|
12 Eylül 2010, Anayasanın 26 maddelik Referandum teklifi ve
Benim Mücadelem.
Referandum sonuçları AKP'nin zaferiyle sonuçlandı, Türkiye
Cumhuriyeti için Hayırlara vesile olması temennisi ile
İktidardan başta PKK açılımı konusunda milli
hassasiyetlerimizi göz ardı etmeden doğru gelişmelere adım
atılsın.
Yargı ve Ordu ile kavga etmeden, Demokratik temayülleri
zorlamadan, "Güç bende" diyerek Faşist dayatmalara
başvurmadan, Ama mutlaka hukukun üstünlüğünü, ordunun
kutsallığını kabul ederek, geçmişte Ordu ve Yargıyı
siyasallaştıranların durumuna düşmeden, Ordu, Yargı, Milli
Eğitim, Din, Ekonomi yönetimini yıpratmadan, inatlaşmadan,
dayatmalara hukuk dairesinde karşı durarak, günümüze kadar
çok yara almış bu kurumlarımızın kendi içinde asli
görevlerini özgürce yapması sağlanarak ülkemizde kardeşliğin
temellerinin atılması zamanı gelmiştir.
Referandum yarışında HAYIR cephesinde görev almamın sebebi
AKP iktidarına güven duymadığımdandır. Kişisel ve toplumsal
tecrübelerim bu yönetimin ülkeyi gerginliğe sürükleyeceği
şeklindeki kaygılarımdandır.
Tabii ki teklif edilen 26 maddenin tamamına yakınının
altına bende imza atarım, Yüksek yargının müdahale ettiği
birçok davanın siyasi karar olduğuna inanıyorum. Ordu
komutanlarımızın birçok fiili müdahalesinin siyasi olduğuna
inanıyorum, Bilhassa Sünni İslam inancının Yargı ve Ordu
müdahalesi ile inananların mağduriyetine sebep olduğuna
şahit olanlardanım. Eğitimin siyasallaştırılarak Bilhassa
Sünni İslam inancını yaşamak isteyen gençlerimizin eğitim
imkanlarının elinden alındığına inanıyorum.
Bu konularda Gerek Refah ve MHP teşkilatlarında,
gerekse Gazete ve Web ortamında yayınladığım haber
sitelerimde argo tabiriyle "Kelle koltukta" mücadele
verdiğimi tanıyanlarım bilirler. Halen bir adım ayak
sürçmeden sadece Allah rızası için, Vatan, Millet, Bayrak,
Din, Demokratik özgürlükler, Hukukun üstünlüğünü hayata
hakim kılmak için gece-gündüz demeden, hiçbir maddi menfaati
kabul etmeden, Hiçbir şekilde doğruyu ve merhameti terk
etmeden mücadeleye devam ediyorum.
Tercihim, Neden HAYIR! diyenlere tekrar açıklamak isterim
ki, Tecrübelerim nedeniyle kaygılarım devam ediyor. Umarım
İnşâallah yanılırım, Kaygılarımda yanılmam Devletimin,
Milletimin menfaatinedir. Günümüzde Ak-Kara,
Doğru-Yanlış o denli karışmış durumdadır ki, bu sisli,
dumanlı havada sağlıklı önümüzü görmemiz mümkün olmuyor.
Dün Barzani'ye yeşil T.C. pasaportu vererek, Cebine
dolarları koyarak ABD ve AB ülkelerini dolaşmasını sağlayan,
Dönem dönem ANAP-CHP-SHP-DYP-DSP-MHP-REFAH gibi partilerde
iktidar olanlardı. Şimdi bu politikacıların birçoğu 2010
TBMM çatısı altındaki partilerde görev yapmaya devam ediyor.
Kimse çıkıp ta "Siz Barzani'ye Kürt
Devleti kurdurdunuz" demiyor. Barzani'nin ülkemizin
doğusu hakkındaki beyanatlarına cevap vermiyor. Ve bazıları
o Barzani ile resmi görüşmeler yapmaya devam ediyor.
O Barzani kabilesi Saddam'ın zulmü altında inliyordu, toplu
katliamlara maruz kalıyorlardı, Top yekun sınırlarımıza
dayandılar, yediklerimizden yedirdik, giydiklerimizden
giydirdik bugün bize yaptıkları nankörlüğü görünce diyorum
ki Saddam bunlara ne yapmışsa haklıymış. Zaten bunlar
Irak içinde doğru durmadıkları için o muameleye maruz
kalmışlardı, Bir ırkçılık uğruna Irak'ı İsrail ve ABD'ye
peşkeş çektiler, asırlardır birlikte yaşadıkları iki buçuk
milyon dindaşlarının şehit edilmesine beş milyon civarı
kişinin sakat kalmasına sebep oldular. Dünyanın
en büyük petrol ülkesi Kürtlerin iç çekişmelerinden dolayı
açlıkla boğuşuyor, petrol gelirleri İsrail ve ABD ye akıyor.
