Kısa Kısa (263)
* Milliyet, www.milliyet.com.tr, başlıkta ve metinde, 02.10.2011: "'Demekki bilinç altı' dedi."
1.yanlış: bağlaç "ki" kelimeye ulanmaz. Doğru yazım: Demek ki..
2. yanlış: "Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur" anlamındaki kelime "bilinçaltı" şeklinde yazılır.
* Kanal D, Bizim Yenge, kadın oyuncu, 01.10.2011: "Sen de kızının mürvetin, görürsün.", "Koşulsuz, şartsız şurtsuz..."
1. yanlış: "Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç" anlamındaki kelime, "mürvet" değil, "mürüvvet"tir.
2. yanlış: "Koşul" ve "şart" eş anlamlı iki kelimedir. Peş peşe kullanılması yanlıştır.
* Fatih Portakal, FOX TV, 30.09.2011/8.42: "Sadece 31 küsür, yani 31 küsür cevap...", "Öğretmenlerin ücret sorunu var ", "Kayserinin Yah'yalı ilçesinde sonsuzluğa uğurlandı."
1. yanlış: "Artan bölüm, geriye kalan bölüm, kesir" anlamındaki kelime "küsür" değil, "küsur"dur.
2. yanlış: Öğretmenlerin ücret değil, "maaş" (aylık) sorunu var.
3. yanlış: İlçenin adı "Yahyaalı" şeklinde seslendirilir.
* Tunç Turna, TRT TV 1, 23.09.2011/8.06: "Ahiliğin başkentinden ayrılıyoruz."
"Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak" anlamındaki kelime "Aahilik" şeklinde seslendirilir. TRT spikeri kelimenin ilk hecesini kısa olarak seslendiriyor.
* Altan Tanrıkulu, Lig TV, 01.10.2011/18.27: "Bir iki tane gol bozisyonuna girdi...", "Alex, hep akıllı köşelere gidiyor.", "İçeri drayvı çok iyi bir oyuncu..."
1. yanlış: Altan Tanrıkulu, yıllardır "pozisyon" diyemiyor!
2. yanlış: Köşeler akıllı olamaz!
3. yanlış: "Drayv" bir tenis terimidir, anlamı, "koşarak vurmak"..."İçeri koşusu (hareketlenmesi) çok iyi bir oyuncu" demek varken.
* Erol Köse, CNN Türk, 30.09.2011/19.47: "Bunun hakkını hükûmete emanet etmek lazım.", "Cem Uzanı şevk ediyorlardı.", "Sizleri vareste tutacağız..."
1. yanlış: "Emanet"in anlamı, "Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer" olduğuna göre...
2. yanlış: "İsteklendirmek" anlamındaki "şevk etmek" deyimini kullanmak varken.
3. yanlış: Erol Köse, Metin Uca'ya öykünüyor ve "Vaareste" demek varken "horiste" (Rumca "buyurun) der gibi "vareste" diyor...
Vareste tutmak: Bir şeyi yapıp yapmamakta özgür bırakmak.
* Cüneyt Özdemir, CNN Türk, 28.09.2011/19.55: "Gayriciddiyetsiz bir şekilde..."
"Gayriciddi" (Ciddi olmayan, laubali, ciddiyetsiz) sıfatı, Cüneyt Özdemir'in dilinde değişime uğruyor.
* Cumhuriyet, 29.09.2011: "...petrol, gaz ve diğer denizaltı kaynaklarını bulma ve çıkarma için asla uygun değildirler."
"Denizin altı" anlamındaki "deniz altı", Cumhuriyet editörlerince "denizaltı" (Deniz yüzeyinin altında ve üstünde yol alabilen savaş veya araştırma gemisi, tahtelbahir" oluvermiş.
* Yeni Şafak, 21.09.2011: "Türkiye'den rol kapmak isteyen Fransa Başbakanı Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Cameron, sürpriz bir kararla Erdoğan'dan önce Libya'ya gitme kararı aldı."
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Yeni Şafak editörlerince tenzil-i rütbeye tabi tutularak, başbakan mesabesine indiriliyor!
* Hıncal Uluç, Sabah, 14.09.2011: "Çatladıkkapıspor 11 günde, 4 maç oynarsa mesele yok; Fener oynarsa kıyamet!..", "Çünkü umurunda değil Kasımpaşa ile, Çatladıkkapı ile oynadığı maçlar umurunda değil.
Hıncal Uluç, İstanbul'umun Çatladıkapı semtini, "Çatladıkkapı" yapmakta bir sakınca görmüyor.İstanbul/Aksaray'daki semtin adı, burçlarından birinin çatlak olması sebebiyle "Çatladıkapı"dır.
* Serap Belet, Star TV, 24.09.2011/19.28: "Kıbrıs'ta yazın son günlerinde, hava sıcak..."
Sonbaharın ilk ayı neredeyse bitmek üzere, Serep Belet,yazın son günlerinden bahsediyor!
* Star TV, bağırarak haber okuyan erkek iç spiker, 24.09.2011/19.30: "1979 yılında Almanya'da tersanede imal edilen Koca Piri Reis..."
Gemiler tabii ki tersanede imal edilecek. Başka bir yerde gemi imali mümkün mü?
* Yeni Asya, 08.02.2010: "Tarihî Alipaşa Camii karşısındaki iş yerlerinde mesleklerini sürdüren baba-oğul, koşum ve eğer takımı üretimi yaptıklarını anlattılar."
"Eğer" ile "eyer"i karıştırma sırası Yeni Asya'ya gelmiş olacak ki..
Eğer: Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.
Eyer: Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne:
* Bülent Korucu, Zaman, 15.02.2011: "Bu yüzden yargı, saygınlığı, adaleti, mülkün temelini bir kenara bırakarak kör göze parmak anlamına gelen kararlar veriyor."
"Kör göze parmak" şeklinde bir deyim yok. "Çok belli, göze batacak kadar ortada” anlamındaki deyimin doğrusu, "kör göze parmak" değil, "kör kör parmağım gözüne"dir.
* Mehmet Aydın, Kanal Türk 20.10.2011/23.39: "Değerli konuklarımızı size tanıştırmak istiyorum."
Konukları tanıtmak varken, tanıştırmak!
Tanıştırmak: Birbirini tanımayanların tanışmasını sağlamak, tanıtmak, takdim etmek.
Tanıtmak: Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, tanıştırmak, takdim etmek, prezante etmek:
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
pandispanyagazetesi@gmail.com
www.ignelifici.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

 

.YORUMLARINIZ: