.

GÜNÜMÜZDE ÜMMETİN HELAKİNE SEBEP OLAN FİTNE "FAİZ"

    Ümmeti Muhammed günümüzde içine düşüp teslim olduğu en büyük fitne Faiz batağıdır, Dünyanın egemen kapitalistleri "Para"nın sahtesini icat edip, Gazeteden ucuza basarak insanları köleleştirme yolunu sahte, para olmayan bu kağıt parçaları ile sağladılar, 18 yy. dan itibaren bu yolla dünyayı daha kolay köleleştirdiler.
(Para nedir ya Resulullah; Para tedavülden kalktığı zamanda değerini koruyan şeydir Hadis-i şerif)

     Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17 nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere'de ise "Goldsmiths" ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir. Önceleri hükümetlere merkez bankalarındaki kadar para basmasına müsaade edilirken, sonradan sanayi ve ticari gücü, sonraları askeri gücü olan ülkelerin parasının değerini koruduğunu, güçlü olmayan ülkelerin, ve de batının kurallarını kabul etmeyen ülkelerin parasının uluslar arası kabul edilmiyor. Çin bile parası yuan'ın 1990 lı yıllarda konvertibilite  olmasını sağladı.

Yukarıdaki hadisi şerif günümüzden 14 asır önce paranın sahtesinin olacağını, bu konuda dikkatli olmamızı, para olmayan şeyleri para olarak kabul etmenin doğru olmadığını bize bildiriyor.   Fakat çok şeyde olduğu gibi para konusunda da gerektiği gibi İslami emirlere uyamadık, sisteme sahip olamadık, güç küfrün eline geçtiğinde işte böyle kağıt parçaları ile kendimizi, dünyamızı bir avuç kapitaliste teslim ettik.
şimdi Dünyamızı bizlere zindan ediyorlar, Sahip oldukları güçleri tehlikeye düştüğünde, bizim karşı koyacak gücümüzü yok etmek için bizleri birbirimizle çarpıştırıp gücümüzü bitiriyor, üstüne üstlük silah satarak bu yolla da  son imkanlarımızı elimizden alıyor.  Günümüzün körfez ülkeleri bu konuda çok taze örnektir.

Bu saatten sonra ne yapılabilir?  Mutlaka İslami hassasiyetleri bilip inadına yaşamak gerekiyor, kapitalist güçleri iflas ettirmek gerekiyor, Nasıl mı olacak? elbette ki öncelikle cemaat olacağız, öyle 1990 lı yıllarda kurulumu belli mihraklarca organize edilerek, sonra yapay yollarla iflas ettirilen Anadolu kaplanları gibi değil.

Gerçekten cemaat olmamız emrediliyor, birbirimizi öncelikle tanımamız, sevmemiz, birbirimiz için dertlenmemiz gerekiyor. Şu sıralar günde beş defa camiye gelip saflarda omuz omuza veren kişiler, kuru anlamsız bir selam dışında kimsenin kimsenin halinden haberi yok, genelde bu kuru selamda yok. Selam duadır, kişi kim için ne dua edeceğini bilmelidir. Bunun için komşusunun derdini bilmelidir, Komşusunu tanımayın derdini bilmesi mümkün müdür.

Konuyu burada kesip Faiz konulu bir forum yazıları sunuyorum:

---Sevgili  kardeşim bence yapmamız gereken devlet bankalarının ve tüm kurumlarının normal ve gecikme faizlerini kaldırmaya yönelik bir hareket başlatmak olması daha iyi olmaz mı? Belki bu konu böyle iyi şeyler yapılmasına vesile olur.
---
Ve aleykum selam kardeşim  ALLAH c.c razı olsun verdiğiniz bilgiler için, hepsine aynen katılıyor ve tasdik ediyorum. İnşALLAH namerde muhtaç olmadan bütün problemlerimizi çözeriz Bizleri yaradana emanet olunuz.
---ve aleykümselam... selamünaleyküm...

Öncelikle Kredi Kartı ve Kullanımı ile ilgili hususlara değinelim inşaAllah.

1. KrediKartı henüz sizin olmayan parayı kullanma temeline dayanmaktadır.
Ve elimize geçmeyen para henüz bizim olmadığına göre , kendimize ait olmayan parayı kullanmamız uygun mudur?

2. Hadi bu parayı borç olarak alıp kullandığımızı varsayalım.
Geri ödeme süresi nedir ? 1 ay.
1 ay içinde ödeyeceğinize dair söz vermiş oluyor muyuz? Evet .
Ödeyemediğimizde alışveriş sözümüzü bozmuş oluyor muyuz ? Evet.
Ve biz ödeyemediğimizde banka faizi işletiyor mu ? Evet

Yani hem sözümüzü tutmamakla hem de faize bulaşmakla Rabbimizin emrine karşı geldik. Çifte ziyan...

3. Eskiden Kredi Kartı mı vardı ? Hayır
İnsanlar geçimini sürdürebiliyor muydu ? Evet
Kredi Kartı insanları harcama yönünden rahatlığa teşvik ediyor mu ? Evet

Alışverişe gidildiğinde zaruri ihtiyaç yanında fuzuli ihtiyacın alınmasına da vesile oluyor mu ? Evet

İsraf yaparak bir kez daha ziyandayız.

4. Kredi Kartı borcumuzu ödeyemediğimizi düşünelim .Faiz aldı başını gidiyor .
Borç birken bin oldu. Ailemizin nafakasını bankaya yatırır olduk mu ? Evet
Cenneti yaşamamız için verilen yuvalarımıza huzursuzluğu ve mutsuzluğu getirdik mi ? Evet

Aile yuvamızı koruyamadığımız için bir kez daha ziyandayız.


5. Bu kısmı yazmak bile istemiyorum ama ne yazık ki günümüz gerçekleri...
Ve Rabbim cümlemizi bu duruma düşmekten , bu duruma bulaşmaktan muhafaza etsin.
Kredi kartı borcu dağ gibi oldu . Ödememizin imkanı yok.
Ruhsal bunalıma girdik . Bir cinnet anında kendi canına mı kıyanı ararsınız , eşine çocuğuna kıyanı mı ?

Can aldık ... Ziyanların en büyüğü...
Yani Kredi kartı nerden bakarsak bakalım ...Koca bir ZİYAN...
Rabbim cümlemize , verdiği rızka kanaat etmeyi nasip etsin.
Amin.
Ve bizler faiz almazsak eğer bu sistem mutlaka değişecektir inşaAllah.  Hayırlı günler.

---Aleyküm Selam sayın gevher
Tespitlerinize aynen katılıyorum, 3. madde yazdıklarınızın can damarı...
Faiz almayıp bu sistemi değiştirmek en büyük dileğimizdir inşaALLAH
Selam ve Dua ile...

---selamun aleyküm ...
ben kendimden bı örnek vereyim bu konu üzerine...
1996 yılından itibaren yanı 16 yasından itibaren esnaflık yapıyorum Rize'de.
o kadar dikkatli davranıyordum ki faiz hususunda telefon ,elektrik ve benzeri faturaları dahi günü gelmeden yatırırdım.çünkü faiz haram olduğunu biliyordum ve bana da iyi gelmiyordu .bu bilinçle hareket ederdim.
2004 yılında kardeşim üniversiteden mezun oldu yanıma geldiğinde o okumuştur hesap kitabı daha iyidir diye işyerin tüm yetkilerini ona verdim, girdi çıktı işlemleri o yürütmeye başladı gayette güzel yürütüyordu.
işlerimizde iyi gidiyordu ne olduysa 2007 yılında krediyle sıfır araba alana kadar. ta ki o arabayı aldık işlerimiz hep geriye doğru gitti her gün zarar etmeye başladık neticede o arabayı da sattık birikimleri de bitirdik. sıfıra indik ve halen bankalara bölüm bölüm borcum var.50 bin tl civarı toplamda .
şuan kardeşimle de ayrıyız evlenip İzmir yerleşti. bense sırf borçlardan ötürü bir başkasının mutluluğuna sebep olamam diye sözlümden ayrılmak zorunda kaldım.ve tekrardan sıfırdan hatta eksiden başlamak zorunda kaldım....ve halen istemeyerekten faiz ödemek zorundayım ...mümkün mertebe aç kalın açıkta kalın ama faize bulaşmayın çok ihtiyacınız varsa dahi gidin bir başkasından yardım dilenin el acın . ama faiz almayın kardeşlerim .
ben bir hataya düştüm şeytana uydum ve tepe taklak oldum bunca zaman kirada oturdunuz sabredin biraz daha kirada oturun .Allaha dua edin sizi asla yarı yolda bırakmaz ve sabrederseniz en güzeline kavuşturur sızı.. Allaha emanet olun.

---kardeşim siz hiç üzülmeyin evinize, eşinize sağlıklı olarak lazımsınız. herşeyden önemlisi sizin sağlıkla hayatta olmanız. tamamen ev almayın demiyoruz zaten inşallah bu bulduğunuz evden daha güzeli karşınıza çıkar kısa bir zaman sonra evinizi alırsınız. bir düşünürsek evi aldık faize bulaştık günaha girdik ve sonra vefat ettik sonra onun günahın cezasını biz çekeceğiz.
Etrafımda nasıl insanlar var gel Kuran öğreteyim babana kardeşine oku diyorum ev bırakmışlar hatta hayattayken üstlerine yapmışlar gelmiyorlar bir yasin okursun hiç olmazsa diyorum ama nafile. bir de geçen gün yazdıktan sonra bir örnek daha aklıma geldi bir tanıdığımız ev alıyor iki tane ikisi de inşaat halinde üstünü kredi çekiyor faiz ödeyecek sonuçta. ama evi aldığı kişiden yana dolandırılıyor onsekiz milyar ödemişler apartmanın borcu için müteahhit ödememiş. evin borçları çıkmış. lütfen faize bulaşmayın. insanın günahı bir yerden çıkıyor. ahrette hesabı var üç günlük hayatta hiç değer mi? az daha sabredin bol bol dua edin. Allaha emanet olun hayırlı günler.

-----" Bir konuda haramı helâl görmek isteyen bir adam yüz hocaya fetva soruyor. Doksan dokuzu haram, bir tanesi helâl derse, elbette ki doksan dokuzu dinlemek gerekir. Bir kişi yanılabilir, unutabilir, okuduğunu yanlış anlamış olabilir. Haram olan şeyi helâl saymak için bahane aramamalıdır. "

" Allah Tealâ haram ve helâlin yanında şüpheliyi de yaratmıştır. Şüpheliden sakınmak gerekir. Şüphelilerden sakınan namusunu, ırzını, dinini, her şeyini korumuş olmakla yükseklerin yükseğine yükselir. Demek ki Allah’a kavuşmanın, diğer bir tabirle veli olmanın başlangıcı şüpheliden sakınmaktır.

Şüphelinin harama götürebileceği göz önüne alınarak çok dikkatli olmalıdır. Günümüzde pek çok şüpheli mesele vardır ki, müslümanların onları helâl kabul etmesinden korkulur.

Habib-i Hüda s.a.v. hadis-i şerifte buyurur ki:
“Helâl ve haram bellidir. Bir de ikisinin arasında şüpheliler vardır. İnsanlardan birçoğu şüphelileri bilmez. Kim şüpheliden sakınırsa, muhakkak o dinini ve haysiyetini temizlemiştir. Sakınmayan harama düşer.”

Şüphelileri terk etmek kulun imanını kâmil eder. Şüphelileri terk etmeyen şeytanın tuzağına düşer, harama yaklaşır. Haramın küçüğüne yaklaşan kişi, eğer bunu önemsemezse büyük günahlara girer. Böylece kendi kalbini ifsat eder ve cehenneme müstehak olur. "

Faizin her çesidi haramdir buyurulmuyor mu?
Haram katma, faiz sokma! Ne zulmediniz NE DE ZULME UGRAYINIZ (rizkinizi faize vermeyiniz, davacisi çok olur)...
Allah Yar ve Yardimciniz olsun kardesim...
Selam, dua ve hep dua ile insAllah...

----Selamun Aleyküm,

Faiz Konusunda Şeriatın Tanıdığı Kolaylıklar

1- Başkalarına parasını vererek bundan faiz almak ve kaçınılmaz bir sıkıntı nedeniyle borçlanarak faiz vermek aynı şey değildir. İnsanlar bazen faizli borç almaya mecbur olabilirler; ama paralarını faiz almak veya yemek için başkalarına borç olarak vermeleri gibi bir zorunlulukları yoktur. Borç veren veya faiz alma durumunda olan kişi, ancak varlıklı biridir. Şimdi varlıklı birini haramı helâl yapmaya mecbur eden bir zorluk var mıdır?

2-Faizli borç alma ihtiyaçlarının hepsi de zorunluluk kapsamına girmez. Örneğin, sünnet ve evlilik düğünleri, sevinç ve üzüntülerin belirtilmesi için yapılan törenlerde savurganlığa gerek yoktur. Araba almak veya ev yaptırmak da gerçek bir zorunluluk değildir. Lüks eşya almak veya işi büyütmek için sermaye toplamak da çok gerekli bir şey değildir. Bu ve benzeri “zorunlu” ve “gerekli” olarak tanımlanan işler ki, bunlar için tefecilerden büyük meblağlar borç olarak alınır. Oysa bunlar şeriat açısından hiçbir değer taşımamaktadır ve bu amaçlar için faiz alanlar büyük günahlara girer. Şeriat ancak “haramın helâle dönüştüğü durumlarda” söz konusu olan zorunluluklar için bir kişiye faizle kredi veya borçlar almasına izin verebilir. Yani faizli borç almaktan başka çare kalmayan büyük bir âfet, can, mal ve namusun tehlikeye girmiş olduğu ve dayanılmaz bir zarar ve sıkıntıyla ilgili gerçek bir zorunluluğun olduğu durumlarda buna imkan tanımaktadır. Bu gibi durumlarda çaresiz bir Müslüman’ın faizli kredi alması caiz olacaktır. Ne var ki, halleri vakitleri iyi olmalarına rağmen bu kardeşlerine faizsiz borç vermek bir yana, yardım etmeyenler günaha gireceklerdir. Çünkü kendileri bir kardeşlerinin haram bir iş yapmasına neden olmuş olurlar. Hatta, bence bu vebal tüm bir millet üzerinedir. Çünkü bu millet, zekât ve sadakalar ile vakıfların kurulması ve işletilmesi konusunda gaflet içinde bulunmuş, dolayısıyla buna imkan tanımaktadır bireyleri çaresiz kalmış ve onların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için tefecilere el açmaktan başka çareleri kalmamıştır.

3-Büyük zorunluluk halinde bile yalnız gerektiği kadar borç alınabilir ve durum düzelir düzelmez böyle bir borçtan kurtulmak şarttır. Çünkü, ihtiyacın giderilmesinden sonra tek bir kuruş faiz vermek bile haramdır. Şimdi, ihtiyacın çok şiddetli olup olmamasına ilişkin karar söz konusu kişinin sağ duyusu ve dindarlık duygusuna bağlıdır. Zaruretin şiddeti de aynı ölçüye bağlıdır. Kişi ne kadar çok dindar Allah’tan korkan bir kimse ve imanı ne kadar güçlüyse, bu hususta o kadar dikkatli olacaktır.

4-Kendi ticarî zorunlulukları, ve mallarının korunması, yahut bugünkü ulusal kargaşa nedeniyle kendi geleceklerini güvence altına almak düşüncesiyle bankalara para yatıran, yahut sigorta şirketlerine kendilerini sigorta ettiren veya herhangi bir kanun veya düzenlemeye göre yardım fonuna katkıda bulunmak durumunda olan kimselerin mallarından yılda % 2,5 oranında zekât vermeleri gerekmektedir. Zira, bu olmazsa, toplanan paralar kendileri için pislikten başka bir şey değildir. Böyle kimselerin paraya değil, Allah’a tapmaları gerekir.

5- Banka, sigorta şirketi veya emniyet sandıklarındaki hesaplara göre, istemeyerek sistem gereği oluşan faiz gelirini sermayecilere bırakmak caiz değildir. Zira bu o fesatçıları daha da azdırmak ve güçlendirmek demektir. Doğru yol, bu geliri alıp durumları neredeyse, “haram yemeleri caiz olan kimseler” kadar kötü ve yoksul olan kimselere dağıtmaktır.

Malî alışveriş ve ticari faaliyetlerde faiz tanımı kapsamına giren veya faiz şüphesi taşıyan ne kadar kâr ve gelir varsa onlardan kaçınmak lazımdır. Eğer bu mümkün değilse, yukarıda beşinci maddede belirtilen yöntem benimsenmelidir. Bu konuda iman sahibi bir Müslüman’ın tercihi, çıkar elde etmek değil, tam aksine, fesadı def etmektir ve olmalıdır. Eğer kendisi Allah’tan korkuyor ve Ahiret gününe inanıyorsa kendisi için haramdan kaçınmak ve Allah’ın gazabından kurtulmak, işinin iyi gitmesi ve malî çıkarlarından daha önemli olmalıdır.

Bu kolaylıklar yalnız bireyler içindir. Bunlar, başkalarına esir olan ve kendi malî ve ekonomik politikalarını belirleyecek durumda olmayan bütün bir millet için de geçerli olabilir. Ancak, kendi sorunlarını kendi çözümleyecek durumda olan bağımsız ve egemen bir Müslüman topluluk veya devlet, faiz olmadan malî işler, bankacılık, ticaret ve sanayi v.s.nin işleyemeceği ve herhangi bir seçeneğinin olamayacağı ispatlanıncaya kadar faiz konusunda herhangi bir özel izin veya kolaylığı isteyemez. Eğer bu şey bilimsel ve pratik yönden yanlış ise ve gerçekten bir malî düzenin faiz olmaksızın çok başarılı bir biçimde işlemesi mümkünse batı kapitalizminin ilke ve kurallarına uyulmasında ısrar etmek, Allah’a karşı isyan bayrağını çekmeye karar vermekten başka bir anlam taşımaz.

Allah'a emanet olun...

----Faiz ödemek, yemek kadar haramdır.

----Selamün Aleyküm
Güzel yorumlarınız için teşekür ederim GEVHER kardeşim.Bir konu ancak bu kadar güzel izah edilebilinidi.

Sayın Mübin,
Yazmış olduğunuz ayetlerin tefsirlerini tekrar okumanızı rica ediyorum.Tesbitlerinizde yanılıyorsunuz.
Efendimiz sellellahü aleyhi vesellemin veda hutbesini bir daha okumanızı tavsiye ediyorum.
Hadisi şerifte faizi alanında vereninde ateşte olduğu beya beyan edilmiştir.
Günaha vesile olanında aynı günaha ortak olduğu hadislerde bildirilmiştir.Faiz alarak birilerinin faiz vermesine vesile olduğunuz için günahta ortak olursunuz.
Daha bir sürü şey sıralanabilir.
Ayrıca islam ibadet edecek gücü bulacak kadar gıdanın ve avret yerini örtecek elbisenin dışındaki hirbirşeye ihtiyaç vasfını yüklemez.
O nedenle ev olmassa olmaz bir ihtiyaç değildir.

Baki selamlar

---Haramlardan ve her türlü şüpheli şeylerden Yüce Mevlam cümlemizi korusun
Elinize ve emeğinize sağlık
ALLAHA emanet olunuz

----Selamun Aleyküm,

İslam'da zaruret halleri bellidir; Can kaybı, organ kaybı, ağır ölümcül hastalık tehlikesi ve namusa gelecek saldırı gibi durumlar zarurete girer...
Böyle bir zaruret durumu olmaksızın faiz almak ya da vermek içkideki duruma benzer:
Allahü teâlâ, içki içene, içirene, alıp satana, yapana, saklayana, taşıyana, kendisine götürülene ve parasını yiyene lanet etti. (İbni Mace)
İçki satmak, imal etmek, taşımak, saklamak v.s. Kur'an'da ifade edilmediği halde haramlığı Hadis-i Şeriflerle sabittir...
Faiz için de aynı hüküm dikkate alınmalıdır...
Allah'a emanet olun...

-----ev kendimin ama tapu alamadık , öyle bir mütahit çıktıki allah kimsenin başına vermesin hala para ödüyoruz ... verdiğim paraya şuanda 2 daire alınır ... allaha emanet olunuz ...

İşin özü aslında bu bir cümle ve bunu hepimiz biliyoruz, yazıyoruz, okuyoruz...
Uygulamaya bakıp araştırsak acaba ev, araba ve herhangi birşey alanların yüzde kaçı uyguluyor veya uygulamıyor.
Kıyametmi yaklaşıyor acaba alametleri çoğalıyor?

Sevgili yusuf kardeşim
O kadar güzel bir yerden girdinki mevzuya ben açsam bir ton üzerime gelinirdi şimdi sana bir soru ben ashabım kelimesinin tüm müslümanları kelime itibarı ile kapsadığını düşünüyorum dersem buna hayır diyebilirmisin


Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Tabiki demem
Hitab ederken ashaba hitab ediyor olması bizi bağlamıyor diyebilirmiyiz? hayır diyemeyiz.

Ben size bir soru sorayım.Bir insan sizin vesilenizle bir günah işliyorsa sizde günaha ortak olurmusunuz.? Durun ben söyleyeyim.Olursunuz.O nedenle faizle para aldığımızda karşı tarafı faiz vermeye sebebiyet vermekten sizde günaha girersiniz.

Sevgili yusuf kardeşim konu yeterince açıldı genişledi artık isteyen istediği yerden alır ama imam ebu yusufun kanaatine göre faiz hakkında eğer paranın kaybettiği değerle ilgili bir yorumu var eğer devlet aldığı faiz miktarını zamanımızdaki enflasyon değeri olarak kabul ederse buna faiz denilmez diyor bu görüşü biz nasıl kabul etmeliyiz

Sevgili cemal durra kardeşim
Bir çiftçi aç kalma korkusu ve fakirlik sebebi ile karısının onu terkedeceğini düşünerek hem örf olarak kendini mağduriyete düşmekten korumak için hem namusuna halel geleceğini düşünerek kredi ile bir traktör aldığını iddia ederse buna ne cevap verebiliriz?

Sevgili Yusuf kardeşim sana imam Yusufun bir duasını buldum onu gönderiyorum

Ebu Yusuf'un içtihattaki metodunu şu duasından çıkarmak mümkündür: "Allahım, Sen biliyorsun ki önüme çıkan her hadisenin hükmü için önce senin kitabına baktım ve orada bir çıkış yolu bulduysam aldım. Eğer bulamadıysam peygamberinin sünnetine baktım. Orada da bir çıkış yolu bulamadıysam ashabın sözlerine baktım". Ebu Yusuf'un fetva ve diğer içtihatlarından kıyas, icma, istihsan, şer'u men kablena, örf gibi delilleri de kullandığı anlaşılmaktadır.

Sevgili yusuf kardeş Çok hoşuma gittiği için bu hikayeyi göndermek istedim

İMAM EBU YUSUF VE HAMAMCI
Ebû Yusuf fakir bir aile çocuğu idi. Binbir güçlük içinde tahsiline devam ediyor ve tek teselliyi, hocası İmam-ı A'zam'm:

— İlim azizdir, sahibini de aziz eder, sözünde buluyordu.

Talebeliği zamanında bir gün hamama gitmişti. Hamamdan çıkarken üzerinde hamamcıya verecek para çıkmadı. Hamamcı bütün ısrarlarına rağmen parasız göndermiyordu. Her ne kadar:

— Şimdi yanımda yok, bana müsaade et sonra getiririm. Ben talebeyim, istersen sana bir ilmi mesele, öğreteyim dediyse de hamamcıya tesir etmedi.

Hamamcı en sonunda ayakkabısını rehin alıp İmam-ı Ebû Yusuf'u yalın ayak gönderdi. Ancak para bulup getirdiği takdirde ayakkabısını alabilecekti.

Bu hâl İmam'ın çok ağrına gitmişti:

— Bir hamamcıya bile sözümüz geçmiyor, paran olmazsa rezil olursun, diyerek ilim tahsilinden vazgeçti ve para kazanmanın yollarını aramaya başladı.

İmam-ı Yusuf'un bu kararı hocasını çok üzmüştü. Ebû Yusuf'u aradı, buldu ve hamamcının parasını vererek ayakkabıyı da aldırdı.

Aradan zaman geçmiş, Ebû Yusuf, hakikaten İmam-ı Ebü Yusuf olmuştu. Medreselerde talebe okutmakta ve insanlığın bir çok müşkülünü çözmekte idi.

Bu arada hamamcının başı derde girmişti. Çünkü o:

— Bir kızım olur, onu da evlendirirsem paha biçilmeyen bir cehiz hazırlarım, diye va'detmişti.

Allah ona bir kız evlât verdi ve düğün zamanı da gelip çattı. Fakat bir türlü va'dini yerine getiremiyor, dünyada paha biçilmeyen bir şey bulamıyordu. Kime derdini açtı, hangi ilim adamına danıştı ise derdine kimse çare bulamamıştı. Bir gün bir ahbabı:

— Sen git, falan yerde bir alim var, derdini ona anlat. Bu işe bir çare bulursa o bulur, dedi. Hamamcı tarif edilen yere gitti, sordu - soruşturdu, o zatın medresede talebe okuttuğunu öğrenip doğru medreseye gitti. Medreseye varıp kapıyı çalıp içeri girince Ebû Yusuf hamamcıyı tanıdı ama, hamamcı onu tanımamıştı. Derdini anlatıp kendisini kurtaracak fetvayı vermesini istedi.

Ebû Yusuf, hamamcıyı dinledikten sonra:

— Sizin sorunuz çok kolay, yalnız bu talebelere şu kadar yardımda bulunacaksınız, deyince hamamcı derdine çare bulunduğu için sevinçten uçuyordu sanki.

Hamamcı bütün şartları kabul ettikten sonra Ebû Yusuf rahimehullah:

— Kızının çehizine bir Kur'an-ı Kerîm al koy. İşte kıymetine paha biçilmeyen tek şey budur, diye fetvayı verdi.

Daha sonra iş kendisini tanıtmaya gelmişti:

— Sen bir zaman hamamına giren bir talebeden, parasının yerine ayakkabısını almıştın. Fakat şimdi hamam parasının bin mislini vermeye razı oldun. Ondan dolayı ben senden talebelere yardım istedim, deyince hamamcı da karşısındakinin kim olduğunu tanımıştı.

Bu mesele îmam-ı A'zam Hazretlerinin kulağına gitti. Hazreti îmam, talebesinin bu buluşunu çok beğenmişti. «İlim azizdir, sahibini de aziz kılar» sözü ise bir keramet olarak zuhur etmişti

Selamun Aleyküm,

Bakara suresi 155. ayeti okurum...


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِِ

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).

Meali: Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.

Allah'a emanet olun...

cemal durra kardeşim yani senin dediğin zorunluluk sebepleri doğmuş olurmu?

