SULUKULE, NESLİŞAH ve HATİCE SULTAN MAH. TEMEL ATMA TÖRENİ.

       Gün geçmiyor ki İlçemiz Fatih'te enteresan bir olayla karşılamayalım, Eminönü meydanı günümüzün popüler mekanı, Akla hayale gelmeyecek garip uygulamaların odağı olarak gündemimizde.  İlçemizdeki inşaat uygulamalarının Danıştay 6 dairesi tarafından 2008 yılında durdurulmuş olmasına rağmen, ilçenin her tarafı şantiye gibi, Tabii yetkililerin bu uygulamalara vereceği bir cevap vardır. Bizim merak  ettiğimiz Sulukule projesinde Arkeoloji müdürlüğü tarafından başlatılan 50mt. derinlikte, elektronik zemin etüt çalışmaları henüz başlamışken, ve henüz etüt yapılmamış olduğunu gördüğümüz  bir alanda Projenin Temel atma töreni yapılması haberine önce inanamadık, acabalar ile geldiğimiz Sulukule'de gerçekten bir açılış töreni ile karşılaştık.
        Tören 12.00 başlayacağını biliyorduk, saat geçmiş olmasına rağmen tören alanında umduğumuz katılımın olmadığını gördük, Başta TOKİ başkanı ve İBB Başkanı Kadir Topbaş olmak üzere törene katılacağını umduğumuz devlet erkanı, Çıkan polemikler nedeniyle Dünyaya mal olmuş bir projenin temel atma törenine katılmamış olmaları bizleri düşündürdü.
        Törene katılan gazetecilerin Başkan Demir'e ısrarla sorduğu -- Bu tören sembolik mi? sorusunun cevabına doyurucu cevap alamadıkları, başkanın konuyu başka mecralara çekerek cevap  vermesi dikkatimizden kaçmadı.
 

   Burada şeytanın avukatlığını yapmamıza gerek yok, biz her zaman üzüm yemek eğilimindeyiz, bağcıyla alıp veremediğimiz hiçbir sorun ve hesabımız asla yoktur. 

  Bu iyi niyetle sesli düşünüyorum,
  -Temel atma törenine katılanlar Çoğunlukla belediye personeli (Bu kişiler projeden ev almış mı bilmiyorum) Projeden ev alan mahdut sayıda vatandaşlar ve önemli sayıda gazeteciler . Tören duyurulmadı mı? ilgi mi olmadı anlayamadık!
  -Törene İBB Başkanımızın ve Yüklenici TOKİ başkanının olmaması düşündürücü olduğunu sanıyoruz.
  - Alanda 50 metre derinliğe kadar yeraltı fotoğrafı çıkarılabilen bir teknoloji ile zemin etüdü yapıldığı söylendi, Bu gerçeğe rağmen Başkan M. Demir, Beş metre kazdık hiçbir tarihi objeye rastlamadık, gördüğünüz gibi Kültür toprağını geçtik doğal fayda kazı yaptık demesine rağmen bizim alanda gördüğümüz kazı çukurlarının tamamında doğal fay katmanı değil, içinde kiremit, taş parçaları olan kültür toprağı olduğuydu.

  - 20 metre yukarıda 3-5 metre kazı yapılmasına rağmen temeli atılan ev zemin üzerine temel betonu atıldığını görmemiz bizleri derin düşüncelere sevk etti. Bildiğimiz kadarı ile bu evlerin altında oto garajı olacaktı. hukuken de sığınak olması gerekiyordu, lakin alanda 6.50 metre kat müsaadesi olmasına rağmen tek katlı bina gibi temel hazırlanması nedeniyle önceki haberlerimizde burasının kazı alanı şantiye binası olduğunu sandığımızı yazmıştık, şimdi bu uygulamanın proje binası olmasını görmemiz bizleri hayli şaşırttı.
   -


Açılış merasimini izleyen gazetecilerin gözleri katılımcılar arasında, projeden şikayetçi vatandaş aramasına rağmen bulamadı,
Sadece SANAT tarihçisi Derya Nükhet Özer'in İstanbul'un Fatih İlçesi'ne bağlı Sulukule'deki arkeolojik zenginliğe dikkat çekip, uygulamanın sembolik olduğunu açıklayan konuşması bazı kanallar tarafından kayda alındı.

Projenin uygulama aşamasında Belediyeden taraf tavır alan bazı semt sakinlerinin kurmuş olduğu, bazı evlerin el değiştirmesinde önemli misyon yüklenen, sonra kısa sürede kendini fesih eden derneğin üyeleri ise neredeyse her kanala konuşarak uygulamanın güzelliklerini sıralaması, geçmişte mahallelerinin suç  ve suçlu yuvası haline geldiğini, belediyenin sayesinde kendilerine işkence olan bu semtin rehabilitasyonu ile çok güzel bir uygulama  yapıldığını beyan ederken, semtin neden bu duruma geldiğinin sorgulamasının yapılmadığını gördük,

   Günümüzde sık sık duymaya başladığımız "Eski İstanbul'da zenginler, Yeni İstanbul'da fakirler oturacak" söyleminin perde arkası uygulaması olduğunu sorgulayacak konumda değillerdi.
    Fatih belediye yetkilileri şu sıralar buna benzer söylemi Balat-Fener- Ayvansaray, Yedikule, Yenikapı  için söylemeye devam ediyor, bu söylem ise Kentsel dönüşüm projesi yapılan semtlerin çöküntü alanı olduğu, binaların yıprandığı, depreme karşı büyük risk altında olduğunu 5366 sayılı yasanın bunun için yapıldığını sıkça beyan ediyorlar.

  Burada Başkanımıza hatırlatırız Ki! ilçemizin yapı stokunun %70'i 1950-1980 arası gayri yasal ve iptidai teknoloji, malzeme ile inşa edilen betonarme binalardan müteşekkildir. şahit olduğumuz her binada demirlerin pastan çürüdüğü, betonun deniz kumu olması nedeniyle  tutuculuğunu kaybettiği binalar gerçek deprem riski taşımaktayken, 20yy. başlarında inşa edilen tarihi cumbalı evler yığma, dolgu tuğla ile olmaları, 1-3 katlı olmaları, çelik putrellerle çepeçevre sarılmış olmaları nedeniyle depreme gerçekten dayanıklı binalar olduğu gerçeğinin neden dikkate alınmadığını merak ediyoruz. kaldı ki bizde  52 yılımızı bu ilçede böyle binalarda yaşadık.

   Kentsel dönüşüm projesi kapsamındaki bu binaların tahrip olduğu, yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu söyleminin doğrusu ise, bakımsız evlerin tamamına yakınının vakıfların, milli emlak müd., Fatih belediyesinin ve sahibi Türkiye'de olmayan kişilerin  binaları olması hep gözardı edilmektedir. 

Birde bu yüz yıllık binaların tarihi değeri olmadığı işleniyor ki bu doğru değildir.  Batıda aynı örnek binalar özenle korunmakta, buralarda ikamet eden mülk sahiplerine devlet desteği karşılıksız verilmektedir.

    Buradaki her iki resimde açıkça görüldüğü üzere binalar 6.50 mt. yükseklikte inşa ediliyor  olmasına rağmen bina bodrumsuz, garajsız,  zemin üzerine atılan temel betonu üzerine inşa edildiğini görüyorsunuz.
bunun nedenini bizzat başkan Demir'e sorduğumuzda ikna edici cevap alamadık, Temel atma töreninde basın mensuplarının ısrarla , Yenikapı'da 20 metreden sonra tarihi objelerin çıktığını hatırlatmasına başkan Demir; Yapılan kazılarda doğal toprağa ulaştık, bundan sonra herhangi bir eserin çıkma imkanı yok iddiasında bulundu.

