|
KÜRT SORUNU, DEP, DEMOKRATİK REFORMLAR
Dünyanın
cadı kazanı "Mezopotamya"
İlk çağlardan beri kendisinin ve bölgenin olduğu
kadar bilinen bütün dünyanın huzurunu bozan, pek çok savaşlara,
toplu katliamlara sahne olan Kutlu toprak "Mezopotamya"
Semavi , Tek Tanrılı dinlerin merkezi Kudüs, ve burayı ele
geçirmek uğruna dökülen kanlar bu günde devam ediyor, Karadan ve
Denizden pek çok defa
bütün Avrupa'nın Haçlı seferleri ile, Osmanlı üzerine 1.dünya
savaşı öncesi ve sonrasında yedi düvelin kudurmuşçasına saldırması
sonucu insanlık tarihinin en büyük insanlık katliamının yapıldığı
savaşlarda milyonlar hayatını kaybetti, Bu savaşların kararlarının
alındığı meclislerde (
Türkler insan değildir, onları öldürmek ibadettir diyebilecek
kadar kalbi kara, gözünü kan bürümüş İngiliz "Çörçil" "Buradaki Türkler
kelimesi batıda İslam anlamında kullanıldığını unutmayalım"
İlk çağlardan beri uğrunda mütemadiyen kan
dökülen Kutlu toprak Kudüs için günümüz medeni! dünyasında ,
Geçmişten hiç ibret almadan aynı zulümler , katliamlar, savaşlar
devam ediyor M.Ö.2500 küsur yıllarında Musevilerin Hz. Musa sav.
ya ihanet etmesi ile Allah cc. tarafından lanetlenen Yahudiler,
dörtbin beşyüz yıldır kendilerini lanetten kurtaracağına inandıkları "Vaad
edilen topraklar" dedikleri Nil'in kaynağından Fırat'ın kaynağı
arasında bulunan topraklar üzerinde kuracakları "Büyük -İsrail
İmparatorluğu " devleti uğruna bölgeyi ve dünyayı kan
gölüne çevirmeye devam ediyorlar.
Kısaca -Siyonist diyeceğimiz bu inanışa sahip insanlar,
amaçlarına ulaşmak için her türlü argümanı tereddütsüz
kullanmışlar halende kullanmaya devam etmektedirler.
-Kabala adını verdikleri Tevrat dışı din kitaplarında "Yahova"
bütün insanlığı -israillilere hizmet için yaratmıştır, onların
malı canı helaldir, derken -siyonistlerin dünya
insanlığına bakışını bilmek konuyu anlamada çok gereklidir.
Şimdi birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra şekillenen
yeni dünyada -siyonistlerin her köşe başını tuttuğunu görmemek
mümkün mü ? Sayıca çok az olmaları, savaştan , kavgadan
korkmaları -siyonistleri tarih boyunca piyon kullanmaya yöneltmiş
, tarih boyunca kullanabilecekleri kavimleri maddi menfaatlerle,
hatta akrabalık uydurmaları ile amaçları doğrultusunda
kullanmışlar, kullanmaya devam etmektedirler.
Bu gün Mezopotamya'da olan kanlı olayların arkasında sadece
-Siyonist emeller vardır. ve bu bölgedeki kavimler, mezhepler ,
halklar birbirleri üzerine kışkırtılarak savaştırılmakta, bu
şekilde güçleri imkanları ellerinden alınan topluluklar -Siyonist
emellere hizmet edecek duruma düşürülmektedir.
Bu gün ırakta akıtılan kanların üzerine yeni demokratik
bağımsız bir ırak devleti kurmak asla mümkün olmayacaktır,
Neticede işgalci güçler oradan bazı sınırlar çizerek 1.dünya
savaşı sonrası olduğu gibi kukla devletler kurarak ayrılacaktır,
bu ayrılış fiziken olsa da siyasi olarak hiçbir zaman
gerçekleşmeyecektir. Aktif güçlerin çekilmesini fırsat bilecek
olanlar, çeşitli bahanelerle komşularına saldırarak savaş hali
devam edecektir, bu durum nihai hedef olan Büyük -israil devleti
kurulana kadar devam edecektir.
Bu gerekçeler nedeniyle bütün bölge aynı tehlike içindedir,
gördüğümüz şudur ki ,Ortamı karıştıranlar sadece ırak'ın
parçalanması -Filistine yardım eden -Saddamın ortadan
kaldırılması, ırak petrollerine el konulması onlara yetmemektedir,
Bilhassa Fırat havzasının bu ateş kazanının içine atılması
gerekmektedir. Çünkü vaat edilen topraklar içinde bulunmaktadır, -siyonistlerin
Türkiye'de bulunan bu topraklardan vazgeçtiğine inanmak mümkün
değildir.
Bölge öyle karıştırılmalıdır ki, -siyonistlere kafa
tutacak hiçbir güç kalmamalıdır. "Böl, Parçala, Yönet" bu
hayat felsefesinin temel ilkesidir.
Bölgedeki Kürtler,Ermeniler, Asuriler, Pek çok Şii ve diğer guruplar, çeşitli oyunlarla bölgenin
mozaik yapısına itiraz etmeleri, isyan etmeleri için alt yapı
oluşturulurken, sağlanan maddi manevi imkanlarla toplum hayatında kaos
oluşturulmaktadır.
Yakın tarihimizde doğu ve güneydoğu
vilayetlerimizde bu amaca yönelik halkı kışkırtıcı uygulamalar yapıla gelmiştir,
Atatürk'ten sonra bölgeye yatırım yapılmamış halk on yıllar
boyunca tarlasında uyuşturucu tarımı yapmaya mecbur bırakılmış,
bölge insanı önemli ölçüde kaçakçılık ile iştigal etmeye
yönlendirilmiş, bu şekilde nesiller devlet ile savaşmaya,kavgaya
hazır hale getirilmiştir.
1980 sonrası Türkiye'deki politikalar kaçakçılığı devre dışı
bırakıp, uyuşturucu konusunda Avrupa ve ABD ile işbirliği
yapılması sonucu büyük oranda önü kesilince halk aç kaldı, "açlık
sofuluğu bozar" ata sözünden anladığımız gibi çaresiz kalan
bilhassa gençler dış kaynaklı bölücü güçlerin maşası olarak dağa
çıktı, Devlet güçleri ile kendilerine göre "kurtuluş savaşı...!"
vermeye başladı, neyin kurtuluşu ? diye düşünmeye fırsatı bile
olmadı, çünkü gençti, cahildi ve açtı; ve batıda filmlerden
öğrendiği kadarı ile bambaşka mutlu bir hayat vardı, oda bu mutlu
hayatı yaşamalıydı, ağalara karın tokluğuna marabalık
zorlamalarından kurtulacaktı, ve devlete isyan başladı.
On yıllardır bölgeyi aç ve cahil bırakan
unsurlar , ilk tepki olarak kaba kuvvet kullanarak başkaldıranları
sindirmeye , istekleri görmemeye çalıştı, devletin bu tavrı karşı
tepkiyi güçlendirdi, maddi olarak muazzam imkanlara sahip bölücü
güçler her şekilde yurt dışı organizasyonlar kurarak ülkeden
kandırarak hatta silah zoru ile kaçırılan küçük yaştaki çocuklar;
Suriye,Irak,İran, Ermenistan, Yunanistan topraklarındaki kaplarda
askeri terör eğitimi aldılar, her biri robot haline getirilen gençlerimiz şuursuzca
intihar bombacısı olmaya hazırlandılar,
Düşünemediler ki yüz yıllardır birlikte yaşadığımız Dinimiz bir
mezhebimiz bir, kültürümüz bir, heyecanlarımız bir ve en önemlisi
hiç ayırım yapmadan yüzyıllardır aramızda evlilik bağları ile
kaynaşmışız, kavimden, ırktan soyutlanarak millet olmaya
devlet olmaya bu devlet için için bütün emperyalist dünya ile
Çanakkale'de, Yemen'de , Trablus'ta, Filistin'de, Kafkaslarda, Viyana
önlerinde, Bizans önlerinde, Sırpsındığında daha bilmem nerelerde
hep birlikteydik, Biz öyle Arap, Acem taassubu ile aynı coğrafyada
ayrı ayrı yaşamadık, biz bu topraklar üstünde bir olduk, kardeş olduk, millet olduk,
Bu gün bizleri bölemeyeceğini anlayan bölücü dış güçler on
yıllardır kanayan yaraları kaşıyarak ülke içinde siyasi ayrımcı
hedeflerle halkın kışkırtılmasına devam ediyorlar.
Bu arada Dış güçlerin iç uzantıları devletin halkı ile
kaynaşmasını engellemek için her türlü ahlaksız tedbiri almaktan
kaçınmamaktadır. Bilhassa Diyarbakır merkezli bölücü siyaset
benimseyen maşalar, devletin kendilerine verdiği belediye
bütçelerini halka yansıtmayarak , bakın devlet bizi dışladı para
vermiyor bizde size hizmet edemiyoruz gibi yalanlarla halkı
kışkırtmaya devam ediyorlar.
Son Diyarbakır mitinginde Başbakan R.T. Erdoğan Yüz binlerin
toplandığı meydanda belediyeyi açıkça suçlayarak onlara bütün
kanuni haklarını verdikten sonra destek amaçlı pek çok imkan daha
sunduklarını fakat belediye yönetiminin bu imkanları halka
yansıtmadığını tespit ettiklerini. bu nedenle artık Bu bölücü
siyaset güden belediyelere kanuni haklarından fazlasını
vermeyeceklerini bölgenin acil ihtiyaçları için merkezi hükümet
olarak ilgili bakanlıklarca yatırımlar yapılacağını duyurdu.
İşte bölücü dış güçlerin iç uzantıları böyle ahlaksız ve en
önemlisi bölge halkı bu konuda gerçekleri görüyor, Bölgede Kürtçe
konuşan, kendini Kürt kimliği ile tanımlayan pek çok kişi evvelce
PKK aleyhine alenen konuşamazken artık konuşulabiliyor, RT
Erdoğanın Kürt sorununu halledeceğine ve bölgenin kalkınmasını
sağlayacağına inanıyorlar. ve kavgadan bıktılar, Yanı
başlarındaki Irakta gelişen olayları asla yaşamak istemiyorlar,
Iraktaki Kürtlerle birlikte anılmakta istemiyorlar,
Bağımsız olarak meclise girecek DEP lilerin Bölgenin değil
kendilerinin gizli amaçlarına hizmet edeceğine inanıyorlar. bu
nedenle büyük çoğunluk bölgede DTP değil AKPye oy vermeye kararlı
olduğunu söylüyor, buna birde güvensizlik nedeniyle oyunun rengini
söylemeyen AKP sempatizanlarını eklediğimizde ortaya çıkacak
tablo muhalefeti de DTPyide hayrette bırakacağını sanıyoruz.
Bu
nedenlerle AKP bölgede belki de DTPyi geçecek boyutta taraftar
sağlamış durumda, Bilinçli halk artık kavganın bitmesini
istiyor, bölünmek ve kardeş savaşı istemiyor, DTP uzantısı
bağımsızların meclise girmesinden rahatsız oluyorlar, çünkü
bunların niyetinin üzüm yemek değil ,amaçlarının bağcıyı dövmek
olduğunu biliyorlar, bunların mecliste bölge çıkarlarına
değil, çıkaracakları meclis içi anarşi nedeniyle, AKP nin hayata geçirmeyi
düşündüğü bölgenin kalkınması ve birlik beraberlik reformlarının
engellemesinden korkuyorlar. Artık barış ortamında huzurla
yaşamanın özlemi ile oy kullanacaklarını yüksek sesle söylemeye
başladır.
Bu nedenlerle bölgede DTP değil AKP birinci parti
Behlul Dane 14/07/2007
Abdullah Gözaydın
|