|
KULEDİBİ GÖZ
HASTAHANESİNDE GÖRDÜKLERİM
KULEDİBİ GÖZ HASTALIKLARI HASTAHANESİ
İstanbul da özel hastanelerin sayısını saysanız
bitiremezsiniz. Genel hastalıklara bakan gerek Üniversite
gerek bakanlık gerek vakıf, belediye hastanelerimiz de çok
var elhamdülillah. Ama göz hastalıkları hastanemiz sadece
bir adet olarak biliyorum. O da Beyoğlu Galata-Kuledibi göz
hastalıkları araştırma, eğitim hastanesidir.
Bu hastane 300 yıllık bir binadır. Toplam kullanım alanı
250.m.kare kadardır. İki bölüm halinde kullanılmakta ve üç
kattan ibarettir. Asansör ve doğalgaz sistemi kurulmuştur.
Bina Osmanlıların hastane olarak kullanmış olduğu bir
binadır.
Hastanenin ulaşımı çok zordur. Hastane çok karışık çok
engebeli, aşırı yokuş üzerindedir.
Hastane önünde park yeri yoktur. Yakınlarında da
bulamazsınız. Hastane yakınlarında bir kenarda oturup
dinleneyim deseniz buna da imkân yoktur. Sağında solunda
yakınlarında bir bahçe bir çay ocağı bir dinlenmeye
elverişli yer bulmanız da söz konusu değildir. Eğer
hastanenin tam karşısında Bereket zade camisi de olmasaydı
namaz kılacak, abdest alacak, nefes alacak bir yer de
olmayacaktı. Gelinler çocuklarını emzirmek için yer
bulamayacaklardı.
Hastane ile karşısındaki cami arası 5 metrelik bir yol. Yolu
on adım gidiyorsunuz bitiyor ve tam 90 derecelik açı ile
aşağı dönüyor.
Hastanenin bodrum katında bir salon yapmışlar. Uzun uzun
oturaklar koymuşlar. Ameliyat için muayene için, göz
dinlendirmek için, verilen ilacın tesirini gözlemek için,
kapı başlarındaki sıra numaralarının gelmesi için
bekleyenler o kadar aşırı kalabalık oluşturuyor ki çoğu
zaman iki gözü de görmeyen insanlar bile “ Allah rızası için
bir yer verin hasta bayılacak,ayakta duramıyor,merhamet eden
yok mu?,, sesine dayanamayıp yerini vermek için ayağa
kalkıyor. Yaşlılar, gözleri görmeyenler, az görenler,
inleyenler, iki büklümler, iki insanla koltuklanarak
getirilenler, bebeler, çocuklar, anneler… öyle bir görüntü
veriyorlar ki insanın bakmaya özü tutmuyor. Tariflere
sığmayan bir acıklı manzara karşınızda duruyor.
Bu bekleme yerinin girişinde danışma masası var. İki temiz,
terbiyeli ve çok merhametli melekler kadar hayırsever iki
kızımız var. Ellerinden gelenden çok fazlasını yapmaya
gayret ediyorlar. İlk başta müracaat kâğıdı almak gerek
diyorlar önünüze düşüp bahçede barakalar içindeki görevlinin
önündeki 100,bazen 200 kişilik kuyruğa sizi dikiyorlar.
Salona tekrar girip en sonda sola giden iki metrelik bir
koridora koşuyorsunuz. Hangi bölüme gideceğinizi gösterir
yazı alıyorsunuz. Hemen onun yanında da röntgen var.
Yukarılarda 15,20 yere koşturup da her birim için röntgen
istendiğinde en alta bu kısma kuyruğa girip işinizi görmeye
çalışıyorsunuz. Var. Son başta ise tahlil labaraturarı
var.En üste çıkıp belki yirmi defa da buraya koşturmanız
gerekiyor.
Orta katta Göz–1.2.3 klinikleri bulunuyor. Göz hastalıkları
ile ilgili tüm hastalık türlerine tahsis edilmiş yabancı
isimli birçok bölüm var. Buralarda her muayenede film için
en alta, kart için bahçeye, numara için bodruma ilaç için
dışarıya, tuvalet için camiye koşmanız gerekmektedir. Zira
binlerce insana yeterli abdest yeri zaten mümkün olamazdı.
Koridorlar iki metre boyundalar.İnsanlar sırtlarını
duvarlara dayamışlar ,ortadan geçecek insan çocuklu
ise,kilolu ise,iki veya bir insan yardımı ile gidebiliyor
ise tam bir çilehane,tam bir rezalet hane ahvali seyircisi
oluyorsunuz.Bazen insanın gözleri doluyor.Bazen boğazınız
düğümleniyor.
Zavallı hemşireler, içeriye alıp gözlerine ilaç damlatmaya
müsait yer olmadığından gözlerinin filmi çekilecekler kim
diye soruyor. İğne atsan yere düşmez kalabalık içinde
adımlarını zar zor atarak tek tek gözlere ilaç
damlatıyorlar. Hani filmlerde rastladığımız esir
kamplarındaki insanlara zerre kadar su yetiştirme olayı gibi
bir durum görülüyor.
Özel göz hastanelerini anlatanlar, denize nazır odalardan,
kuş tüyü saray koltuklarından, bölüm bölüm konaklama
yerlerinden, otolarına tahsisli parklardan bahsediyorlar.
Ey Yiğitler yiğidi, kahramanlar kahramanı, yaralılar
yaralısı, dertliler dertlisi Yüce insan RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Başbakanımız, ey gayretli, titiz, dürüst insan Sağlık
bakanımız Recep Dağ Hocam, ey İstanbul valimiz, ey İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş… Allah rızası
için bu hastaneye bir gidiniz. Birini gönderip bu
dediklerimin mahiyetini tetkik ettiriniz.
Ben Sayın Başbakanımızın en kısa zamanda özellere taş
çıkartacak bir sarayı bu Milletin ayaklarına sereceğine
yürekten inanıyor ve bu müjdeyi de benim bizzat davet
edilmemi de bekliyorum.
Bir teşekkür İlanı: Bir yakınımın hastalığı nedeni ile bu
hastane ve birkaç da benzeri hastaneye bir ay içinde birkaç
kez girip çıktım. Taksim-Kuledibi-Göz Hastalıkları Araştırma
ve Eğitim Hastanesinde – H A L İ L İ B R A H İ M D E M İ R K
A L E – diye bir doktor gördüm.Bu doktor,hastalara annesi
gibi babası gibi,büyükbaba,büyükannesi,evladı,kardeşi gibi
şefkatle,nezaketle,merhametle,tebessüm ile boynunu bükerek
şefkat kanatlarını sererek davranıyordu.Bakıp bakıp için
için ağladım.Ne diyeyim Allah ondan da annesinden babasından
da razı olsun.
Allaha emanet olunuz.
Av.Yaşar Metehanoğlu
|