.

 

.Karşı sahilin çocuğu Tayyip!

LAZ ! APO’DAN LAZ TAYYİP’E Nasihatin nereden geleceği belli olmaz, sen almasını bilirsen. Not: Asında ikimizde Laz değiliz, lakabımız böyle.

İkimizin de hamuru doğu Karadeniz,
sen İyidere’nin doğusundan ben batısından
Sen İyidereli ben Hayratlı
Coğrafi harita nedeniyle Sen Rizeli Ben Trabzonlu
aynı derede ve aynı denizde yüzen,
aynı unun ekmeğinden yiyen,
aynı yağmurda ıslanan ,
aynı sulardan içen bir coğrafyanın çocuklarıyız.

Ben yedi yaşında İstanbullu oldum,
sen ise burada doğdun,
Memlekette karşı derenin çocuklarıydık, İstanbul’da Karşı sahilin çocukları olduk
Ben Balatta, sen Kasımpaşa’da.

Evimin penceresinden en iyi görünen yer zindan arkasıdır,
Senin oradan da Fatihin Balat sahilleri,
Karşı kıyıda kaldık ama Haliç bizi ayırmadı.
Her hafta Geyikli sinemasındaydık,
belki sende bizim Milli, Çiçek, Mehtap sinemalarına gelirdin.

Ama köyümüzde olduğu gibi Haliç'in kirli sularında birlikte yüzdüğümüz muhakkak.Karşı derenin, karşı sahilin çocuklarıyız biz,
Tanıştığımızı belki de kavga ettiğimizi,
birbirimizin başını kanattığını hatırlamasak bile,
aynı coğrafyanın çocuklarıyız biz.

Senden birkaç yaş büyük olduğumdan olsa gerek arkadaş olamadık,
Bizim zamanımızda 3-4 yaş fark olunca arkadaşlık kalkar, abi kardeş ilişkisi başlardı.

Gençliğimizde sen bizim mahalleye İmam hatip okuluna geldin ama kader Ben Vefa lisesini tercih ettim.
Ben senin kadar istikrarlı değildim.
Vefa ve Küçükpazarın kabadayıları Siirtliydi, Bizi kabadayı gibi yetiştirdi bu sokaklar,
Kasımpaşada Sultan Demircan vardı senin hemşerin, sizleri kabadayı olmayın diye korudu ve kolladı muhakkak.
Biz kabadayı olduk, mekânımız uzun yıllar mahpushane,
sen okudun siyasete soyundun, önce belediye başkanımız sonra başbakanımız oldun.

Hatırlarmısın bilmem!
1994 seçimlerinde Vatan caddesi lunapark kavşağının ortasındaki orta direğin tepesinde bayrak asıyordum,
gecenin 2-3 ünde sende oradan geçiyordun, durup kim bu direğin tepesindeki diye sorarak tebrik ettiğin bendim.

Sonra o seçim çalışmalarında birçok kez bir ortamda bulunduk fakat hiçbir zaman sana kendimi tanıtmadım,
Hiçbir zaman siyasi menfaat talep etmedim karşı sahilin çocuğu.

Sonra kader işte senin sokak çocukları için kurduğun bir vakfın hizmetinde buldum kendimi,
Yozgatlı bir çömezine biat ettik senin adına,
gene birlikte olduk birçok ortamda gene tanışmadım seninle beklide inadına!

Kim bilir? Neden? Bilmiyorum gerçekten, hâlbuki pek çok vekilini ve bakanını tanımıştım yakinen.

Sonra Çömezin tarafından aldatıldık, kandırıldık, oyuna geldik.
Yakınındaki Çömezlerinin tamamını yakınımızda bulamadık.
Hepsi zulme seyirci kaldı, beklide en güvendiklerin.

Sonra bilgi işlem merkezin yolu ile sana ulaşalım dedik,
oraya koyduğun Adamları’nda naylon be karşı sahilin çocuğu.
Sesimizi sana ulaştıramadık.
Belki ulaştırdıkta muhatap bulamadık.
Fakat bu ihbar nedeniyle darp edildik, vurulduk.
Gene senden bir haber çıkmadı karşı sahilin çocuğu.

Bunca badireye rağmen sana ve memlekete zarar gelmesin diye sustuk,
sindik, bekledik bin ah ile
sözümüz duyulmadı amma ahımız duyuldu her halde En Yüce mertebelerde.

29 Mart gecesi ilk basın açıklamanı seyrettim,
Rengin ve gözlerin o eski Tayip değildi.
Bir depresyon halin vardı üzüldüm.

Acaba dedim, Bizim ahımız mı tuttu diye,
Amma Karşı sahilin çocuğu sen o karşı sahili çoktan terk ettin,
Başına ne geldi ise ondan geldi sanırım.

Evini Üsküdar’a taşıman önemli değil,
beraberinde İyidere yi, Kasımpaşayı da götürmeliydin Üsküdar’a, Ankara’ya.
Götürmedin, oralarda bir başka oldun be karşı sahilin çocuğu.

Sözde kaldı öze inemedi İkizdereli ve Kasımpaşalı hallerin,
Her taklit yok olmaya mahkûmdur, Kolpacı dediler senin için,
kükremesine aldanmayın dediler, haklı çıktılar, aslına dön artık karşı sahilin çocuğu.

İnsanlara umut dağıtıp yalancı çıkarsan sonu budur.
Sen topraklarını bıraktın çevrenin yabanlarıyla iktidar oldun.
Bak onların hepsi aslına döndü,
Sen bir seferlik krediyle daha direkten döndün.

Aslına dön karşı sahilin çocuğu,
aslını dilde değil özde yaşamaya dön.
Göreceksin her şey değişecek,
O zaman taklitleri tanıyacaksın,
gerçeklere vakıf olacaksın.

Çevreni saran çömezlerine o kadar güvendin ki,
ne yaptıklarından haberin bile yok.

Kendine dön, aslına dön bundan başka tavsiyeye ihtiyacın yok.

Seni çömezlerin ne kadar yanılttı,
Milyarlar gitti seçim ulufesi çamaşır, bulaşık makineleri buzdolabı maaş çekleri, Kömür soba muhabbetleri.

Ve bölücü başlarına meydan okuyarak istiyorummmmm! Alacağım!

Burada Fakir ve cahil bırakılan bir bölge halkının onuruyla oynadığının farkına bile varmadın.

İşte muhalefeti dinlediler,
dağıtılan ulufeleri afiyetle yutup,
oylarını kimliklerine verdiler.

Sen bunları anlardın be karşı sahil çocuğu, anlayamadın, kandırıldın, oyuna geldin bizim gibi,
karşı sahilin çocuğu.

Bizim sana ulaşmamız mümkün değil,
belki duyarsın, nasihat değil acılarımızı paylaşmak bizim niyetimiz,
Kötülükten kim mutlu olmuş ki biz olalım.
Amma gönüllere hükmedilemiyor ki,
gönül ah dedi mi! bir yerlerden duyuluyor ve gereği yapılıyor.

Ah almamanı diler, toprağına, aslına dönerek
Yurduna Allah’ın razı olacağı şekilde hizmet etmeni temenni ederim.

Karşı sahilin Çocuğu “Hemşerin”
 

SEÇİM 2011 ANA SAYFASINA DÖN

YORUMLAR:
 
