HAYRİNÜSA GÜL FETVASI
Muhterem Cumhurbaşkanımız siyaset dehası medarı iftiharımız
Abdullah Gül’ümüz İngiltere dedir. İngiliz eli ile 19-20 yüz
yılın şekillendiğini bilen Gül şimdi de Türk eli ile 21 Yüz
yıl temellerini atma savaşı vermektedir.
Ne zaman nerede ne yapacağını ne söyleyeceğini çok iyi bilen
Cumhurbaşkanımız temel taşlarını Mimar Sinan ustalığı ile
dizmeye devam etmektedir.
Aziz gelinimiz, saygın validemiz, gözümüzün nuru Hayrinüsa
Gül de kendi çapında dünyanın kulağına bazı doğruları
seslenmektedir. Dün (7-11-2010) İngiltere’deki bir
toplantıda bir beyanat da bulundu. İlkokula giden kız
çocuklarının başlarının açılması gerektiğini söyledi. Daha
sonra reşit olduklarında kendi iradesi ile kapanmaya karar
vermeli ya da öylece devam etmeli dedi.
Peki ilk okula bir kız çocuğu başı bağlı olarak gelirse ne
olacak? bu ifadeye göre kapıda cabberrut, dev cüsseli,
ürkütücü, dayıvari, bir görevli okul kapısını bekleyecek ve
ve başı bağlı kız çocuğunu başındaki bağını söküp alacaktır.
2 de tokat atıp bir daha bunu yapma diyecektir. Belki hızını
alamayacak; iki de tekme atıp yerlere serecektir. Hatta bir
daha bunu yaparsan baban trafik kazasına kurban gidebilir,
ağabeyin işten atılabilir, küçük kardeşin kaçırılabilir gibi
tehditler de savuracaktır. Böylece Bayan Gül’ün tavsiyesi
yerine getirilmiş olacaktır.
Diyelim ki Gül Gelinimiz böyle dememiş olsun. Onun demek
istediği daha ılımlı olsun. Yani kapıda zebani gibi biri
durmasın da cici hanım efendiler beklesinler. Onlar çocuğun
başını sıyırıp açsın ve evlatçığım bir daha yapma demiş
olsunlar. Hatta üzülmesin diye de eline bom bom şekeri
versinler. Daha da nezaketli davranıp yanağına da bir öpücük
konduruversinler.
Beyler gelin aklımızı başımıza alalım. Gelin dünyaya
kendimizi güldürmeyelim. Gelin çoluk çocuğun dizinin,
başının, ayağının, iç çamaşırlarının bezleriyle renkleri ile
uğraşıp yıllarımızı, akıllarımızı, fikirlerimizi,
zamanlarımızı, emeklerimizi, heba etmeyelim. Laz’ın kuşun
kanadı suya değdiydi, değmediydi kavgasını yapmayalım. Gelin
bu yanlışlardan bir daha sapmamak üzere dönelim.
Açın anayasaları bakın. Açın medeni kanunlara bakın. Bütün
dünya yasaların da 18 den küçüklerin bakımı, gözetimi,
giyimi, yemesi,içmesi, ,eğitimi,öğretimi,tedavisi,tedibi,, ,
dinlere yönlendirilmeleri ana ve babaların bırakılmıştır.
Her ana baba çocuklarının her şeylerinden sorumludurlar.
Bu ne demektir? bu 18 den küçük kızın ana ve baba ne
giydirerek göndermiş ise okul yönteminin de buna saygılı
olması zorunlu demektir. Kanunlar da çocuk Kıyafetleri’ni
okul yönetimleri belirler demezler. Okul ile aile arasında
görüş farkı doğarsa ne olacak? O zaman ailenin tercihi esas
alınacaktır. 18 den sonra ise okul disiplinini, düzenini
bozucu bir görünüm varsa cezayı işlemle karşılaşacaktır.
Okul kurallarına uyum zorunlu olacaktır.
Mesela Edebiyat fakültesini seçmiş bir öğrenci ben tıbbi
bilgi araştırıyorum diye bir insan cesedini okuluna
getirmeyecektir. Ya da benzeri kıyafetle sınıfta
bulunmayacaktır.
Kısaca örfler, adaletler, gelenekler, dinler, din âlimleri,
din kurallarını açıklayanlar, hukukçular, okul eğitim
bilimcileri gibi karar makamları ilmi ve beynelmilel ve
bütün gelmiş geçmiş değerler ışığı altında kurallar
koyarlar.. Hiç kimse kendisini anne ve baba yerine koyamaz.
Onlar adına fetvalar serdedemez. Benim makamım çok yüksek,
benim kariyerim çok şaşaalı diye herkes kural
koyamayacaktır. sana ne benim çocuğumdan? Ne sıfatla ,hangi
hakla karıştırıyorsun. Benim inancıma, çoluk çocuğuma karşı
vereceğim sevgiye, eğitime Allah karışır, peygamberler
karışır… Benim karımın, kızımın, çocuklarımın ekmeğini mi
suyunu mu veriyorsun? Kapına dilenmeye mi geldim? Bir alıp
vereceğin mi var? Demezler mi? Cumhurbaşkanı eşi olmak
müçtehit olmak demek değildir. Cumhurbaşkanı olmak halife
olmak da değildir.
Hani, denebilir ki Çevik Bir diye birisi çıkıp binlerce
kural koymuş 7 den 70 şe herkesler de kabul etmişti. Makamı
yüksek olanlar bu nevi haklara sahip olamazlar mı? Cevabımız
olumsuz olacaktır. Öylemsilere lafımız olamaz.
Kısaca arz edelim ki; G Ü L yengemizin fetva vermesi caiz
değildir.
Hele de İngiltere’den uzatmalı emir mahiyetindeki nutuklar
uygun da değildir. Papaz okullarını gezse idi 4 yaşındaki
İngiliz kız çocuklarının başlarının nasıl bağlı olduğunu
görecekti.
Allaha emanet olunuz.
10-11-2010
Allaha Emanet Olunuz
Avukat Yaşar Metehanoğlu
|