|
ALLAH'IN PEYGAMBER'E
ve İNSANLARA SALÂTI
O, sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size
destek verendir. O'nun melekleri de destek verirler. Ve O,
mü’minlere çok merhametlidir. (Ahzâb/43)
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'i
destekliyorlar [yardım ediyorlar]. Ey mü’minler! Siz de o'na
destek olun [yardım edin] ve o'nun güvenliğini tam bir
güvenlikle sağlayın! (Ahzâb/56)
O [Allah], sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için
kuluna apaçık âyetlei indirendir. Ve şüphesiz Allah, size
çok şefkatli, çok merhametlidir. (Hadîd/9)
Ve de kesinlikle Biz sizi korkudan, açlıktan bir şeylerle;
ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile
belalandıracağız [imtihan edeceğiz]. Başlarına bir musibet
geldiği zaman, “Biz şüphesiz Allah'a aidiz ve yalnız O'na
döneceğiz” diyen şu sabredenleri müjdele! İşte onlar var ya,
Rabb'lerinden, destekler ve rahmet onlaradır. İşte hidâyete
erenler de onlardır. (Bakara/155-157)
BUNUN ÖRNEKLERİ
Ve hani sen, sabah erkenden mü’minleri savaş mevzilerine
yerleştirmek için ehlinden ayrılmıştın. –Ve Allah, en iyi
işitendir, ve en iyi bilendir.– O zaman sizden iki grup,
Allah, kendilerinin velîsi olmasına rağmen bozulmaya yüz
tutmuştu. Artık inananlar, yalnızca Allah'a tevekkül
etsinler. Ve andolsun, sizler güçsüz iken, Allah,
şükredesiniz diye size Bedir'de yardım etti. Öyleyse Allah'a
takvâlı davranın. Hani sen inananlara, “Rabbinizin,
indirilen/hulûl ettirilen üçbin melekle size yardım etmesi
size yetmez mi?” diyordun. Eğer sabrederseniz ve takvâlı
davranırsanız, evet (sizi Rabbiniz destekler). Ve eğer
onlar, ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size
işaretlenmiş/eğiten/gönderilmiş beşbin melekle yardım eder.
Ve Allah, bunu[yardımı] size sırf bir müjde olsun ve
kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Ve bu yardım, sırf,
O [Allah], küfretmiş olan kimselerden bir kısmının kökünü
kessin yahut onları perişan etsin de kaybeden kimseler
olarak dönüp gitsinler diye azîz ve hakîm Allah katındandır.
(Âl-i İmrân/121-127)
Hani siz Rabbinizden yardım diliyordunuz da O [Rabbiniz],
“Şüphesiz Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum”
diye cevap vermişti. Ve Allah bunu sırf size bir müjde olsun
ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Ve zafer
ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, azîz'dir, hakîm'dir.
O sırada size, yine katından bir güven olarak bir uyku
sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın pisliğini sizden
gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam
durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu. İşte o
anda Rabbin meleklere, “Şüphesiz Ben, sizinle beraberim,
inanmış kimselere sebat verin. Ben, küfretmiş kimselerin
yüreğine korku salacağım, hemen boyunların üstüne vurun,
onlardan tüm parmak uçlarına[eklemlerine] da!” (Enfâl/9-12)
Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak,
“Tadın bakalım kızgın ateşin azabını” diye onları vefat
ettirirken bir görseydin. (Enfâl/50)
Hiç kuşkusuz, Allah, birçok yerde ve Huneyn Günü size yardım
etti. Hani çokluğunuz size güven vermişti de onun size bir
faydası olmamış ve yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar
gelmişti. Sonra da arkası dönenler halinde kaçmıştınız.
Sonra Allah, Elçisi'nin üzerine ve mü’minlerin üzerine
huzurunu indirdi ve sizin görmediğiniz ordular indirdi.
Küfreden kimseleri de azaba uğrattı. Ve işte bu, o
kâfirlerin cezasıdır. Sonra, bunun [bütün bu olup
bitenlerin]arkasından Allah, dilediği kimseye dönüş nasib
eder. Ve Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Tevbe/25-27)
Ey iman etmiş kimseler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini
hatırlayın. Hani size ordular gelmişti de Biz, onların
üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular
göndermiştik. Ve Allah, işlemiş olduklarınızı hakkıyla
görüyordu. Hani onlar, üst tarafınızdan ve sizden daha
aşağıdan size gelmişlerdi. Ve hani gözler kaymıştı, yürekler
gırtlaklara ulaşmıştı. Ve siz Allah hakkında zan yaptıkça
zan yapıyordunuz. Ve o vakit münâfıklar ve kalblerinde bir
hastalık bulunanlar, “Allah ve Elçisi bize bir aldanıştan
başka bir vaad yapmamış” diyorlardı. Ve hani bunlardan bir
grup, “Ey Yesrib [Medîne] halkı! Sizin için duracak yer yok,
hemen dönün” diyorlardı. Onlardan bir kısmı da, “Evlerimiz
gerçekten savunmasızdır” diyerek Peygamber'den izin
istiyorlardı. Hâlbuki onla [evleri] savunmasız değildi.
Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer onların üzerine,
onların [evlerinin] her bir bucağından girilseydi, sonra da
fitne çıkarmaları istenilseydi kesinlikle bunu yerine
getirirlerdi. Buna fazla da beklemezlerdi. Ve hiç kuşkusuz
onlar, bundan önce, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına
Allah'a ahid vermişlerdi. Ve Allah'ın ahdi sorumluluktur. (Ahzâb/9-15)
Ve Allah, o küfreden kişileri herhangi bir hayra ulaşmadan
kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, mü’minlere savaşta kâfi
geldi. Ve Allah kavî'dir [çok güçlüdür], azîz'dir [mutlak
üstün olandır]. Hem de O [Allah], Kitap Ehlinden,
onlarla [kâfirlerle/müşriklerle] yardımlaşanları
kalelerinden indirdi. Ve kalplerine korku saldı: Siz onların
bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir
alıyordunuz. (Ahzâb/25-26)
PEYGAMBER'İN SALÂTI: TESBİH ve ÖĞÜT; EĞİTİM-ÖĞRETİM, İSLÂM
İLKELERİNİ KURUMLAŞTIRMAK
Peygamber'in ve tüm peygamberlerin tebliğ ve tebyin [müjde,
uyarı, öğüt] görevi kapsamındaki en önemli işlerinden biri “tesbîh”;
Allah'ı noksan sıfatlardan arındırmak, tevhidi
yerleştirmektir. Bu Rasûlullah'ın salâtı olduğu kadar diğer
peygamberlerin de salâtıdır.
Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin
kararmasına kadar salâtı ikâme et ve sabah Kur’ân'ını da.
Çünkü sabah Kur’ân'ı görülecek şeydir. Ve geceden de.
Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece
salâtını] teheccüd e [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel
bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79)
Sonra o [Zekeriyyâ] mihrabda dikilmiş destek
verirken [eğitim, öğretim yaptırırken] melekler o'na,
“Şüphesiz Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı,
efendi [bir önder], iffetli bir peygamber olarak,
sâlihlerden müjdeliyor” diye seslendiler. (Âl-i İmrân/39)
|