Abdullah Gözaydın
İnsanlar Konuşarak
Tekrar Selam Yaşar bey
Bir çayınızı içmek hep aklımda, Nasip olmadı işte.
İlk fırsatta bunu gerçekleştirmeyi rabbim nasip eder inşallah.
Yaşar bey çok alınmışsınız özür dilerim, yanlış anlaşıldığım için
Konuya sebep olan bir sitem dolu yazı var, sizde bu yazı nedeniyle yorum yazmışsınız, kişisel diyalogumuz nedeniyle değil, Kasımpaşalı yazımıza yorum yazarak Kasımpaşalıya haksızlık yaptığımı ima etmişsiniz.
Doğal olarak bende savunmamı yazdım.
Ne sizin yazdıklarınız, Ne benim cevaplarım sizlerin veya sizle olan duygularımın karşılığı değil. Bu yazılanlar Kasımpaşalının bazı yakınları(Avukat,Prof vs.) ve benim aramdaki sorunlarla ilişkilidir.
Kasımpaşalıyı sevebilirsiniz ama bir avukat olarak Adaletin hatırdan sevgiden önce geldiğine inananlardan olduğunuzu sanıyorum.
Bir terazi burcu mensubu olarak ben böyle düşünüyorum.
(ayrıca Terazi burcu olmayanların Hukuk fakültelerine alınmamasını temenni edenlerdenim)
Biraz uçuk görülebilirim ama böyle işte .
Sizde beni tanısanız demeyeceğim çünkü sitemiz vesilesiyle tanışıyoruz, birbirimizin samimi fikirlerini okuyoruz. yani ben sizi tanıyorum.
Bu nedenle "beni tanısaydınız" siteminizi kabul etmiyorum, sizi tanıyorum ve değer veriyorum. Böyle olmasaydı zaten cevap vermezdim.
Kısaca cevabi sitemkar düşüncelerimin muhatabı siz değilsiniz, sizin vesilenizle bir başka diyarlarda taht kuranlaradır.
Okunuyor mu diye soracak olursanız, Şüpheniz olmasın,
o sultanlara 3 ayrı zamanda 22 sayfa durum raporu yolladım ve özel kalemlerinden teslim alındığına dair cevap geldi. lakin dilekçe kanununa aykırı olarak bir yıldır cevabi-i yazı veya açıklama gelmedi.
Biz gene arada kalacak bazı mazlumlara zarar vermemek için muhatap kaldığımız zülmü sineye çekip durumumuzu Allah'a cc. havale ediyoruz.
15.05.2009 saat 10.30 Fatih 3. asliyedeyim
Gelin oynanan komediyi görün, Musa as. Zindanda tabir ettiği Rüya hakkımda tecelli edecek gibi, Yani efendisi Sultanı zehirleyene beraat, basit bir suçla suçlanan masum kişiye idam.
Bütün bunlara fırsat veren alemlerin sahibinin bir bildiği vardır diyoruz. hakkımızda tecelli edenin, hakkımızda mutlaka hayır olduğuna inanıyoruz ve gönlümüz hoş tur dostlar üzülmesinler.
Madem Ölüm Bir Defa Neden Allah için Olmasın.
Yaşar bey 28 yıldır hayatıma yeni bir düzen verdim, Aleyhime de olsa asla takıyyeye sığınmadan daima doğruyu konuşmaya asla sözlerime hatta düşüncelerime YALAN katmayacağıma yemin etmişim.
Bu zaten insani ve İslami bir görevdir.
Pratikte bu nedenle çok mağdur oldum, sonuçta baktığımda aslında hep kazandığımı gördüm.
İnsanların bunu anlamasını diliyorum. Yalan konuşmayın İftira atmayın
asla ve asla kazançlı çıkmayacaksınız, doğru olun asla kaybetmeyeceksiniz Bunu anlayıp yaşayanların çoğalması için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorum.
aslında çok alim, çok dindar, çok çalışkan, çok sevecen biri değilim
Sadece yalan söylemiyorum, bu bana çok şey kazandırdı, kazandırmaya devam ediyor.
Kısmet bir vesile karşılaştığımızda pratikte nelere şahit olduğumu o zaman konuşuruz
Allaha emanet olunuz,
Not: Bu diyalogu silmiyorum toplumun alacağı bazı ibretler olabilir diye
24 Nisan 2009 Cuma Saat 20:10
Yaşar Metehanoğlu
V A L L A H İ Y A N L I Ş
Muhterem Behlül Dane Bey Kardeşim.Yazınızı okudum,ciğerimi parçalamışsınız.
Beni tanısaydınız bunların birini bile yazmazdınız.
Benim başbakanların yardımına,ulufesine,bahşişine ihtiyacım yok.
Ben babamın mirasını haram karışmış olabilir diye almamış insanım.
Ben günde bir kez yemek yiyen insanım.
Ben hiç kimseden hiç bir zaman hiç bir şey istememiş ve almamış ve kabul etmemiş insanım.
Eğer lutfetmiş çayımı içmeye gelmiş olsa idiniz anlardınız.
Ben bağımsız adayım.
Ben Hayati Yazıcı beyi sevmem.
Ben Nevzat Er ile Allah'ın bir bardak suyunu içmem.
Benim elhamdülillah makama,paraya,müdürlüklere,hatta milletvekilliğine ,kısaca Himmete ihtiyacım yok.
Ben gözü doymaz şiştikçe hain yılanlar gibi şişmeye devam hastalardan değilim.
Allah'ım bir, Kur'anım bir, dinim bir, Muhammed'im bir, yolum bir insanım.
Menfaat zaafım veya beklentim olsaydı bağımsız adaylık gibi bir tavır sergilemezdim.
Vallahi teşhisleriniz,kanaatleriniz benim hakkımdaki kararınız yanlıştır.
Bilvesile selam ve saygılar sunarım.
Av.Yaşar metehanoğlu
24 Nisan 2009 Cuma Saat 18:33
Behlu Dane
Yaşar bey hayırlı olsun!
Selam Yaşar Metehanoğlu
Biz sizleri "Halkın Avukatı" olarak tanır ve yad ederdik, Şimdilerde Başbakanın avukatlığına başlamışsınız!
Mübarek olsun, Şunu acizane hatırlatmak isterim ki, Bu coğrafyada Başbakanların avukatları pek sevilmez!
Çünkü Başbakanlara avukat gerekmez, şahsında Devleti temsil ederler, Günümüzün pis politikacıların "Politik" menfaatleri gereği edep dışı sözlerle Başbakanlarımıza ve dolaylı olarak Türkiye Cumhuriyetine hakarette bulunduklarında bu avukatlar devreye girmektedirler.
Bence bu savcılarımızın ayıbıdır, Başbakanın devleti temsil ettiği muhakkak, O sıradan bir memur değildir. Bu nedenle Devlete hakaret edenler hakkında avukatların suç duyurusundan evvel TC Savcıları konuya müdahil olmalı, açılacak davayı doğrudan Cumhuriyet savcıları açmalıydı.
Maalesef günümüzde bu durum böyle gelişmiyor. Devletimizin başındaki kişiler politik oyunlarla itham edilirken Cumhuriyet savcılarımız seyrediyor. Bunu anlamış değilim.
Başbakanların pek çok avukatı olduğunu duyuyorum, RT Erdoğan'ın elli civarında avukatı varmış! Böyle diyorlar.
Birkaç tanesini tanıyorum, Bunlar ne iş yapar?
Başbakanımızın bunlara ihtiyacı mı var?
Yoksa bunlar başbakanımızın sivil hayatında bazı davalarına girmiş, şimdi on yıllar sonra bile bu unvanları arkasına sığınarak, vitrin yaparak yoluna çıkmış, iş kapmaya çalışan kurnazlar mı?
Tabii bu unvanı canlı tutarak bakanlıklarda iş takipçiliği yapanlar az değil.
Bu kişiler başta başbakanımıza ve devletimize büyük zarar vermektedirler.
Başbakanımızın acilen bir genelge yayınlayarak resmi olarak avukatı var mı? varsa kimlerden oluştuğunu açıklansın.
Bu istismar yolu kapanmış olsun, Sanıyorum ki Başbakanımızın değil yüzünü sesini dahi duymak istemeyeceği kişiler bu etiket ile anılıyor.
Şahsınıza ve Başbakanımızın bilgilerine. Behlul Dane
24 Nisan 2009 Cuma Saat 17:48