|
ZİNDAN HAN İÇİNDEKİ
BABA CAFER TÜRBESİ
ve MESCİDİ...!
İstanbul Fatih
kazan biz kepçe ilçemizi tanımaya / tanıtmaya devam
ediyoruz.
Hepimizin bir şekilde yanından geçtiği ama ne yazık
ki yoldan görülmediği için pas geçtiğimiz
mekanlardan biridir Zindan Han. Bir zamanlar
İstanbul’un en meşhur ziyaretgâhlarından biri idi.
Halen uzak yakın demeden bu mekanda medfun olan
mübarek zatları ziyarete gelenler var.
Kaynaklarda
“Baba Cafer, Seyyîd Baba Cafer, Cafer-i Ensârî,
Cafer-i Sâdık” gibi isimlerle anılmıştır.
Baba Cafer hakkındaki rivayetlerin kaynağı Evliya
Çelebi’nin Seyahatname’sidir.
İmam-ı Hüseyin (r.a.) soyundan olup Abbasi
halifelerinden Harunü’r-Reşid döneminde (786-809)
Şeyh Maksud ile birlikte elçilik vazifesiyle
Bizans’a gönderilmiştir.
Baba Cafer ve Şeyh Maksud, Bizans İmparatoru I.Nikeforos
tarafından kabul edilmişlerdir.
O sırada Bizanslılarla Müslümanlar arasında bir
çatışma çıkmış, çok sayıda Müslüman öldürülmüş ve
cesetleri de meydanda bırakılmıştı. İmparatorla
görüşme sırasında bunun hesabını sormak isteyen
Seyyid Baba Cafer, bugün mezarının bulunduğu yerin
yanındaki zindana hapsedilir ve daha sonra da
zehirlenerek şehid edilir.
|
|
|
|
Önce
şâhid, sonra şehit
Burada medfun olanlardan bir diğeri de Muhtedi Alî Efendi,
Baba Alî, Çoban Alî Dede, Zindancı Alî
Baba isimleri ile yad edilen bir zattır. Baba Ali, zindanda
bulunduğu sırada Baba Cafer’in kerametlerine
şahid olmuş ve akabinde Müslüman olarak Ali ismini almıştır.
Vaziyete sinirlenen Bizans İmparatoru, Baba
Cafer ile birlikte Ali Baba’yı da öldürtmüş ve aynı yere
defnettirmiştir.
Evliya Çelebi’nin rivayetlerini bazı bilgiler ekleyerek
Mecmuâ-i Tevârih adlı eserinde tekrar eden Hafız Hüseyin
Ayvansarayi, Hayri adlı bir şairin Baba Cafer menakıbını
manzum bir hale getirdiğini belirterek yirmi sekiz beyitten
oluşan manzumeyi de kaydetmiştir.
Kara Zindan
Eski İstanbul Ticaret Odası ile Galata köprüsü arasındaki
Haliç kıyısında yüksekce bina... Evet burası “Baba Cafer
Zindanı”. Baba Cafer'in türbesinin üst kısmında bulunan
hapishaneye bu ad verilmiş.
Vaktiyle buraya sivil ve bazen de asker, özellikle yeniçeri
zümresinden katil, hırsız, borç ve zina hükümlüleri gibi âdi
suçlular hapsedilirmiş.
Türbedar Abdurrauf Samedani
Zindan Han’ı biraz geçtikten sonra, Ahi Çelebi Cami’nin
hemen yanında küçücük bir türbe göze
çarpmaktadır. Sonradan inşa edilen türbede Şeyh Seyyid
Abdurrauf Samedani medfundur. Rivayete göre
Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) soyundan, Seyyid Baba Cafer’in
evladlarındandır. Dedesi Seyyid Baba
Cafer’in Zindan Kapısı dahilinde defnedilmiş olduğunu
bildiği için Fatih Sultan Mehmed Han ile Edirne’den
üçbin müridi ile gelip aman vermeyerek zindan içinde medfun
bulunan dedesi Baba Cafer’in kabrini ziyaret
etmiştir. Kendi yeşil tacını Baba Cafer Hazretlerinin
mübarek başı yerine koymuştur. İstanbul şehrinin
fethinden sonra da yetmiş sene kadar Baba Cafer türbesinde
türbedarlık vazifesini ifa etmiştir. Şeyh
Abdurrauf Samedani Hazretleri vefat ettiği zaman Fatih
Sultan Mehmed Han’ın oğlu Sultan Bayezid-i Veli
onun ruhu için bütün zindanda olanları serbest bıraktırdı.
Şeyhin cenazesine bizzat padişah Sultan II.Bayezid
da katılmıştır. Türbede, Abdurrauf Samedani’nin yanı sıra
Bekri Mustafa’nın da kabri bulunmaktadır.
YOK EDİLEN NİCE ECDAT EMANETİ VAKIF MÜLKLERİMİZDE BİRİ

Eminönü’nde, bir zamanlar tarihi yarımadayı kuşatan
surlardan geriye sadece Zindankapı ve Zindan Han’ın
arkasındaki kule kalmıştır. Kule, Baba Cafer Kulesi adıyla
bilinir. Baba Cafer (Peygamber soyundandır), Harun-el
Reşid’in Bizans imparatoruna gönderdiği elçiydi. Diplomasi
saygısı olmayan imparator onu bu kulede hapsetmiş ve Baba
Cafer burada vefat etmiştir. Fetihten çok sonra mezarı
kulenin ikinci katında bulunmuştur. Mezarın verdiği kutsal
havaya rağmen Osmanlılar da kuleyi uzun zaman hapishane
olarak kullandılar. Burası bir zaman kadınlar hapishanesi,
daha uzun zaman da borçlular hapishanesi olarak kullanıldı.
Borçlular pencerelerden bağırıp yalvarır, arada bir
hayırsever biri de borçlarını ödeyip içlerinden birini
kurtarırmış. Bu bölge hâlâ Zindankapı adıyla anılır.
|