Selamun Aleyküm,

mübin kardeşim, ısrarlı sorularını ve araştırmacı tavırlarını hoş bir tebessümle ve takdirle karşılıyorum...
Muhataplarına sevgi ve saygıyı elden bırakmaksızın seviyeli ve kaliteli fikir jimnastiklerini her zaman takdir ederim... Allah razı olsun...

İslamda zaruret halleri fıkıh kitaplarında detaylı olarak açıklanmıştır ve bellidir... Ve bunlar kişiye göre değişmez...
Burada esas olan insanın bu kurallar çerçevesinde kendi halini zaruret olarak değerlendirip değerlendiremeyeceğidir...
Hani bir söz vardır "fetvayı müftüden al ama bir de kalbine sor" diye...
İnsan durumunu en iyi kendi bilir, olayların gelişmesi, gelinen noktanın ciddiyeti ve doğurabileceği sonuçları en doğru şekilde vicdani olarak değerlendirip o şekilde fetva araması gerekir... Allah'a hesabını vereceğini bilerek ve düşünerek...
Ben ulaştığım bilgiler çerçevesinde faiz almanın da vermeninde haram olduğunu biliyorum... Zaruret hali ise kişinin tamamen kendini tanımlama hususunda taşıdığı hassasiyetle ilgili bir konu...

Allah'a emanet ol sevgili kardeşim...

Sayın mümin
Sorumu cevaplamamışsınız ama neyse zaten ben cevaplamıştım değil mi

Ebu Yusuf fetvayı verirken izlediği yol tabiî ki doğru yol.Zaten her imam gibi bizde aynı yolu izliyoruz.Fakat buradaki durum şu.Ayetler açık olduğu halde siz ayetin ihtivasını çarpıtıyorsunuz.Açın bakın bütün tefsirlere faizin almanın veya vermenin haram olduğunu yazmaktadır.
Biz hadis ve başka örnekler vermemiz ondandır.Ama tabi ayet ile ikna olmayan bir insana başka bir delil getirmeye çalışmak bizim suçumuz.Özür diliyor ve konuyu uzatmamak adına daha fazla meal yazmak istemiyorum
Baki selamlar

Selamün Aleyküm
Bugün bir dergahta duvardaki reklam panosunda mart ayındaki umre programlarını yazıyordu.
Dikkatimi çekti biraz inceledim, 21 günlük umre, bir kişi 785.- euro ve kredi kartına 6 taksit yazıyordu.
Peşin para bulamayanlar için güzel bir fırsat değil mi ?

--- Bu fırsatı değerlendirmek isteyen Allah için ibadet mi yapmak istiyor, turistik bir geziye mi çıkıyor?  İbadet külliyen helal imkanlarla yapılacak bir eylemdir, Haram haramdır, haramdan hayır gelmeyecektir. Bu Turizm firması bu 6 takside zaten vade farkını koyuyordur, dese ki 6 taksit şu fiyat ve seni bankaya mecbur etmeyerek senet ile kifayet etse ne güzel olacak.  
Hem ibadetlerimizde hem sosyal hayatımızda olabildiğince Allah rızası gözetelim, bizleri günaha yaklaştıran kişi ve sebeplerden uzak duralım İnşâallah.

---Esselamu aleykum;

Konuya dahil olmak istedim ,nede olsa hepimiz inanan insanlarız,yaşam gayemiz ise islam dininin yücelmesinde ve inananların amellerini doğru yapmasında, bilmeyerekte olsa hataya düşmemeleri için emri bil maruf - nehyi anil münker görevimize devam etmeye özen göstermek olmalıdır...

Malumumuz şudur ki; ALLAH TEALA açık ve net olarak ayeti kerimelerinde,faiz yani riba mevzusunda faiz ile borç vericileri,faiz yolu ile insanları sömürücüleri,çok sert bir şekilde yaptıkları bu işlerden vazgeçmeleri ve sonlarının cehennemde çetin olacağının uyarısını yapmaktadır,buna rağmen ayeti kerimelerde faiz ile borç alıcılar zikredilmemektedir...
Ancak görünen o ki;bazı kardeşlerimiz bu durumdan bir pay çıkarıp,faiz ile para vermek haram ama faiz ile para almak haram değil,diye bir sonuç çıkarmışlardır,ancak unutmamalıdır ki,ALLAH TEALA biz insan kullarını gayet zeki ve kolay kavrayan hatta leb demeden leblebiyi anlayan bir yapıda yaratmıştır,öyleki ALLAH TEALA faiz ile uğraşan ribacı bana ve resulume savaş açmıştır diye buyurduğu zaman biz akıllı kulları dost ve düşman kavramını hemen düşünerek tarafımızı ALLAH ve Rasulun den yana olarak seçeceğiz ve ALLAH TEALA ;faiz ile uğraşan kişilerin bu hallerine devam etmeleri sonucu cehennemde EBEDİ kalıcı olduklarını buyurarak cehennemde ebedi kalıcıların ise kafirler olması sebebi ile bu kişilerin KÜFÜR EHLİ olacaklarınıda yine biz akıllı kullarına açıkca beyan etmiştir,bu sebeple faiz ile geçinenler kafir olmuş olurlar ama şunuda unutmamalıyız ki bu kişilerin ALLAH TEALA ya olan küfürlerine bizlerde onlarla alış verişte bulunarak ortak olup '' Küfre rıza gösteren kafirdir...'' buyruğunun gereğini boynumuza yüklenmiş oluruz...