Tarafımızca görüldüğü üzere alanda yapılan sembolik kazıların bu söylemi desteklemediği şeklindedir. Çünkü çukurlardaki zemin doğal toprak değil içinde parçacıklar olan kültür toprağıdır.
Ayrıca alandaki uzmanların 50 metre derinliğe kadar toprağın yapısal bilgilerine ulaşabiliyoruz şeklindeki açıklamalarına rağmen Alanda 2-3 metrelik çukurlar kazıp bir şey bulamadık açıklamasının büyük tezat ve çelişki olduğu ortadadır.

Eğer 50 metre toprak yapısı tespit edilebiliyorsa, yeraltı haritası detaylı çıkarılabiliyorsa' ki böyle bir teknoloji var. burada yapılan zemin etüdünde bir bulguya rastlanmamışsa, bu 3-5 metrelik kazılar   neyin nesi? 
Yok alt katmanlarda doğal olmayan objeler tespit edilmiş ise, bu katmanlara kadar neden kazı yapılmamaktadır.

Belediyemizin zemin üstüne adeta! gecekondu yapar gibi temel atarak inşaat başlatması, binanın deprem ve kullanım sağlığı için 5-8 metrelik bodrum için hafriyat yapmaması bizleri derin düşünmeye mecbur etmektedir.

Burada bazı şeylerin halktan saklandığı kokusunu alıyoruz, kısıtlı imkanlarımızla bu işin üzerinde durmaya devam edeceğiz, amacımız ne buradan ev alan insanları mağdur etmek, nede birilerine düşmanlık yapmaktır. Amacımız şeffaf yönetim, demokrasiye, tarihe, kültüre saygılı bir uygulamanın tesis edilmesi amacı doğrultusundadır.

     Projeden ev alan emekli öğretmen Orhan Sönmez, hayalini kurduğu eve kavuşmak için adaklar adadığını, zeminden tarihi eser çıkmaması için  her gün sadaka vererek dualar ettiği söylemekten çekinmeyen bir vatandaşımız, 
 Tören  esnasında tekrar görüştüğümüz Orhan bey sevincinden yerinde duramıyor, önceleri benimle yaptığı bir konuşmaya atfen ; gördün mü evlerimiz yapılıyor diyerek sevincini dile getirmesi bizce çok anlamlı ve enteresandı.

Tören alanında nitelikli elle kazı yapılan alanlardan biri, henüz doğal fay tabakasına inilmediği çok açık ortada, Başkan Demir bu toprak yapısının orijinal doğal fay tabakası olduğunu üstüne basa basa açıklamış olsa da , 2-3 metre derinlikteki çukurlardaki toprağın dolgu toprak olduğunu anlamamak için çok cahil olmak gerekiyordu,
Buradan kimseyi doğru konuşmadığı şeklinde itham etmek istemiyoruz lakin gözümüzün gördüğü için kılavuza ihtiyacımız da yok yani.
Sizinde gördüğünüz gibi zemin toprağının içi taş ve çömlek kırıkları ile dolu.

Ayrıca sağdaki resmi tıklarsanız orada  kazı esnasında bir kuyu olduğunu göreceksiniz, bu kuyunun neden yok edildiğini dünkü belediye meclis toplantısında Fatih belediyesi kentsel dönüşüm projeler başkanı Sayın Mustafa Çiftçiye sordum, Çiftçinin verdiği cevap enteresandı, Çiftçi; bu kuyuların derinliği üç metreydi, Arkeoloji yetkililerinden izin alarak kuyuları söktük şeklinde oldu.
Resimde açıkça görülen, yığma taşlarla örülmüş bu kuyuların üç metre derinlikte olduğuna inanmak çok zor, buna ancak bölgede yapma imkanı bulacağımız kişisel araştırma ile inanabiliriz, acilen burada yaşamış vatandaşları bulup buradaki kuyuların derinliğini tespit etmeye çalışacağım, halen inşaat alanına girmemiz  müsaade verilmediğinden dolayı, mümkün olmadığı için olay yerinde tespit yapmamız mümkün değil, bu konuda en kısa zamanda Sayın çiftçiden müsaade isteyeceğim.

 

 

YORUMLAR: