SULUKULE YENİLEME PROJESİ GERÇEĞİ


Fatih'te ve Sulukule'ye yakın bir mahallede yaşamam nedeniyle, buradaki Çingene mahallesi üzerinde oynanan oyunların birçoğundan doğal olarak haberdarım. önceleri burada sadece Çingeneler yaşardı, geçimlerini seyyar ticaretle sağlıyorlardı. Mahallenin bir bölümünde ise kendilerine has eğlence hayatı vardı, Birkaç ev'de eğlence hizmeti veriyordu, kayıt dışı ve gayri resmi bir şekilde.
Zaten İspanyadan Çine bütün ülkelerde var olan Çingeneler aynı hayat tarzını yaşamaktadır. AB ülkelerinin ulaşmış olduğu sosyal refaha rağmen bu ülkelerdeki Çingeneler hala aynı hayatı tercih etmeye devam ediyorlar.
Fakat olayın önemli bir gerçeği Çingeneler Bayrağa devlete karşı ihanet içinde olmazlar ve ideolojik hiçbir örgüte hizmet etmezler.

Sulukule 1994 yılına kadar bu hayatı devam ettirdi, bu yıllarda Fatih belediye başkanlığına seçilen Sayın Sadettin Tantan buradaki eğlence hayatına hukuki düzenleme yapmak yerine yok etmek için büyük gayret sarfetti. kanuni yollardan hedefine ulaşamadı, o sıralar bölgedeki bazı sivil toplum kuruluşu mensubu kişiler mahallelerindeki bu durumu "Namus" meselesi sayarak, Sulukule sokaklarında nümayiş yaptılar, eğlence evlerini taşladılar, yakaladıkları bazı Çingeneleri dövdüler.

Bu saldırılara mahalledeki, sonraları "Nuriş" çetesi olarak bilinecek olan kişiler silahlı örgütlenerek karşı koydular, bu mesaileri karşılığı mahalledeki eğlence evlerinden, sonrasında iyi para kazanan her kişilerden haraç almaya başladılar, ve bu nedenlerden dolayı başımıza bir mafya çetesi peyda olmuş oldu. mahallede bu nedenle birçok kişi bu çatışmalarda öldü ve sakat kaldı.

Zamanla bu çete mahalleden dışarı taşarak İstanbul'un hatta Türkiye'nin başına bela oldu. Nuriş çetesinin her icraatı Sulukule sakinlerine mal edilmeye başlandı. Bu gerekçe ile Sulukule üzerine oyun oynayanların eline önemli bir gerekçe geçmiş oluyordu. Ve sonunda buradaki sadece içki ve konsomasyondan oluşan, asla fuhuş'un olmadığı Çingene eğlence hayatı bitti.

Mevcut çete haraç kapıları kapanınca mahalleye dışarıdan dansöz ve işletmeci getirdi, Bu kişiler geleneksel eğlencenin dışına çıkarak sadece konsomasyon verilen yerde fuhuş hizmeti vermeye başladılar. Bu nedenle daha o zamanlar mahalledeki mütedeyyin Çingeneler Sulukule'yi terk ettiler . Maddi durumu elvermeyenler mahalledeki hayatına devam ettiler. Genelde tepkisiz insanlar olmaları nedeniyle bu silahlı çeteye karşı koyamayarak teslim oldular.

İşte bundan sonra Suluke'nin adı Fuhuş ve Uyuşturucu ile anılmaya başladı, Sulukule'yi iç etmek isteyenlerin eline büyük koz geçmişti. İlçenin en güzel yerinde böyle bir illetin varlığı mazbut aileleri dahi tedirgin ediyordu. Buraya yapılacak her türlü müdahaleye yeşil ışık yakılmış, kanunlar, hukuk kuralları zorlanarak Sulukule bugünlere geldi.



Bir proje yapıldı, aslında 20-40 bin liraya el değiştirilen mevcut evlere Belediye ortalama 50 bin lira değer biçti, Bu aşamadan sonra mahalle üzerinde polisiye yaptırım en kuvvetli şekilde icra edildi. Olay ülkenin gündemine oturdu, AB kuruluşları UNESCO yetkilileri peş peşe bildiriler yayınladı, mahalleyi, yıkımları izlemeye geliyorlardı. Belediyeyi kimse durduramadı. Bu kargaşada umutsuzluğa düşen mahalle sakinleri belediyenin biçtiği değerin üstünde fiyat verenlere evlerini satarak mahalleden çıktı. Bu şekilde evler 50-80 bin tl arasında el değiştirmiş oldu.

