diğer tarafta Çingene âdeti hediyelik dükkânlar, Çingene mahallesinde konaklamak isteyenlere Turistik apart oteller, Çok mu kötü olurdu.

2- Projenin bu boyutu düşünülmedi, çünkü devrede rantçılar vardı, İstanbul’un tarihi yarımadasında bir villada oturmak kimlerin hayali değildi ki?
Şimdi tapular yok pahasına %95 el değiştirdi, geri dönüş imkânı zorlaştı gibi ama bu davalar AİM taşınırsa devletimiz bu uygulamadan maddi manevi zarar görecektir.

Bu gerçeği değerlendiren yetkililer şimdilerde alternatif Sulukule projeleri düşündüklerini açıklıyorlar. Bunlar konuyu sulandırma haberleridir. Burada uygulanan haksız el değiştirmelerin telafi edilmesi için birkaç yol vardır, bu yollar acilen hayata geçirilerek devletimizin hukuksal anlamda aklanması sağlanmalıdır.

Şimdi aynı politika Fener-Balat-Ayvansaray Kentsel Dönüşüm Yenileme Projesi olarak, Yenikapı Yalı mahallesi projesi olarak uygulamaya koyulmak istenmektedir.
Bu projelerin tamamının akıbeti karanlıktır.
Uluslar arası arenada devletimizi kültürel ve hukuksal olarak  zor durumda bırakacak projelerdir.
Tarihi kültürel dokuya olumlu katkı yapacak Dünya kültür mirası ilçemizin yüz akı olacak projelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Fener-Balat-Ayvansaray Kentsel Dönüşüm Yenileme Projesi gördüğümüz kadarı ile Sulukule’den daha acı sonuçlar doğuracak bir uygulama olduğunu görüyoruz.
Bu projelerin hayata kazandırılmaları aşamasında bünyesinde Kültür ve Tarih şuuru olan kimselerin olmadığını sanıyoruz.
Bu şehri müteahhitler, Belediyeler değil Tarih ve Kültür birikimi ve hassasiyeti olan komisyonlar denetiminde gerçekleştirilmelidir.

  Son olarak bu semtlerimizin rehabilitasyonu Belediyelere, Rantçılara, Bina sahiplerine bırakılacak bir iş değildir.
Bilhassa bu semtlerin fakir insanlarının ekonomik imkânsızlıklarından faydalanarak bu kişilerin mağdur edilmeleri kabul edilemez. Bu haliyle değil, proje bitirildiği haliyle hak sahiplerinin haklarının teslim edilmesi olmazsa olmazlardandır.

Biz naçiz gücümüzle bu haksızlıkların karşısında olmaya devam edeceğiz, bu tarih ve kültür bilincimiz gereği, taraf olacağımız saflar bellidir. Ne belediyeden, ne mülk sahiplerinden, nede buralardan nemalanmak isteyeceklerin saflarına angaje olmamız söz konusu değildir.

Behlül dane  fatihten@gmail.com

 

İNAÇ DÜNYAMIZ ANA SAYFASINA DÖN

YORUMLAR: