İmrahor Camii, Doğu Roma döneminde yapılmış İstanbul'da ayakta kalan en eski dinî yapıdır.

Doğu Konsülü Studios tarafından bugünkü Yedikule'de 454 yılında kurulan Studios Manastırı'nın bir parçası olan Aya İoannes Prodomos (Vaftizci Yahya) kilisesidir. Latin istilası sırasında harap olan manastır ve kilise 1293'te tamir edilmiştir. Osmanlı padişahı II. Bayezid döneminde İmrahor İlyas Bey tarafından camiye çevrilmiştir.

Osmanlı döneminde şehrin en büyük camilerinden biri olarak hizmet vermiştir. 1782 yangını ve 1894 depreminde büyük zarar görmüş, 1908'de çatısı çökmüştür.

Osmanlı dönemi dini eserler onarılıp daha iyi şartlarda ibadete hazırlanırken,  Bizans'tan Osmanlıya geçen, çoğu 1453den beri Cami olarak kullanılan eserler bir bir İslami hayatımızdan çıkarılıp "Şimdilik" müze olarak ziyarete açılarak, İslami kullanım bir şekilde engelleniyor.  Bu eserlerin en önemlilerinden biri ise İlyas bey İmrahor camii


MÜZE MÜDÜRÜNÜN AÇIKLAMASI:

İstanbul’un en eski yapısı İmrahor Camii onarılarak hizmete açılacak
Tarih: 6 Temmuz 2006 Kaynak: Zaman

İstanbul’un en eski yapılarından biri olan 1543 yıllık İmrahor Camii müştemilatının (Studios Manastırı ve Ioannes Prodromos-Vaftizci Yahya Bazilikası) restore edileceği bildirildi.

Anıtın bağlı bulunduğu Ayasofya Müzesi Müdiresi Jale Dedeoğlu, 456-463 yılları arasında Doğu Konsülü Studios tarafından Vaftizci Yahya adına inşa ettirilen binanın, İstanbul’un en eski yapısı olduğunu söyledi.

Kilise ve manastır olarak şehrin girişinde kurulan anıtın, Roma ve Bizans döneminde patriklerin eğitim aldığı, kente gelen imparatorların ibadet ettiği bir yer olduğunu ifade eden Dedeoğlu, yapının 1204-1261 yılları arasındaki 4. Haçlı seferlerinde Latin istilasıyla yağmalandığını ve yakılıp yıkıldığını kaydetti. Dedeoğlu, yapının İstanbul’un fethinin ardından 1486 yılında İmrahor İlyas Bey tarafından camiye çevrildiğini belirterek, buranın Osmanlı döneminde ünlü hattatların yetiştiği bir merkez haline geldiğini anlattı. Caminin 1782’de yandığını, 1820’de onarıldığını, 1894’te meydana gelen depremde büyük hasar gördüğünü ifade eden Dedeoğlu, 1908 yılında çatısı çöken binanın o zamandan bugüne onarılmadığını bildirdi.

Çatısı bulunmadığı için tabii faktörlerin tahribatına açık olan yapının, yıllardır ihmale uğradığını vurgulayan Dedeoğlu, “ Biz mermer döşemelerin bozulan kısımlarında ve diğer noktalarda temizlik çalışmaları yapmak istiyoruz. Duvar ve sütunları halen ayakta olan bu binanın, çöken iç yapısı ayağa kaldırıldığında Bizans tarihinde patriklerin, Osmanlı tarihinde hattatların yetiştiği, dünya kültür mirası niteliğindeki bu çok etkileyici, büyük yapıyı yaşatmış olacağız.’’ diye konuştu. Dedeoğlu, yapının kesin sınırları belirlendikten sonra etrafının çevrileceğini, kontrolsüz girişlerin engelleneceğini bildirdi ve 24 saat süreyle bekçi koyduklarını ifade etti.

Ayios İonnes Prodromos Kilisesi, II. Bayezid döneminin ileri gelenlerinden İmrahor İlyas Bey tarafından cami ve zaviyeye çevrildi. İlk şeyhi İbrahim Menteşevi olan tekke, Halvetiliğin Sünbüli koluna bağlı idi. Tekkede hizmet edenlerin kabirleri halen bahçede bulunmakta. Cami, III. Selim’in hazinedar ustalarından Nazıperver ve Hassa Baş mimarı Mehmed Rasim tarafından iki kez tamir ettirildi. 1908 yılında bir yangınla çatısının çökmesinden sonra son cemaat yerinin sol bölümü cami haline getirildi ve 50 yıl namaza açık tutuldu. Bir dönem restore ediliyor bahanesi ile bu bölüm kaldırıldı, restorasyon yarım bırakıldı, cami günümüzde hala bu resimde görüldüğü gibi ibadete ve ziyarete kapalı tutulmaktadır.
Osmanlı döneminin birçok ünlü hattatı bu camide yetişti.

     Dünya kültür başkentiyiz diyoruz, ispatı bu ve bunun gibi eserler, ve halen toprak altında gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen bilinen eserler bu savımızda bizi haklı çıkarmaya yeter. 

St.Jean Stadion (İmrahor Cami) Sarnıcı
St.Jean Stadius tarafından 463 yılında yaptırılan aynı isimdeki kilisenin arkasında yer alan sarnıç, burada yaşayan din adamlarının ihtiyacı olan suyu temin etmek amacıyla yaptırılmıştır.

Sarnıç, 26x19 metre ölçülerinde olup, içerisinde birbirlerinden dörder metrelik aralarla 24 sütun bulunmaktadır. Ortalama çapları yarım metreyi aşan bu granit sütunların başlıkları birbirleri ile karşılaştırılacak olursa, yapılışlarında bazı uyumsuzluk olduğu da dikkati çekmektedir. Başlıklar üzerine oturan kemer ayakları, sarnıcın üst örtüsünü meydana getiren küçük kubbelerin dayandığı pandantifler oturmaktadır.

Beden duvarlarında esas yapı malzemesi tuğladır. Ayrıca kuzey yönünün yanlara göre dik olmayışı, sarnıcın yapımında kilise temellerinin göz önüne alındığını göstermektedir. Duvarlar üzerinde sıralanan ve ana mekânı çok iyi aydınlatan pencereler, dekoratif tuğla kemerler ile çerçeveler içerisine alınarak daha güzel bir duruma getirilmiştir.

Günümüzde gayet temiz ve bakımlı olan St.Jean Station Sarnıcı özel şahısların elinde bir imalathane olarak kullanılmaktadır.

 

 

YORUMLAR:

Habere yorum ve resim göndermek istiyorsanız İrtibat: fatihten@gmail.com