.

KENTSEL DÖNÜŞÜM SANCISI MİMAR HAYRETTİN MAHALLESİNDE

       Fatih ilçe belediyemizin hayata geçirmeye çalıştığı kentsel dönüşüm Yenileme alanı projeleri, proje hazırlanması konusunda hız kesmeden devam ediyor. Balat-Fener-Ayvansaray Kentsel dönüşüm projesi bütün resmi onayları, ihalesi  bir yıldır bitmiş olmasına rağmen henüz hayata geçirilmesi konusunda somut bir adım göremiyoruz.

       Fatih Belediyesi, Yüklenici firma, GAP inşaat henüz mülk sahipleriyle bilgilendirme davetleri yapıyor, Somut hiçbir girişim olmadığı proje sanırız genel seçimi bekliyor.  Fatih belediye başkanı Mustafa Demir, Sulukule'de yaptığımız hataları diğer projelerde yapmayacağız diyor.
Nedir bu hatalar? : Mülk sahiplerine fazla para verdiler, Mülklerin proje içinde el değiştirmesine fırsat vererek piyasanın yükselmesine sebep oldular, Kiracılara dahi 15 yıl düşük vadeli kredi ile Taşoluktan sosyal mesken verdiler.

       Halen bildiğimiz 18 proje hayata geçirilmeye çalışılırken, ilçemizde Başta kamu kurumu olmak üzere, Devlet Demir Yolları, Tekel (TTK), Merkez Bankası, Hazine, Milli Emlak Hatta Vakıf malları üzerinde projeler geliştirilerek bu alanlardaki arsa ve binalar özel kurum ve vakıflara tahsis ediliyor. 

       Geçen yıllarda Fatih belediye başkanı Mustafa Demir, Belediye meclisinden Fatih ilçesinin adını ve logosunu yeniden belirleme yetkisi almıştı, bu konudaki gelişmelerin resmen açıklanması halen yapılmadı, duyumlarımıza göre ilçemizin adı ve logosu hiçte tasvip edemeyeceğimiz şakide değiştirilmiş, ilanı geciktiriliyor.

        04 Ekim 2010 Fatih belediye meclisi toplantısında  İlçemizdeki Kentsel dönüşüm projeleri kervanına Mimar Hayrettin mahallesi de girmiş oldu, ilk etapta Gedikpaşa civarından başlanan projede kazanılan alanın ne yapılacağını bilmiyoruz,

     Uzun yıllardır Belediyelerimizin yasadığı girişimlere göz yumması nedeniyle bir zamanlar tarihi cumbalı evlerden oluşan otantik bir mahalle, Gedikpaşa ve civarı 1960 lı yıllarda  önce ayakkabı imalatçılarının istilasına uğratılarak, buralardaki çoğunluğu gayrimüslim vatandaşlarımızın ve diğer mukimlerin semti terk etmesi sağlandı. 1990lı yıllardan itibaren başta Rus federasyonu turistleri olmak üzere yoğunlaşan turistik ticarette bölge merkez konumuna geldi, ayakkabıcılara diğer meslek gurupları da katılarak bölge yerleşim alanı olmaktan hepten çıktı, okullar kapandı.

    Şimdi bölge topyekun yıkılıyor, yerine ne yapılacak göreceğiz, sanırız diğer mahallerin akıbeti olan "Turizm -Ticaret -Konaklama " projeleri burada da hayata geçirilecek. 
    Önümüzdeki on yıl içinde Fatih ilçemizin mukim nüfusunun 50.000 civarında olacağı tahmin ediliyor. Bunlar ise mevcut mukimler değil, kentsel dönüşüm sonucu gerçekleşecek olan milyonluk yeni rezidanslardan satın alanlar olacaktır.

      Üç imparatorluğa başkentlik yapmış Tarihi yarımada Fatih ilçesi üzerinde uzun zamandır düşünülen pekçok proje gördük, en acıları , Bu tarihi antik kentin iş ve ticaret merkezi olması için ilçenin altını üstüne getiren, Onbinlerce tarihi bina, çeşme, cami, medrese, külliye, hatta kilise ve havraları yıkarak, ilçenin kalbine kolay ulaşım için dev yollar açan Menderes hükümetleridir.  Marshal yardımlarıyla Milletimizi bol paraya, israfa alıştıran, kazanmadan harcama yollarını öğreten Menderes Hükümetinin prensiplerini Demirel ve Özal hükümetleri devam ettirdiler.
      Arkası kesilmeyen RANT hırsı ile yeni yollar, yeni iş merkezleri, yeni yerleşim imkanları tesis edilerek, Tarihi İstanbul'un dev bir metropol olmasını sağladılar. Bu dev metropolün yönetilmesi, can ve mal güvenliğin sağlanması hiçte kolay değildi, bu karanlık sisli ortam mafya ve yasadışı iş yapanlara yaradı, kirli pis oyunlarla Türkiye Cumhuriyetinin İstikbali üzerinde tehlikeli gelişmelere vesile oldu.

     Şimdi yeni bir köprü, yeni bir tünel ile onbeş milyonu bulan İstanbul'un  en kısa zamanda 25 milyon olması için yönetimler elinden geleni yapıyor. 
      Bunların niyeti RANT uğruna bütün Türkiye'yi İstanbullu yapmak herhalde?

Anadolu'da köyler, ilçeler, şehirler boşalıyor, Tarımla, hayvancılıkla uğraşacak iş gücümüz kalmadı, bu iş gücünü artık komşu ülkelerden sağlar olduk, İstanbul'daki yasadışı hayat imkanları hala cazibesini koruyor, yönetimler ise bu duruma çanak tutmaya devam ediyor.

     İstanbul'un nüfusunun bu denli kontrol edilemez şekilde artmasına sebep olanlar yarın korkarım vatan haini olarak tarihimizdeki yerlerini alacaklardır, Tarihimize, kültürümüze, sosyal hayatımıza kast eden bu düşüncenin acilen terk edilerek "Tarihte olduğu gibi"(1) ,İstanbul'a vasıfsız insan göçünü önleyecek tedbirler alınmalıdır.
     İstanbul sanayi kenti olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır, İç piyasa ticaretinde merkez olması engellenmeli, Anadolu'ya yatırımlar yapılarak, Anadolu'da yaşamın cazip hale getirilmesi sağlanmalıdır.

     Buradan iddia ediyorum Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasını sağlayan Babı-ali isyanı olduğu gibi Türkiye'nin iç karışıklıklarının odak noktası, rant noktası, siyasi örgütlenme noktası bu kontrol edilemez İstanbul olacaktır.  Bu konuda yaşadığımız gerçekler bu konunun kehanet olmadığını ortaya koymaktadır.

     Türkiye'yi, İstanbul'u yönetenler bu gerçeklerden yola çıkarak, nüfusu arttıracak tedbirlerden vazgeçmeli, Anadolu'ya geri göçü sağlayacak tedbirleri acilen almalıdır. SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEYECEKTİR.

    Abdullah Gözaydın 08 Ekim 2010 Cuma

(1) Tarihin birçok döneminde Roma, Bizans, Osmanlı yönetimlerinin başkenti olan İstanbul'a gelmek özel izinleydi, Mukim olarak ikamet etmek ise çok zor şartları vardı, Öncelikle eğitim amaçlı ikamet alanlar, başarılı bir eğitim sonrası İstanbullu olabiliyorlardı, İstanbul devlet merkeziydi sanayi yoktu, ticaret iç ihtiyaçlar hacmindeydi.

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com