Mahalledeki yeni projenin katılım payı 150 bin tl, arsa değeri bu paranın içinde, ilçemizde normal bir dairenin 350-450 bin liraya, bazı semtlerde bu dairelerin 700 bin tl ye satılıyor olmasını örnek alırsak, buradaki Türk evlerinin fiyatının bir milyondan başlayacağını düşünmemek imkansız.
Belediye Başkanı Tapuların %95 inin el değiştirdiğini söylemesine rağmen proje başlayamıyor, NEDEN?
Bizce; buradaki evlerin bir milyon edebilmesi için semtin eski sakinlerinden tamamen (temizlenmesi !!!) gerekiyor, Bir milyonu verecek kişiler, Çingenelerle komşu olmak istemiyor.
Kişisel tercih, bu gün burada Çingenelerle oturmak istemeyenleri, başka bir yerde başkaları istemediği gerçeği de var. Maddi gücü olan serbest rekabet ortamında, hukuka uygun dilediğini yapabilir, hak sahipleri ile anlaşarak dilediği mülkü satın alır, orayı kendilerine has bir yerleşke yapabilir. Buna kimse itiraz edemez. Lakin bu eylem serbest rekabet koşullarında olmalı, zorlama, korkutma, aldatma olmamalıdır.

Bu olaya dışarıdan objektif baktığımızda bizleri birçok uygulama rahatsız etmektedir.
1- Mahallede uygulanmak istenen proje " kamu yararına " bir proje olmayıp, tamamen sivil, kişisel bir projedir. Bu nedenle resmi olarak mahalle istimlak edilememiş, korkutma yıldırma, bezginleştirme metotları ile mülklerin el değiştirmesi sağlanmış olduğunu izledik.
2- Bu eylemlerde birçok yasadışı yöntem ve araçlar kullanılmıştır. Resmi belediye ve emniyet güçlerine vazife verilmiştir. Kimler için ? Burada yeni mülk alanların ve alacak olanların menfaati için! olduğunu sanıyoruz.


3- Mahalledeki insanların bütünü suçlanarak hedef seçilmiş, mahalleyi terk etmeye mecbur bırakılarak Taşoluk beldesine gitmekle cezalandırılmışlardır. (Bu uygulamayı ceza olarak görenler çoğunluktadır ve kendilerine verilen imkanların kendilerini mağdur ettiğini beyan ederek, Taşoluktaki haklarını devrederek tekrar Fatih'e dönmüşlerdir.

4- Devletimiz ve Belediyemiz hukukun gereğini uygulamakla mükelleftir. Burası resmen kamulaştırılıp, kamu menfaatine bir düzenleme yapılmış olsaydı, kimsenin hiçbir şikayeti olamazdı, lakin olay böyle olmadı. sivil bir proje devletin güçleri kullanılarak, serbest rekabet koşulları hiçe sayılarak evlerin el değiştirilmesi sağlanmıştır.

Bu projenin insani boyutu şöyle olmalıydı, yine aynı neticeye gidecek olan uygulamaya göre, hukukun öngörüsüne göre kiracılara 3 aylık tazminat dışında hiçbir şey verilmeyecekti.
Mülk sahiplerinin önüne konacak proje katkı payı istenecek, verenlerden alınarak hak sahibi yapılacak, veremeyenlerin hakları Belediye tarafından gerçek bedel üzerinden satışa çıkarılacak, belediye burada komisyon ve gecikme bedelleri eklenerek 150 bin liradan daha fazla kar edecek, eski mal sahibi 50 bin tl'den çok daha fazla gelire sahip olacaktı.

Bu gün yapılanın insani boyutu yoktur, Çingenelerin elinden çoğunlukla 67-70 bin tl ye satın alınan evlerle Burada inşa edilecek Türk evleri yeni maliklerine en fazla 200 bin tl'ye mal olmuş olacaktır ki Burada büyük bir rantçılık görüyor gönlümüz bu uygulamayı kabul etmiyor.

Uygulananlar hukukla, insanlıkla ne kadar bağdaşıyor bilmiyoruz. burada kişisel vicdanımızla olaya şahit olmamız nedeniyle düşüncelerimizi söylüyoruz.
Kişisel olarak söyleyecek olursak, Çingene değilim, Çingeneler ile en az bağdaşan doğu Karadenizli, Ofluyum. Fakat pek çok Çingene, Onlara göre Roman tanıdığım hatta arkadaşım var. İstisnasız hiçbirinin bölücülük, vatan hainliği yaptığına şahit olmadım. Birileri bunları yaparken birde devletin kapısından ayrılmayarak her türlü geçimini devletin sırtından temin etme gayretinde olduğunu gördükçe Çingenelere olan saygım daha da artıyor.

Bu gün dünyanın neresine giderseniz gidin, aslında aralarında siyasi ve kültürel etkileşim olmamasına rağmen bütün Çingenelerin hayat tarzı aynıdır. Topraktan uzaklaşamazlar, doğal yaşar, basit yemek alışkanlıkları vardır, Kurallara tabi olmak onları rahatsız eder, kuralsızlıkları ise milli mesele olmaz küçük sosyal sorunlar olarak karşımıza çıkar, Hırsızlıkları bile basittir, uzun yıllar cezaevi tecrübemle diyorum ki, hiçbir Çingene vasıflı hırsızlık yapamaz, gasp ve cinayet işleyemez, istisnalar elbette ki çok küçük oran olarak vardır, bunların da Çingene olmayan çevrelerinden etkilendiklerini biliyorum.

