İSTANBUL BARO SEÇİMLERİNİ NASIL KAZANABİLİRİZ?

Evet.. 1988 seçimlerine girmeden, daha çok Demirelli yıllarda komünizme karşı olanlara sağcı deniyordu. İşte bu sağcılığın içinde her dinden her düşünceden meslektaşlarımız vardı. Komünizm gelirse malımızı, mülkümüzü, saraylarımızı, yatlarımızı, katlarımızı, çiftliklerimizi, bankalardaki trilyonlarımızı elimizden alır diye korku içinde olan üstatlarımız –sağ-cı diye isimlendirilen birine reyini veriyorlardı.

1988 seçimlerine girerken S.S.C.B. nin dağılacağı artık anlaşılıyordu. Zira Leh Valesa Polonya’da bayrağı sırtlamıştı. Rus devi çatırdıyor, çöküyordu. İstanbul Barosunda sağcı gurup olarak biz yönetimde olmamıza rağmen Rusya’nın çökme alametleri karşısında gerek Ankara siyasetinde ve gerek de İstanbul Baro seçimlerinde bir ayrışma dönemi başladı.

1988 Etiler-Turizm Otelcilik Meslek lisesindeki yemekte ayrılığın kaçınılmazlığı apaçık ortaya çıkıyordu. Avukat ve Prof.Dr. ve Baro başkanımız Selahattin Sulhu Tekinay Hoca –kızıl komünizm diktasının çağının kapandığını artık demokrasi için tehdit unsurunun siyasal İslam olacağı yönünde fikirlerini serdetti.

1988 seçimlerinde dindar olarak bilinen meslektaşlarımız B.B.P., M.S.P, D.P, B.T.P. kısaca nerede iseler ki dindar M.H.P. li meslektaşlarımız da dahil ÇAĞRI GURUBU çatısı altında toplandık.3.500 civarında ürkütücü kabul edilen bir oy aldık.Ne var ki Komünizme karşı olduğu gibi Faşizm diyerek dindar ülkücü guruba ve dindar diğer meslektaşlara karşı olan tüm meslektaşlar-Atatürk İlke ve İnkılapları bizim önceliğimiz diyen gurupta toplandılar. Eski solcularla eski Demirel döneminin hemen hemen bütün ileri gelen sağcı olarak bilinen tanınan avukatlar Önce İlke Gurubu çatısı altında seçimleri kazandı.Diğer Sosyal Demokratlar ve aşırı diye aleyhlerinde karalama yapılan guruplar kayba uğramışlardı.

Daha sonraki dönemlerde bir araya gelemedik. Av.Mustafa Kuran diye bir iş adamı da olan üstadımız “Ben bu seçimlerde 500.000 Tl. size harcama yetkisi vereceğim ve seçimler için size para teslim edeceğim.Baronun 18 yönetici isimlerini kendi aranızda tamamlayınız ama beni baro başkanı olarak gösteriniz,, diye bir teklif getirdi.Bu para o tarihte kolay kolay hiçbir gurubun harcayamayacağı para idi.Bütün TV.ve radyolarda ve bütün yerli ve yabancı gazetelerde ilanlarımız çıkacaktı.En az ıoo kadar artist diye bilinen ünlüler eli ile reklamlarımız yaptırılacaktı.Bizi demokrasi düşmanı değil demokrasinin ta kendisi olarak bütün dünya tanıyacaktı..İddialar böyleydi.

Uzun tartışmalardan toplantılardan sonra bu teklif kabul edilmedi.Av.Mustafa Kuran “Demirel’in sağ kolu biliniyordu.Sonra da Çiller’in birinci sıradaki adamıdır,, denildi.Sonra :”iş adamıdır,amacı baro veya avukat derdi değil, isim,şöhret,baro imkanlarını işine alet etme amacıdır.,kişisel hesabını güder olmaz böyle bir saçmalık,, denildi.Bazı arkadaşlarımıza göre de dindar idi ama dini toplantıların hiç birine itiraz etmez diye itiraz edildi.O sıralar Sayın Üstadımız bir kitap yazmış ve yayınlamıştı.Kitap da Şeriat demokrasi ile bağdaşamaz,, mahiyetinde bir fikir ileri sürüyor ve kişisel görüşleri ile önlemenin yolları araştırılıyordu.”Islama doğrudan karşı birisinin bize başkan edilmesi –Önce İlke-Gurubuna rey vermekten daha sakıncalı,, diye de bazı sesler yükseliyordu.

Neticede Av. Mustafa Kuran Bey 500 değil ama 25.000 T.L. civarında bir para harcadı. Ayrı bir gurup olarak seçimlere katıldı.700 civarında oy aldı. Çağrı ise 3850 den 3050 ye indi.

