Kuzey Irak'a girdik diyelim
Türkiye Kuzey Irak’a girerse, komşu ülkeler başta olmak üzere, ABD ve ABD’nin Kuzey Irak’taki teröristleri besleyen taşeronu İsrail, Türkiye’ye alkış tutmayacağına göre, ortam bir hayli karışacak demektir.
Hüseyin Öztürk'ün yazısı 14 / 06 / 2007 09:10

Kuzey Irak’a girdik diyelim, çıkar mıyız peki!

Yumuşak koltuklarında oturup, Türkiye’yi yönetmeye ve yönlendirmeye kalkan ve iktidara amansız muhalefet eden birtakım çevreler, “Kuzey Irak’a girelim ve bu iş bitsin” diye bir kısım medyanın da desteğiyle salvolar yapıp duruyor.

Türkiye Kuzey Irak’a girerse, komşu ülkeler başta olmak üzere, ABD ve ABD’nin Kuzey Irak’taki teröristleri besleyen taşeronu İsrail, Türkiye’ye alkış tutmayacağına göre, ortam bir hayli karışacak demektir.

Bu kargaşadan vazife çıkaran ve “Kuzey Irak’a girelim” diyen çevreler, seçimin ertelenmesi için yeni bir kampanya başlatacak ve hükümetin de bu arada yıpranacağını hesaba katarak, yeni hükümet oluşumları meydana getirecekler ve güya CHP’nin kimle ve nasıl olursa olsun, iktidara gelmesini sağlayacaklar.

Devlet-millet bütünleşmesi, başta CHP olmak üzere, Türkiye’yi babasının çiftliği zannederek at koşturanları oldukça rahatsız etmekte. Bu rahatsızlık, hangi şartlarda olursa olsun giderilmek istenmektedir ve Kuzey Irak meselesinin altında bu gerçek yatmaktadır..

Böyle düşünen çevrelerin ne Türkiye ne de halk asla umurunda değildir. Bu çevreleri rahatsız eden şey; “İmtiyazlarımızdan ve imkânlarımızdan olur ve elimizden giderse korkusudur.” Bu endişe onları çılgına çevirmekte ve duygusuzlaştırmaktadır.

PKK terörü dün çıkmadı ortaya. 1984 yılından beri lanet PKK terörü var ve 33 yıldır askerimizin ve halkımızın kanını dökmekte. 33 yıldır Irak topraklarının kuzey kısmı PKK’ya ev sahipliği yapmakta. 33 yıldır hiç akla gelmedi mi Kuzey Irak?..

Kuzey Irak büyük bir cenaze, daha doğrusu Irak 3 bin yıldır kanayan bir yara ve son yüz yıldır da Ortadoğu’da kan ve vahşet hiç durmadı. Kim elini bu büyük cenazeye atsa, elinde kalıyor. Kuzey Irak’ta ise son yıllarda kimin eli kimin cebinde belli değil.

Ortada gözüken iki tane kovboy var: Talabani ve Barzani. Bu kovboylarla bütün dünya ilgileniyor ve herkesin bir hesabı var. Ortada belki de yüzyıllar boyunca asla istikrar sağlanamayacak bir kara parçası duruyor. Ortadoğu’yu bölmek, parçalamak ve yutmak isteyenlerin bir başka planı ise, pislettikleri pisliğin içine bizi atarak temizlik yaptırmak ve bizim de o pislikte boğulmamızı sağlamak.

İsrail, ABD, İngiltere, Fransa ve diğer taşeron birkaç ülke, Kuzey Irak’ta yıllardan beri cirit atmıyor mu? Gözü dönmüş Barzani ve Talabani hırsızlarına güç ve kuvvet vermiyor mu? PKK ve diğer yandaş örgütleri bunlar beslemiyor mu?

Kendi dağlarımızı temizlemeden, şehirdeki eşkıyaları bitirmeden, Kuzey Irak’a girmek demek, cehennemin tam ortasına düşmek değil midir? Girmek mesele değil, ama çıkmak çok zordur. Biz girdiğimiz yerden çıkmayız. O zaman dünya bize alkış mı tutar, yoksa PKK terörüne farklı bir yön mü verir?..

İşte bu gerçekleri bilen bazı çevreler istiyorlar ki, hükümet üzerinde topyekün bir baskı kuralım. Hükümet alelacele Kuzey Irak’a girme kararı alsın, savaş başlayınca olağanüstü hal ilan edilsin, seçim ertelensin, hükümet yıpransın, AK Parti tekrar iktidara gelemesin, böylece CHP başta olmak üzere ya azınlık hükümeti kurulsun veya barajı aşan partilerin biri veya bağımsızlarla koalisyon yapılsın.

Sonra? Sonrası yok. Yeter ki, Türkiye’nin önü kesilsin ve belli çevreler ülke üzerinde söz sahibi olsun. Terörü bitirmek bir tek yolla mümkündür. Bu yol, devlet-millet kaynaşmasından geçer. Milletin değer yargılarına sahip çıkılarak, devletin kurumlarının ve siyasi partilerin halkın iradesine saygı duyması gerekir.

Halkın iradesiyle işbaşına gelmiş bir hükümetle, hükümete bağlı çeşitli kurum ve kuruluşların arasındaki lüzumsuz ve anlamsız sürtüşmeler, milleti terörden daha çok yıpratmakta ve korkutmaktadır. Bu gerçeğin farkında olmayanların terör için yapabilecekleri ne olabilir ki?

Vakit