.Dışişleri
Bakanlığı'nın Lozan hatası

Dışişleri Bakanlığı'nda Ahmet Davutoğlu
rüzgârı kendisini hissettirmeye başladı.
Nitekim 19 Mayıs'ın Yunanistan'da resmen
"Pontus günü" olarak anılması ve buna
hükümet yetkililerinin de katılmasına
"misilleme" olarak Dışişleri Bakanlığı
hem bir kınama yayınlıyor hem de
Lozan'ın bir maddesini hatırlatıyordu.
Açıklama, aynı zamanda tarihle ilgili
ince bir noktayı da gündeme getiriyordu.
Bizimle ilgili kısmı şuydu:
"Bu vesileyle, Kurtuluş Savaşımız
sırasında Yunanistan'ın Anadolu'da
tevessül ettiği vahşet ve mezalimi ve bu
bağlamda, Lozan Antlaşması'nın 59.
maddesinin, 'Yunan ordusu veya
yönetiminin savaş hukuku kuralları
hilafına Anadolu'da sebep oldukları
yıkımın Yunanistan tarafından tazmin
edilmesini öngördüğünü hatırlatmak
isteriz."
Yerinde bir tespit; ancak yanıltıcı bir
bilgi. Lozan'ın sözü edilen maddesinde
'tazminat' kelimesi asla geçmez. Ya
hangi kelime geçer? "Tamirat" kelimesi
vardır ama "tazminat" yoktur.
İngilizcesi "reparation", Fransızca
metinde ise "reparer" şeklinde ifade
edilmiştir.
Zaten eğer Dışişleri Bakanlığı'nın
açıklamasında geçtiği gibi, Lozan'da
Yunanistan'ı 1 lira bile olsa
"tazminat"a mahkûm ettirebilmiş
olsaydık, bu, dünya önünde Yunanistan'ın
suçlu olduğunu ilan anlamına gelecekti.
Sadece savaşta Anadolu'ya verdikleri
zararı tamir ettirme şartını antlaşmaya
koydurabildik.
Ancak İsmet Paşa, bırakın Dışişleri'nin
açıklamasında geçtiği gibi 'tazminat'
almayı, Yunanlıların resmen ödemeyi
kabul ettikleri 'tamirat' bedelini dahi
Venizelos'a bağışlamış, sanki avukatlığı
kendisine düşmüş gibi, Yunanistan'ın 4
milyar altın Frank tutarındaki tamirat
bedelini ödeyecek malî durumu olmadığını
söyleyerek TBMM'nin bütün ısrarlarına
rağmen Yunanlıları affetmiş, Meclis'te
yaptığı konuşmada ise "Barışın bir an
önce gerçekleşmesi için tarafımızdan
büyük bir fedakârlık" yapıldığını ileri
sürmekten çekinmemişti.
Peki İsmet Paşa'ya sormazlar mı? Madem
Yunanlıların malî durumu bu parayı
ödemeye müsait olmadığı için
affediyorsunuz, peki Türkiye'nin durumu
çok mu müsait idi de Lozan'da Osmanlı
borçlarını son kuruşuna kadar ödemeyi
taahhüt ettiniz? Hiç değilse bu borcun 4
milyar altın Frank tutan kısmını
Yunanistan'ın üzerine yıksaydınız.
Ben de ne söylediğimin farkında değilim.
Bizim bütün borcumuz ne kadardı ki, 4
milyar oradan düşülsün! Açın kitapları
bakın, 1933 yılındaki konsolidasyonla
borcumuz 962 milyon Franga bağlanmıştı,
yani yaklaşık bizim Yunanistan'dan
alacağımızın dörtte birine. Şöyle
diyelim: Yunanistan'a lütfettiğimiz
miktarla Osmanlı'dan kalan borcu biz 4
defa fazlasıyla ödeyebilir, hatta
cebimizde yüklüce bir para bile
kalabilirdi.
Nedense Osmanlı borcunu ödeye ödeye
bitiremediğimizi dillerine dolayan İsmet
Paşa kafasındakiler, Yunanistan'a bunun
4 katını hibe ettiğimizi söylemeyi
unutuyorlar. Biraz ciddiyet beyler!
Daha Lozan'da yaptığımız o meşhur hesap
hatasına değinmedik. Maliye memuru Hüsnü
Himmetoğlu sayesinde çift hesaplanan bir
borcumuz ortaya çıkmıştı. Ne kadardı
biliyor musunuz bu borç miktarı? Tam 300
milyon lira! 300 milyon lirayı gözden
kaçıranlar orta halli bir memur kadar
hesap kitap bilmiyorlarsa, "Lozan'ı biz
kimlere emanet etmişiz?" diye yeniden
düşünmemiz gerekmiyor mu? m.armagan@zaman.com.tr
|