HAKİMLERE ATIŞ SERBEST..
Son zamanlarda bir moda,başını almış gidiyor.Her suçun tek
suçlusu hakimler gösteriliyor.En yukarıdakinden en alttakine
kadar gelen vuruyor,giden vuruyor.Kalem tutan,eline mikrofon
alan ağzını açıp gözünü yumuyor…Vur hakimlere..Dedik ya atış
serbest..
Cumhurbaşkanımız iki gazetecinin tahliyesi için “memnuniyet
verici” dediler. Hâkimler tahliye etmemişti de
memnuniyetsizlik vardı anlamı çıkmaktadır.
Başbakan’ımız:”Hayırlı olsun, sevindik”dedi. Demek ki daha
önce tutuklu olduklarına üzülmüşler. Başbakan Yardımcımız
Av. Bülent Arınç Üstadımız “Tutukluluk cezaya
dönüştürülmemeli” buyurdular. Hâkimler demek ki bir bakıma
aksini yapmışlarmış…
Gazeteciler, parti başkanları, yazarlar, çizerler,
dernekler. bendikalar, bsarolar, hâkimlerin Ergenekoncuları
keyfi olarak tutuklu bulunduruyorlarmış göstererek veryansın
ettiler. bazı milletvekilleri neredeyse mahkemeleri basıp
Ergenekon hakimlerini kılıçtan geçirecekmiş gibi konuştular.
Kılıçdaroğlu: dedelerinin ilk ve en önemli nasihati
olan:”Eline, beline, diline sahip ol” kuralını Ergenekon
hâkimleri ve savcıları için bozdu.
Vay zalim, vay insafsız vay merhametsiz vay sadist, vay
vatan haini vay hukuk düşmanı, vay adalet katili hâkimler
vay…
Mesleğini kötüye kullanan generallere, gazetecilere karşı
hak vee adaleti çiğneyerek tutuklamaktan zevk alanlar der
gibi toplumun suçlu hedefi gösterildi. Dünyada eşi benzeri
olmayan gaddar meslek sınıfı mensupları ilen edildi.
Bazen bu çiğnemeler çelişkili de oldu. Mesela: 68 liler için
müruruzaman alkışlandı. Fakat Sivas olaylarında 35 kişinin
müebbet cezaya çarptırılıp da 5 kişi için müruruzaman
kuralının uygulanmasının vebalı günahı, taraftarcılığı
hâkimlerin başına patladı. Ama Sivas olayında da 68 ler
olayın da da aynı kanun uygulanmış olması nazara alınmadı.
Birinde hâkimler hain diğerinde pas geç-tavırları
sergilendi.
Peki, bu şekilde hâkimlerin hemen linç edilmesi gerektiği
anlayışı doğru olabilir mi? Hırant Dink sanıkları olayında
da kendilerini solcu olarak tanımlayanlar acayip
çıkmazdadırlar. Şöyle ki: beraata kızıp nerdeyse 2000 kişi
ile mahkemeyi basıp hâkimleri linç edeceklerdi. Karar adil
değil yaygarasını basıyorlardı.Örgüt gizlemendi
diyorlar,.Örgüt ortayla kasten çıkarılmadı diyorlar.Hakim ve
savcıların Hırant Dink’i öldürten ERGENEKON ÖRGÜTÜNÜ
sakladı,korudu,akladı,gizledi,örttü demeye –dolaylı olarak
getiriyorlardı ..Hani insan haklarından yana iseniz
Ergenekon'a sahip çıkmamanız lazım .Eğer İnsan haklarına
karşı da cuntacı iseniz o zaman da Hırant Dink için yürüyüş
yapmamanız lazım. :”Hepimiz Hırant’ız”demişlerdi..