Devletimizin, belediyemizin olaya bu şekilde yaklaşımını doğru bulmuyorum. Dünyada projenin yankıları hiçte hakkımızda olumlu değil, bu nedenle çok büyük ve önemli kuruluşlardan kınama kararları alıyoruz, soruna çare bulunmaz ise daha büyük baskılara maruz kalabiliriz.
TOKİ başkanı bir toplantıda bu nedenle ağlamış olduğunu basından izledik "Kiracılara bile 70 bin liralık ev verdik gene yaranamadık" diyordu, aslında sayın Bayraktar hatasını hala görmüyor. Hatası bu olayı dayatmalarla değil, serbest rekabet koşullarında uygulamaya koymalıydılar, Hiçbir Çingene evleri bir milyon edecek bir mahallede oturamaz, oturmazda, ilk fırsatta evini bu değer üzerinden satıp, kendi kültürüne uygun bir eve gidecekti. Mahallede gene Çingene kalmamış olacaktı.

Olaya böyle "Çingene olanlar- Olmayanlar" açısından bakmanın dahi hukuken suç olacağına inanıyorum, burada mecburiyetten bu deyimleri kullanıyorum, bütün etnik alt kimlikler TC vatandaşı olarak Türk milletinin asli üyeleridir aralarında kalite farkı oluşturmak insanlık suçudur, Kültür farklılıkları birlikte yaşamayı imkansız kılabilir, burada dayatma ile kimse kendi kültürünü birilerine empoze edemez, bunun önemli bir ırkçılık suçu olduğuna inanıyorum.

Projeyle de geçmişte doğrudan ilgisi olmuş Değerli bir dostum, bu fikirlerimin doğru olduğunu, fakat Sulukule'nin yeni maliklerinin çoğunluğu burada oturmak için değil, yarın milyon edecek Türk konaklarından satmak için ev aldığını, buradaki son Çingene'nin de buradan gitmesi gerektiğini, aksi halde içinde %5 de olsa, Kimsenin Çingenelerin olduğu bir mahalleden bir milyon verip ev almayacağını, Çingenlerin tamamen mahalleden çıkarılmasının bu nedenle önemli olduğunu söyledi.

Evet bizde böyle düşünüyoruz, Sulukule projesi bir Rant Projesidir. İnsani ayağı yoktur.
Son söz: Bu projeden ev alan maliklerle ve Belediye yetkilileri ile konuştuğumuzda savundukları argümanlar:
A) Biz zorla almadık,
B) Onlar Fatih'e yakışmıyorlardı (Fuhuş-Uyuşturucu işi yapıyorlardı, onlarımı savunuyorsunuz.
C) Burada yazılamayacak boyutta Çingeneler aleyhinde iddialarda bulunmak.

Sayın sadece paraları olduğu için kendilerini fakir ve değişik kültüre mensup insanlardan üstün görüp, onları aşağılayan kişiler, savlarınız insani ve ilahi huzurda büyük suçtur. Aslında iddia ettiğiniz suçlamaların biliyorum ki hiçbirine şahit değilsiniz, ne orada fuhuş yapanlardansınız, nede oradaki mukimlerden uyuşturucu alanlardansınız, söylemleriniz birileri tarafından dedikodu olarak ortaya atılan iddialardır. Bu bilmediğiniz iddialarınız nedeniyle ilahi huzurda altından kalkamayacağınız büyük vebal almaktasınız. Birkaç kişi nedeniyle büyük bir toplumu ahlaksız, kanunsuz, hatta en ağırından sapık olarak ilan ediyor, yaptığınız fırsatçılığı meşrulaştırma gayreti gösteriyorsunuz .
Bu yaptığınıza Müfterilik denir ki İnsani ve İslami olarak büyük vebaldir. Sizlerin bu vebal altında ezilmenizi temenni edecek değilim.
Lakin Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, (ata sözü)
Mazlumun dini sorulmaz,  (hadis)
Zulmedenler bizden değildir,  (hadis)
Dört erkek gözleriyle görmeden kimse fuhuş ve sapıklık hakkında iddiada bulunması büyük günahtır.   (ayet)
Aldatanlar bizden değildir.(hadis)
Yalan ile iman Bir gönülde bulunmaz. (hadis)
Zulmü seyretmeyin, zulmü seyreden zulme ortaktır, ya mani olun yada orayı terk edin. (ayet)
Devamı arasanız çooook!

Behlûl dane fatihten@gmail.com

Sulukule çevresi yıllardır enkaz döküm alanı olarak kullanılıyor, bir taraftan belediye bir taraftan kaçak dökümcüler bölgeyi böyle mezbelelik haline getirmiş, Her gün binlerce Turistin gördüğü bu manzara ayrı bir sıkıntı olarak devam etmektedir. Projenin akıbeti ise hala belli değil.