Daha sonraki 3 dönem içinde – Anayasa Profesörü. Dr.Av. Yücel Sayman Bey aday oldu ve üçünde de kazandı. Yücel Bey döneminde hiçbir aşırılığı, fanatikliğe, düşmanlığa, kine, garaza, İsrail ile veya Cia ile veya iç ve dış demokrasi düşmanı sayılacak hiçbir dış unsura baromuzu alet etmedi. Ettirmedi. Onun zamanında başı kapalı kızlar sadece duruşma anında başını açıp duruşmadan çıkınca hemen duruşma salonunun önünde başlarını kapatıyorlardı. Adliyelerin bir yerinde hem kadınlar için hem erkekler için mescitler açılmıştı. Kısaca dünyaya bu kadar insan hak ve hürriyetlerine saygılı insan hakikaten de az gelirdi.

Başka dönemlerde solcu başkanlar hep iktidar düşmanıymış,hükümete hep karşıymış hep onun ayağını kaydırmanın çarelerini ararmış gibi görünürlerdi banim inancıma göre..Ama Yücel Hoca iktidar düşmanlığı yapmadı.Ne var ki yönetimin ağırlığı yüzünden işbirliği de yapamadı.Eğer işbirliği yapılsa idi avukatlık mesleği ölmeyecekti.

Avukatlık kanunu çıktı. Avukatlığı, avukatları ekonomik yönden ileriye götürmüyordu. Boşanma yasası çıkarıldı. Boşanacak olanın kendisi bizzat hâkimin karşısına dikilir de boşanıyorum derse hâkim hemen boşar, avukat tutarsa, avukata resimli, özel, günlük, kesin talimat kesin kanaat beyan eden noter vekâleti ile avukatlar hâkimin huzuruna gelirlerse hiçbir değeri olmaz şeklinde yasa çıktı. Boşanma davalarının tamamına yakını avukatların elinden alındı.

Çek yasası çıktı. Eskiden çeki karşılıksız çıkanın cezası 503 ten dolandırıcılıktı. İki yıldan başlıyordu. Hiç bir Allah kulunun çeki ölmüyordu. Eninde sonunda çek veren parasını ödüyordu. İktidar bu işi de avukatların elinden aldı. Ekonomik suça ekonomik ceza verelim diye çek kanununu bin bir şekle çevirip çekin anlamını yitirmeye sebep olundu. Böylece avukatların artık çek ile de ekmeğini kazanması mümkün olamayacaktı.

CUMUK diye bilinen değişiklik ile vuran, kıran, yakan yıkan, dağıtan, Bıcak veya tabanca ile başkalarını delik deşik edenlere hemen bir avukat gönderme kanunu çıkardılar. Artık ceza avukatlığına da gerek kalmıyordu. Zaten C.M.K. haliyle Baro veya Hükümet bir avukatın gitmesini sağlıyordu.

Bu örnekler yüzden fazladır. Eskiden en gözde meslek avukatlık ve doktorluk idi. Avukatlık mesleğinin artık hiçbir lüksünün kalmamasının nedeni; âcizane kanaatime göre, lütfen kimse alınmasın, kızmasın, tek sebep İstanbul Barosu ile iktidarların ağız birliğinin kurulamamasındandır. Resimli, özel boşanma yetkisini içeren vekâletle avukatın boşanmada söz sahibi olamamasının başka bir izahı olamaz. Ne çare ki bunca genç meslektaşımızın ümitleri, hayalleri suya düştü.

Çağrı Gurubu Yücel Hoca döneminde bir ara seçimlere katılmama yönünde karar aldı. Ben bizim saf boş bırakılmamalı öyleyse ben bir gurup kuracağım ve tek başıma gireceğim dedim. Girdim. Epey de para harcadım ama benim ismim de bağlayıcı, toplayıcı olmadı. Ki aynı dönemde daha sonra fikir değiştirip seçime Hukukçular Derneği yönetimindeki arkadaşlar katılma kararı vermişlerdi. Bu arada bir başka sağ gurup da seçime ayrı bir isimle girdi.

A c a b a K a y b ı n S e b e b i N e : ? Ben en son seçimden bir hatıramı sunayım da biraz anlaşılsın.Bizim gurup adına hareketi yönlendiren Av. Necati Ceylan kardeşimiz derneğimiz adına seçim nedeniyle bir yemek vermişti.Bahçelievler de bir lokanta idi.Gittik,konuştuk.Fikirlerimizi açıkladık.Kalkma zamanı gelmiş artık dağılıyorduk ki Necati kardeşim benim masama doğru yaklaştı:”Metehanoğlu hele cebine bak,ne var,,? Cüzdanımı çıkardım ki 300 var.Gösterdim:”Sen ikisini bırak,biri sana yeter,,dedi.verdim.O ara ayak üstü birkaç meslektaşla bizim masadakilerle beraber sohbet ediyorduk ki Necati Hoca yine geldi.:”Araban burada mı,,? Evet dedim.:”Öyleyse senin paraya ihtiyacın yok,sen onu da ver,,dedi ve ben onu da verdim de o gecenin yemek hesabını kapatabildik.

