SULTANAHMET MEYDANI EŞKIYALARA MI TESLİM?

Eminönü parkları yağmadadır. Ne gören ne bilen ne karışan ne hesap soran ne de kendisini sorunlu kabul eden hiç kimse yoktur.

Sultanahmet de satıcılardan geçemezsiniz. Satıcı diye ellerine resim, su, kartpostal, boya kutusu, topaç, simit, çaydanlık, mısır arabası, kestane arabaları, alanlar cirit atıyorlar.

Bunların kim olduğu, nereden geldiği, kaç suçtan arandığı, kaç türlü sabıkası olduğu meçhul dür.
Bir Allah’ın kulu da oturup da bunların meydanlara hâkimiyetine mani olamıyoruz bari satıcılara kimlik kartı verelim demeyi akıl edemiyorlar.

Bazen torpilli olmayan satıcı veya boyacı da zabıtalarla anlaşmaksızın haddini bilmeden Sultanahmet meydanına dalar da bir şeyler satmaya kalkarsa o zaman bir arbedeye şahit oluruz. Şöyle ki bu haddini bilmeze haddini bildirmek gerektiğini hemen bütün zabıtalar bilir ve kollayarak onu punduna getirirler. Pusu tamam olunca hep birden başına çökerler. Bir kargaşa, bir harp bir kovalamaca, bir hengâme başlar ve sandıklar, sebzeler, kutular yollarda uçuşur. Zabıtalar iri vücutları, iri göbekleriyle koşuştururlar. Vuruşmalar, bağırışmalar olur. Bir anda Sultanahmet meydanında hayat durur. Sonra araya girmeler, ahbaplar, dostlar… İş tatlıya bağlanır. Artık zabıtanın yeni bir müşterisi olmuştur.

Ey Kadir Topbaş Başkan, ey Mustafa Demir Başkan gelin şu önleyemediğiniz satıcıları yasal güvenliğe kavuşturalım.

Arabalarını almayalım. Sokaklar da kovalamaca oynamayalım. Zabıta ile seyyar satıcı kavgaları arbedesi yaşamayalım. Bunları engelleyemezsiniz. Neden mi?

Çünkü o satıcılar sattıkları şeyleri kendi adlarına satmıyorlar. İnceleyin ki göresiniz. Satıcıların patronları muhtarlardır. Partinin üst katlardaki kişilerdir. Ağalardır. Beylerdir. Onlara da dur demek herkesin haddi değildir.

Gelin satıcıya hiç karışmayalım. Gelin onlara iyilikle yaklaşalım. Adını soyadını ev adreslerini köy kasaba adreslerini tespit edelim. Analarının babalarının adreslerini, telefonlarını belirleyip her biri için bir dosya tutalım. Bir hırsızlıkta, kavgada. Kapkaçta, cebcilikte, hilede, çapulculukta, her türlü yolsuzluk ve ahlaksızlıkta gerek emniyet gerek Turizm polisi ve gerek de zabıta olarak bu elimizde olacak dosyalardan yararlanalım.

Arkasında baronlar, kıralar, patronlar olan satıcılar ile zavallıları da ayırmayalım. Zaten ayırabilmeyi de beceremiyoruz. Hiç olmazsa:” Allah’ın mülkünde Allah’ın kulları bir şeyler alır satar da biz ne hakla onlara karışabiliriz,, diyen Hz. Muhammet S.A.V.min sünnetine uymuş olalım.

Resimli kimlik taşıma mecburiyeti getirelim. Hiç olmazsa emniyeti temin edebilelim. Emniyet olsun.

Allaha emanet olunuz

Av.Yaşar Metehanoğlu  
yasarmetehanoglu@hotmail.com
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

.YORUMLARINIZ: