|
KUDEP VE TARİHİ
ESERLERİ KORUMA FAALİYETLERİ
İstanbul
kentsel dönüşüm projeleri ile yenileniyor, Tescilli sivil
mimarlık örneği binalar yıkılarak yerlerine imitasyon sahte
görünüşlü binalar yapılacak, İstanbul koruma kurulları ve
Kültür bakanlığı bu uygulamalara onay verdiğini görüyoruz.
Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama duymadık. Balatta
200 yıla varan cumbalı iki katlı binalar yıkılacak yerlerine
dört katlı betonarme sözde cumbalı, gerçeğiyle hiçbir
alakası olmayan bir yapılarla SEMT KİMLİK DEĞİŞTİRECEK. VE
BUNUN ADINA DA "TARİHİ KORUYARAK YAŞATIYORUZ" DENİLECEK.
Bu belediye ve kültür bakanlığı personeli
ya çıldırmış olmalı, yada A. Nesin'in dediğine inanıp bu
toplumun %90'ının APTAL olduğuna hükmediyor
olmalılar.
Sitemizde Fener Balat Ayvansaray projesinde uygulanacak olan
AVAN proje örnekleri yayınlanmaktadır. Bu resimlerde
gördüğümüz yapılarla Tarih Nasıl yaşatılacak anlamış
değiliz.
Avrupa'da bu örnek binalar ücretsiz olarak belediyeler
tarafından korunmaktadır, Bizde ise yok edilerek tarihi bir
ilçe modern bir yerleşime çevrilmek isteniyor.
1958
den beri olanları takip ediyorum. Küçük pazarda Aşağıda
Kudep'in haberine konu olan Saime ablanın komşusu olarak
yaşadım, bu sokaktaki konaklar içinde Saime ablanınki
mütevazi bir evdi. O muhteşem konaklar yıkılarak yerlerine
hanlar, atölyeler yapılınca Saime ablanın evi görkemini
ortaya koydu.
Şimdi KUDEP Fatih'te bazı binaları onardığını söylüyor,
Süleymaniye, Küçükpazar,Zeyrek,Sulukule gibi semtlerde
üzerinde "KUDEP Tarafından onarılmıştır" levhaları
gördüğümüz birçok bina var, dışından bakıldığında tarihin
muhteşem hatırlarını yaşatan bir onarım görüyorsunuz.
Biraz zahmet edin bu binalara sokak kapısından bir göz atın,
göreceksiniz ki sadece dış cephe onarılmış, içerisi için tek
çivi çakılmamış. Sulukule'deki vatandaşlarımız ise
evinin onarımını kendisinin yaptığını, dış cephe
malzemesinin Kudep tarafından ücretsiz verildiğini beyan
etti.
Bizce reklam uygulamalar olan bu işleri ya gerektiği gibi
yapın yada reklamdan vazgeçin, yalanın mumu yatsıya kadar
yanar sayın yetkililer, bizden söylemesi.
Saime
Taşan Ablanın Kudep macerası:
Saime Teyze... 40 yıldır Süleymaniye'de yaşayan, sanki
Süleymaniye'nin bir simgesi gibi... İnsanları,
mahalleleriyle geçmişe ait birçok anıyı saklıyor zihninde.
Oturduğu Demirtaş Mahallesi'nde, geçmişten günümüze gelen
harap olmuş ancak geçmişi yaşatan sokaklarında birçok
yaşanmışlığın izleri duruyor. Saime Teyze, "Benim dayım
öldüğünde, mahallemizde bir hafta radyo çalınmadı, türkü
söylenmedi" diyerek o yılların sıcak ilişkilerini ve
vefasını dile getiriyor. Ancak şimdilerde yılların
yaşanmışlığının asılı olduğu 3 katlı ahşap evi, yavaş yavaş
yaşanmaz hale geliyor. 70'li yaşlardaki Saime Teyze,
anılarından ve 40 yıldır yaşadığı bu semtten vazgeçmek ile
müteahhitle anlaşarak yeni bir bina yapımı arasında sıkışmış
kalmış. Tek yol restorasyon ancak maddi durumu da restore
ettirmeye el vermiyor. Burada devreye KUDEP (İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Müdürlüğü)
giriyor... KUDEP, tarihi eser statüsündeki evini restore
ettirmek isteyenler için açtığı yeni birimle onlara destek
oluyor.
Biyopsi Gibi
Burası öyle bir merkez ki 18 uzmanıyla birlikte hastane gibi
çalışıyor. Neyi mi tedavi ediyorlar? Tarihi eserleri...
KUDEP bünyesinde bu ay açılan Konservasyon ve Restorasyon
Bölümü, tarihi eser statüsündeki özel mülkiyete ait ahşap,
kagir yada taş binalardan aldıkları örnekleri inceleyerek
teşhis koyuyor, tedavi yöntemini belirliyor, sorunu çözüyor
ve sonucunda eser restore ediliyor.
Süleymaniye'de yaklaşık 150 yıllık bir bina Kayserili Ahmet
Paşa Konağı. Eklektik usulde yapılan bina dönemin bahriye
nazırlığını yapmış olan Ahmet Paşa 'nın yaşadığı konak.
Avrupa'da kullanılan sütunların yanı sıra neoklasik, barok
ve Osmanlı tarzını bir araya getiren karma bir sistemle inşa
edilmiş. Ancak yıllarla birlikte harabeye dönmüş. 2007
yılının başlarında kurulan KUDEP ile birlikte tekrar eski
günlerine dönen konak, uzun ve zorlu bir restorasyon
sürecinin ardından bünyesinde bir de Konservasyon ve
Restorasyon Bölümü açıyor. Bu bölüm, ahşap, taş ya da kagir
yapılardan alınan parçaların kimyasal özellikleri
belirlenerek temel ilkeler doğrultusunda doğru uygulamaların
yapılması yönünde atılmış bir adım.
Onarım izni talebi geldiğinde, labaratuvardan bir mimar
gidiyor ve yapıyı inceliyor, fotoğraflıyor ve yapıdan bir
parça alıyor; ahşap, taş yada bir tuğla olabilir bu parça.
Bir anlamda biyopsi gibi. Alınan o malzeme, kimya
labaratuvarında işleme tabi tutuluyor. Ahşabın durumu,
böceklenme olup olmadığı, taşsa hangi tür kirlenmeye maruz
kaldığı, iklim koşullarının hangi oranda yıprattığı
araştırılıyor... Çalışmanın bu kısmı da bir nevi teşhis
aşaması. Daha sonra da çıkarılan teknik rapora göre
restorasyonun yöntemleri belirleniyor yani artık tedavi
süreci başlıyor. Labaratuvarda restorasyonların yapıldığı
gibi sadece onarım uygunluk izni de verilebiliyor. Verilen
raporla eski eserin onarım yöntemleri ile ilgili bir yol
haritası çizilmiş oluyor.
Koruma kurulları ile belediyeler arasında yer alan bu
paylaşım, eski eserlerde denetim iznine de sahip. Eski esere
ait fotoğrafın ve dilekçenin yanı sıra binanın tapusu ve
eski eser olduğuna dair kurul kararıyla başvuru
yapılabiliyor. Eski eserin restorasyonu da KUDEP tarafından
denetleniyor ve aslına uygun şekilde yapılmayan restorasyon
durduruluyor, KUDEP Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda
bulunuyor. Çünkü önemli olan yapılması değil, varolduğu
şekilde yaşatılması için doğru restorasyonun yapılıyor
olması.. Önceki uygulamaya göre, kuruldan çıkacak kararı
beklemek gerekiyordu ki bu süre çoğu zaman ortalama 1 yılı
buluyordu. KUDEP'le birlikte bu bekleme süresi en fazla 10
güne inmiş oldu.
Fon Desteği Sağlanıyor
Süleymaniye'de açılan labaratuvara onarım izni ve
restorasyon için şimdiden talep yağmaya başlamış.
Yönetmeliğe göre belgeleri kontrol eden yetkililer, uygunsa
onarım izni veriyor. Daha sonra da bir maliyet çıkarılıyor.
Bu maliyeti karşılayacak maddi durumu olmayanlar için de İl
Özel İdaresi veya Kültür Bakanlığı'ndan fon alınıyor. Bunun
dışında maddi durumu yerinde olanlar için çağrıda bulunuyor
Koruma, Uygulama ve Denetim Müdürü Mehmet Şimşek Deniz:
"Anıt eserler kapsamındaki medrese, cami, hamam, çeşme gibi
yapıların önünü kapatan işletmeler yapılıyor. Bunları
temizlemek gerekir. Anıt eserlerde gerekli uygulamalar
yapılır, sivil mimaride de vatandaşın ve özel sektörün önünü
açabilirsek, sistem daha sağlıklı yürüyecektir. Bunun için
vatandaşın da desteğine ihtiyacımız var." |