Daha gerisini bilmem ki anlatmakta yarar var mı? Belediyelerimiz var;ilgilenmiyorlar.Bakanlıklarımız var,duymuyorlar,İş adamlarımız,zengin dindarlarımız var; dönüp bakmıyorlar.Belediye Avukatlar için özel kart çıkarsa ve meslek gereği çok koştuğumuz göz önüne alınsa da bilet parası yüzde yirmi beş indirilse ,Avukatlık kartını gösterene OTOPARK_İSO-PARK- parası kesilmese..Avukatlık mesleğini belediye başkanımız sayın Kadir TOPBAŞ tanısa.. Olmaz mı? Biz avukatlar iktidar ile hasım değiliz.

İstanbul belediyesi ve belediyeler bize de sosyal imkân tanımalıdırlar. Bizim iktidarı, belediyeleri, hükümeti sevebilmemizi sağlamalıdırlar. Denetçi, sözleşmeci avukat diye bakan yakınları veya siyasilerin akrabalarına özel iş kapıları özel servet kapıları açmanın zamanı geçmiş olmalı.

İnşallah benim ne demek istediğimi yukarıdaki kardeşlerimiz düşünürler. Yahu biz ne yapıyoruz derler inşallah. Ben yine bu sitede bir bakan bir okuma yazmayı askerde öğrenmiş yakınına İstanbul Elektrik borçlarını toplama yetkisi vermiş. Ancak bu yasal olamayacağı için binlerce karışıklıklar çıkmıştı. Sitede olayı yayınladım. Bu anda da Adalet Bakanlığında soruşturma safhasında olay devam ediyor.

Milletvekili seçimlerinde derneğimizin varlığı nazara alınsa, milletvekili arkadaşlar derneğimizle, seçimlerimizle ilgilenseler, ziyarete gelseler olmaz mı? Hatta T.B.M.M. başkanımız Av. Mehmet Ali Şahin Bey bile bizi unutmamalı idi.Baro yürüyüşlerine göz atınız.C.H.P. nin İstanbul milletvekilleri tam kadro katılıyorlar…Daha neler var…

Bu gün bu kadar yeter.

İnşallah önümüzdeki günlerde dünyada ve Avrupa da ve Türkiye’de sağcılık nedir? Solculuk nedir? Yazacağım.

Allaha emanet olunuz.

Av.Yaşar Metehanoğlu
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

.YORUMLARINIZ:
     Behlul Dane  fatihten@gmail.com,
Sayın Metehanoğlu toplumsal olarak Sağ-Sol kavramlarından ne anladığımızı tarihi hatıralarınızla tekrar hafızalarımıza sundunuz, teşekkür ederiz.
Yeni dünya düzeni dedikleri, emperyalizmin yeni yüzü, varlığını kaoslar üzerine kurmuştur, Dünyada Savaşların yerini barış ve sevgi alacak olursa Dünyayı kana bulayan bu ırkçı, faşist, ateist yeni emperyalist güçler aç kalacak, silah satamayacak, Faiz veremeyecek, kendileri ( lüzumlu! ) olmayacaktır.
Evet dün sağ sol diye toplumları birbirine kırdıran güçler, Komünizm efsanesinin yıkılması ile yeni bir Fobi! icat etmesi gerekiyordu.
11 Eylül sabahı daha hiçbir borsacı işe gelmediği bir saatte Dünya Ticaret merkezinin yerle bir edilmesi, birkaç yerde eylemin sürdürülmesi yeni Fobinin adını ortaya çıkardı "İslami Fobia" Bunun altını doldurmak için aynı senaryo devam etti, aradan geçen yıllarda ortaya atılan belgeler bu vahşeti İslamcılar değil, Global sermayenin gerçekleştirdiği alenen ortaya çıktı, herhangi bir yaptırım gerçekleştirilemedi, çünkü güçlü iktidarları devam ediyordu.
ülkemizde ve Dünyada Böyle fobyalardan geçinenler hayata egemen, bizler hala düşmanı tespit etmede körlerin fili tarif etmesi gibiyiz, olayları analiz etme kabiliyetimiz körleşmiş, nemelazımcılık ahlak olmuş, suçluyu hoş görme kınanmıyor, hatta suç işlemek yalan söylemek suç olmaktan çıkmış.
Fazla uzatmayayım, böyle bir toplumun akıbetini Allah ve Resulü Hz. Muhammed S.a.v haber veriyor, "Beğenin zilletlerden en zelilini, aşağılardan en aşağısını"