Ergenekoncular için de yürüyüş yaparken :”H e p i m i z E r
g e n e k o n c u y u z” demişlerdi.... İşlerine geldiği
gibi davranıyor ve nereden bakarlarsa baksınlar tek suçlu
buluyorlar: Hâkimler…
Ordumuza sızmış ihtilalcılar,isyancı cellatlar ,,Eşref
Bitlisi Paşa ve yanındaki askerlerimizi uçağımızla imha
ederken iyiler Menderes’imizi,Polatkan’ımızı,Fatin Rüştü
Zorlu’muzu asarken iyi,Erbakan Hocamızı indirirken,9 saat
sorgularken iyi,Recep Tayip Erdoğan Başbakanımıza karşı
ihtilal hazırlarken iyiler ama Hırat Dink’ te çıkmaz
içindedirler. Kapalı da olsa ordu içindeki İsrail güdümlü
hain caniler eli ile Hırant’ın öldürülmüş olduğunu
biliyorlar. Ama suçlayacak biri olarak da hâkimleri
görüyorlar. Bu bakış görülüyor ki sakattır. Yanlıştır.
Kafası karışmış, zekâsı bulanmış, dengesiz zavallılar neyin
doğru neyin yanlışlığını ayırt edemezler. Vahşilik,
katillik, diktacılık, cuntacılık, her yerde her zaman her
insan için kötüdür. Kötülüğü kim yaparsa yapsın kötüdür.
Gelelim hâkimler ile ilgili umumi linç girişimine: Sayın
Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Başbakan Yardımcım
Üstadım Av. Bülent Arın Bey, Sayın milletvekillerimiz, sayın
bakanlarımız, bu izahlar, açıklamalar, temenniler,
düşünceler doğru görünmüyor. Bilhassa parti başkanları göz
göre aynayı Konya göstermeniz yanlıştır. Gazeteciler,
yazarlar, çizerler, politikacılar gelin işin doğrusunu
söyleyelim:
Hani bir söz var; bizi aldatan bizden değildir diye.
Vatandaş olarak bizleri aldatmamanız lazım. Peki, doğrusu
ne?
Doğrusu şu: Türk ceza kanununa göre 5 yıldan daha fazla
mahkûmiyeti gerektiren, ömür boyu hapsi, ağırlaştırılmış
hapsi gerektiren suçları işleyenler hiçbir zaman tahliye
edilemezler, onların tutuklu yargılanmaları zorunludur
demektedir. Kaçma şüphesi bu gibi suçlarda var kabul edilir
denilmektedir. Delilleri değiştireceği var kabul edilir
denilmektedir. İhtilal'e teşebbüs bu suçlardan kabul
edilmektedir. Bu maddelere rağmen Ergenekon hâkimleri
tahliye kararı verecek olsa,24 saat geçmeden görevinden
alınır, sürgün edilir, muvakkaten veya geçici olarak işten
el çektirilir.
Peki, ne yapmalı?
Yapılacak şudur: Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, parti
başkanlarımız, milletvekillerimiz tutuklu yargılanmalarına
olumlu bakmadıklarında samimi iseler T.B.M.M. ne şu teklifi
vermeleri gerekir.
Türk Ceza Kanunun tahliye hükmünün aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini istiyoruz:
__ “Yargılanan sanığın alacağı cezanın alt ve üst sınırları
gözetilmeksizin, suçun vasıf ve mahiyeti nazara alınmaksızın
muhakemenin seyrine zarar verilmemek kaydıyla avukatların
talebi, savcıların mütalaası, suçun vasıf ve mahiyeti de
gözetilerek her zaman:” NAKDİ KEFALETLE –veya emsal
kefaletlerle - T A H L İ Y E Y E K A R A R V E R E B İ L İ R
L E R “
Bakarsınız MİT yasasındaki hız ile çarçabuk bu değişim de
sağlanır.
Bu şekildeki bir değişiklik yapılmadan E L İ – K O L U – A Ğ
Z I – D İ L İ – BAĞLI-önlerindeki yazılı çizili kanunların
sınırlarını taşmaları mümkün olmayan –YARGI ERKİ- olan-
hakimlere yüklenmek, bağırmak, çağırmak, suçlamak, akıl
öğretmek, tavsiyelerde bulunmak, suçlamak, ayıplamak, öyle
ya da böyle demek… Doğru olmaz.
Hani yasama, yürütme, yargı biri birine karışamazdı…
Ne zamandan beri yargıya herkes karışabilir diye anayasa
değişikliği yapıldı? Ne zamandan beri hâkimlere her türlü
saldırı serbest edildi?
20-03-2012 –Sultanahmet – İstanbul
Av.Yaşar Metehanoğlu |