Rabi
Kader'den Türkiye'ye teşekkür
Dünya Uygur Kongresi lideri Rabia Kadir,
Türk halkının Uygur Türklerine sahip
çıkmasından ve Erdoğan'ın olayları
soykırım diye nitelendirmesinden duyduğu
memnuniyeti dile getirdi.
ABD'de sürgünde yaşayan, Uygur
Türklerinin "Ana"sı 62 yaşındaki Rabia
Kadir, AA muhabirine, Uygur Türklerinin
geçmişten bugüne yaşadığı olayları,
çözüm yollarını, kendisinin cezaevinde
yaşadıklarını ve lider konumuna nasıl
geldiğini anlattı.
Bütün Uygur Türklerinin ve kendisinin
yaşamının trajedilerle dolu olduğunu
söyleyen Kadir, kendisinden önce de
Mesut Sabir, Mehmet Emin Buğra ve İsa
Yusuf Alptekin gibi kişilerin Uygur
Türklerinin geleceği için mücadele
ederek hayatını kaybettiğini ifade etti.
Kadir, daha önceden dünya basınına
seslerini yeteri kadar duyuramadıklarını
belirterek, "Bizim mücadelemiz, şimdi
dünya basınına taşınmıştır. Bu sefer
geleceğimize ümitle bakıyoruz. Bütün
Türk halkı, ataları aynı olan Doğu
Türkistanlı kardeşlerini bağrına bastı.
Bunun için çok minnettarım ve ben bu
trajedinin zaferle biteceğine
inanıyorum. İnşallah bu sefer bütün
dünyanın ve Türk halkının desteğiyle biz
bu işin sonuna çıkacağız" diye konuştu.
Kadir, "Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin
kurulduğu zamanki Ahmet Can Kasım ve
İlhan Töre gibi liderlerin büyük bir
suikasta uğrayarak öldürüldüğü için 40
yıldır lidersiz kaldıklarından"
bahsettiklerini bir röportajda
söylediğini belirterek, şöyle konuştu:
"Liderlerimiz sürekli öldürüldüğü için
oradaki insanları ve dışarıdaki Türkleri
bir araya toplayıp sesimizi bütün
dünyaya duyuran bir kişi çıkamamıştır.
Liderlerimiz çıkmışsa da Türkiye ile
sınırlı kalmıştır. Bütün dünyanın
desteğine ulaşamadık. Maalesef bütün
dünya, Uygur Türklerinin Doğu
Türkistan'da dökülen kanlarıyla bizi
tanımaya başladı. Bütün dünya halkı
şimdi 'Uygur Türklerinin liderleri
kimdir' diye sormaya başladı. İsa Yusuf
Alptekin gibi liderlerimiz döneminde bu
soru sorulmamıştı. Liderlerimiz,
Türkiye'deki Türklerin desteğini almışsa
da maalesef bütün dünyanın desteğine
erişemedi. Şimdi bu dökülen kanlarla ben
kendimi bu pozisyonda bulmuş
bulunmaktayım. Ben, tarihimize cevap
vermek için değil, şu anda vatanımızda
dökülen kanlara cevap vermek için
çıktım. Gerek İsa Yusuf Alptekin gerekse
Mehmet Emin Buğra... Hepimiz Uygur
Türklerinin hürriyeti için hizmet
verdik, vermekteyiz. Şimdi her gün
vatanımızdan gelen haberlerle ağlıyoruz.
Bütün Türk kardeşlerimizin, İsa Yusuf
Alptekin gibi beni de aynı Uygur
Trüklerinin sesi olarak kabul etmesini
istiyorum."
-"TÜRK KARDEŞLERİMİZ BİZE SAHİP ÇIKTI,
GÖNLÜM RAHAT"-
Geçmişte de bu tür olaylarla
karşılaştığını söyleyen Kadir, şöyle
devam etti:
"Hayatımda bu tür katliamlarla en az 10
kez karşılaştım. Çinliler 1951-1954
yılları arasında yaklaşık 60 bin aydın
ve tarihçimizi katlettiler. Bunlar
arasında Özbek, Kırgız, Kazak
kardeşlerimiz de vardı. Onlar
bağımsızlıklarını ilan ettikten sonra,
onlara dokunamadıkları için hedef Uygur
Türkleri oldu. 1997 yılında Gulca, 1990
yılında Barın vakası ve 1987 yılındaki
olaylarda aynıdır. Katliamlarda yüz
binlerce insan öldü. Bu sefer özellikle
Türk halkı sesimizi duyup bize destek
verdi. Kendi menfaatlerini bir kenara
bırakarak, bize destek verdikleri için
teşekkür edecek söz bulamıyorum.
İnşallah Türk kardeşlerimiz bize destek
oldukları için bir şey kaybetmez. Uygur
Türkleri orada ölüyor, işkence çekiyor
ama gönlümde bir rahatlık var, Türk
kardeşlerimiz bize sahip çıktı. Bu
yüzden kendimi çok mutlu hissediyorum."