Barzani ve kabilesi bunların hesabını verebilirmi?
Korkarım, Bu anayasa değişikliği ile
Ordu ve Yargı siyasallaştırılır, Batının dayattığı
Federasyon, Özerklikler, Etnik bölünme yapılmasının önü
açılır. Türkiye Cumhuriyeti parçalanma konumuna getirilir.
ABD'nin hala tanımadığı Lozan Antlaşması yerine, SEVR
dayatması hayata geçirilmeye kalkılır.
Günümüzde halkımızın çoğunluğunun bu endişelerden haberi
bile yok, Tarih bilmeyen, Ülkemiz üzerinde oynanan
oyunlardan habersiz, geçim derdi ile başını kaldıramayan,
bir torba makarnaya, bir küçük maaşı sorgulamadan, üstüne
üstlük dualar ederek alan bir büyük topluluk var
hayatımızda, Ve siyasi istikbalimiz bu insanların sandık
başına giderek verdiği tercihle şekilleniyor.
Umarım AKP endişelerimi boşa çıkaracak Hayırlı uygulamalarla
Türkiye'yi aydınlığa çıkarır, Kardeş kavgalarını sona
erdirecek caydırıcı tedbirler alır, o zaman biz Özür
dilemesini biliriz ve AKP değil, gönülden AK PARTİ der ve
yolunda yerde bir kilim oluruz. Bizim Allah rızasından
başka bir derdimiz yoktur. Vatan ve Millet için yapılacak
fedakarlığın en büyük ibadet olduğuna inananlardanız.
Alimlerin mürekkebi ile, Şehitlerin kanının aynı değerde
olduğuna inananlardanız. Bizde ard niyet arayanlar
yanılırlar.
İslam inancında "Ameller niyetlere göredir" Birisi
bir ağaç dikmek için bir çukur açar, dikeceği fidanı almaya
gider, Çukuru gören diğer bir kişi bu çukura çocuk, hayvan
düşebilir niyetiyle çukuru doldurur. Burada kimsenin ameli,
emeği zayi olmaz, Fidan diken tekrar çukuru açar iki fidan
sevabı alır, diğeri de kendi sevabını almıştır. Bu
konuda Hızır As. İle Musa As. arasındaki yolculuk kıssasını
iyi okuyalım, Hızır As. Kötülük gibi sanılan bazı
davranışlarının aslında ne kadar hayırlı davranış olduğunu
görüyoruz.
Ben Abdullah Gözaydın, Bu referandum maratonunda gecemi
gündüzüme katarak HAYIR için mücadele ettim, En çok ağrıma
giden ise kendilerini dindar olarak tanımlayanların, benim
kaygılarımı dinlemeyerek beni HAYIR cephesindeki inançsız,
ateist olduklarını iddia ettikleri kişilerin-partilerin
saflarında olmakla suçlamaları olmuştu. ve AKP yi HAK, beni
ise HAKKA savaş açan militan olarak itham ediyorlardı.
Bu ithamlar karşısında onlar namına çok üzüldüm, kendi
namıma yanılmış olsam bile asla üzüntüm yoktur, ameller
Niyetlere göre olduğuna göre kaybeden ben değilim.
kaldı ki Bu süreçte iki defa Allah'a cc. sığınarak İstihare
yaptım, ikisinde de, niyetimi yemyeşil gördüm. Bazı
yakınlarım İstişare yapmadan istihare olmaz diyorlar. Evet
doğrudur.
Bana istişare yapacak Yalan'a, Haram'a, Faiz'e, Fuhuş'a
düşmemiş bir cemaat göstersenize!, Ben tarikat ehliyim ve
şeyhim, Müritlerine hakk'ı kabul ettirmede kaldığı acizliğinden,
çevrenin nice tehlikesinden dolayı Çilehanesine çekilmiş,
Dünya ile ilişkisini "hastalık" bahanesi ile asgariye
indirmişken kimle istişare yapacağım. Koca namları olan
fıkıh "alimlerinin!!!" Devlet bankalarının verdiği "Faiz"
değildir derken,
Kimden alacağım fetva ile amel edeceğim?
Not: De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz
batıl, yok olmaya mahkûmdur.” Ayet: İsra 81. Hak Kur'andır,
hiçbir beşeri düşünce, eylem, Kur'an Hükmünde değildir. |