"Çin'de Türk olmakla başka bir millet
olmak arasında çok büyük fark olduğunu"
ifade eden Kadir, "Biz Türk olduğumuz
için Çin'in önünde 'pantürkist' olarak
nitelendiriliyoruz. Bütün Uygur Türkleri
bu lakap altında cezalandırılıyordu. 11
Eylül saldırılarından sonra da Müslüman
olduğumuz için terörist-dinci gibi
lakaplar eklendi. Bizim Türk ve Müslüman
olmamız Çin'in işine gelmiştir. Yıllarca
bu yüzden bize işkence ettiler" dedi.
-"LİDER OLMAYI BEN PLANLAMADIM"-
Rabia Kadir, Uygur Türklerinin lideri
olmayı kendisinin planlamadığını
kaydederek, "Orada yaşayan bütün Uygur
Türkleri gibi vatanına ve milletine olan
sadakatından dolayı onlarla birlikte
mücadele verdiğini ve nasıl bu konuma
geldiğini kendisinin bilmediğini" ifade
etti.
Kadir, "Milletime olan sevgim için hayat
boyu mücadele verdim ve kendimi burada
buldum. Hatta ben Uygurlara lider
aramıştım, fakat bu süre içerisinde
halkım beni bu konuma getirdi" dedi.
Çin'de tutuklanarak 6 yıl hapiste
kaldığını hatırlatan Kadir, yaşadığı
günleri şöyle anlattı:
"Çin parlamentosunun üyesiydim. Bu
pozisyonda Çin hükümetinin kanunları
içerisinde kendi halkımın sesini
duyurmaya çalıştım. Çin hükümetine karşı
hiçbir yanlış yapmadım. Halkımın sesini
duyurdum. 'Barış içinde beraberce
yaşayalım' dedim. Benim suçum 'neden,
niçin, niye' diye sormaktı. 'Uygur
Türkleri size her şeyini verdi, daha ne
istiyorsunuz, bizi rahat bırakın' dedim.
'Halkım, barış ve huzur içinde yaşamak
istiyor' dedim. 'Bizim dinimize
dokunmayın, ramazanda oruç tutabilelim,
namaz kılabilelim, bizi rahat bırakın'
dedim. Bunun gibi bir sürü sorunlarımızı
söyledim. 1997 yılındaki Gulca olayının
bütün gerçeklerini ortaya çıkardım.
Olayla ilgili gerçekleri toplayarak
Amerika'daki delegasyona sunmak için
gideceğim sırada Çin hükümeti beni
tutukladı. 2 sene karanlık zindanda
kaldım. 6 sene içinde başkalarıyla
konuşmam, kitap okumam ve yazma haklarım
çiğnendi. Gülme hakkım bile elimden
alındı. Uygur Türklerini önüme getirip
işkence yaparak, 'hadi bunları kurtar'
dediler. Şu anda da benim bütün maddi
varlığım elimden alınmış durumda, sadece
geçinebiliyorum, karnım doyuyor."
-"KENDİ GELECEĞİMİZİ KENDİMİZ ÇİZMEK
İSTİYORUZ"-
Rabia Kadir, Urumçi'de meydana gelen son
olaylarda Çin hükümetinin ölü sayısını
186 olarak duyurduğunu belirterek,
şunları kaydetti:
"Bizim kendi kaynaklarımıza göre bu sayı
bundan kat kat fazla. Yaralıların sayısı
da söylenenden çok fazla. Yaralıların
çoğu direk hapse götürüldüğü için net
bir sayı verilmemekte. Tutuklu sayısını
1500 söylediler. Biz buna da
inanmıyoruz. Çinliler, Uygur Türklerini
sokaklara çıkarıp onlarla güzel pozlar
verip bütün dünyaya propaganda yapmaya
başladılar.
Türk halkının Sincan Uygur Özerk
Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine sahip
çıkmasına ve özellikle Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın ve olayları 'soykırım'
diye nitelendirmesinden minnettarım.
Türkiye'nin verdiği destekten dolayı
Uygur halkının geleceği için daha çok
ümitliyim. Türk halkından bu güçlü
desteğini devam ettirmesini, hatta
tutuklu bulunanların serbest bırakılması
için çaba göstermesini istiyoruz. Şu
anda okullardaki Uygur ve Çinliler
birbirine girmiş durumda. Türk
hükümetinden, Çin hükümeti ile bizim
aramızda bir diyalog kurulması için
yardımcı olmasını ümit ediyoruz.
Önceki gün Amerikan parlamentosundaydım.
Orada Uygurlara ilişkin bir kanun
çıkarmak için çalıştıklarını
bildirdiler. ABD, Japonya, Almanya ve
İngiltere de Türkiye'nin gösterdiği
destekten dolayı bizim arkamızda.
Başbakan Erdoğan'ı göstermiş olduğu
cesaretten dolayı tebrik ediyoruz."
Kadir, "Çin hükümeti ile bir masaya
oturup konuşabilirsek onların planları
nedir bunları öğrendikten sonra daha
detaylı konuşabiliriz, ancak kendi
geleceğimizi kendimiz çizmek istiyoruz"
dedi.
Uygur Türklerinin bir gün mutlaka
özgürlüklerine kavuşacaklarına
inanmalarını, barış ve sabırla
beklemelerini söyleyen Kadir, "Mutlaka o
beklenen günün geleceğini ve bunu bütün
dünyanın göreceğini" kaydetti.
Kadir, çok kısa süre içinde Türkiye
gelmek istediğini, ancak gününü
belirlemediklerini de sözlerine ekledi.
|