Ayeti kerimeleri aklı almayan hani dedimya akıllı kullardan olurda aklı bunalanlar olur diye ALLAH RASULU s.a.v biz aciz ümmetini düşünmüşde faiz hakkında açık ve seçik bir dil ile bir çok hadisi şerif beyan etmiştir...

Bu hadisi şeriflerde ise faiz yiyen gibi yemeye sebep olan kişi hakkında herşey açıkca ortadadır...

Abdullah b. Mes'ud (r.a)'un şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a), faiz yiyene, yedirene, (muamelesine) şahitlik edene ve yazana lanet etti." (Müslim, müsâkât, 105, 106; Tirmizî, büyü 2; Nesâî, ziynet 25; İbn Mâce, ticârât 58; Dârimî, büyü 4; Ahmed b. Hanbel, I, 83, 88, 93, 107.)

Bakın hadisi şerif tam da günümüz bankacılık sözleşmelerini anlatıyor.
1/ Faiz yiyen (Banka)
2/ Faiz yediren (Müşteri)
3/ Şahit olan (Kefiller)

''Faiz 71 bölümden müteşekkildir.Bu faizin en basit olanının Allah katında günahı bir adamın annesi ile nikahlanması gibidir ve faizin en kötüsü bir müslümanın ırzını kişinin kendisine helal kılmasıdır.'' (Ebu Davud edep 40 ) (bakınız hadisi şerif faiz'i alan yada veren olarak ayırmıyor)

Hadisi şerif yorum gerektirmeyecek kadar açık ama bu adamı küfre götürmez diyenler olursa diye söyleyelim ki,ALLAH TEALA ''...Benim haram kıldığımı kim helal kılarsa,helal kıldığımı kim haram kılarsa,işte o kafirlerdendir ve bende onları sevmem...'' manasında ki Tevbe suresi 37.ayeti kerimeyi hatırlatıp,bir insanın annesi veya başka bir müslüman kadın ile zina etmesi veya kendini zani durumuna düşürmesi de ALLAH TEALA nın haramlarındandır, faiz alan/veren ler bu durum ile itham olacakları gibi bunun üzerinde ısrarcı olmalarıda yine haramı helale çevirmek gayretinden başka birşey olmaz...


Bakara 275. Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.

276. Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.

278. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terkedin.

279. Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.


Ali İmran 130. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

En-Nisa 161. Menedildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Er-Rum 39. İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.


Hem ayeti kerimeler hemde hadisi şerifler aslında bizlere durumu açıkca ortaya koymuş ve riba yani faizin alan ve veren ayırmadan herkesi hatta şahitlik yada kefillik yapanlarıda kapsadığını ve lanetlenme veya cezaya çarptırılma babında eşit bir durumları olduğunu gayet net bir dil ile anlatmaktadırlar...

Bütün bunlara rağmen fıkıh alimlerinin fetvalarından İLLA kendi nefsi arzularına uyan kolaylıkları arayan kardeşler için fıkhi konularada bakmak gerekecektir,ancak fıkıh zaruret hallerde haram olan şeylerden sadece cüzi bir miktar hayatta kalacak kadar kullanılmasını ön görür...
Misal;İyice aç kalan kişinin ölmemek için haram olan şeylerden yemesi,içmesi gibi...
Faiz mevzusuna baktığımız da ise bu belki bin yıl evvel olması mümkün ise de,günümüzde hele hele açlıktan kimsenin ölmediği ülkemizde vede bu konunun açılması sebebi Kredi ile ev almak mevzusu iken bu konuyu konuşmanın hatta aç kalan yada zorda kalanların durumu ile kıyas etmenin fıkıhta kendine bir fetva aramak değil,ancak olsa olsa cehennemde ebeden kalacak bir yer ayarlamak olacağını düşünmek herhalde daha uygun olacaktır...

Kişi Kredi almasa da,kredi kartı da alsa durum farklı değildir,hatta kredi kartı olupta hiç kullanmayan kişide bu durumdan kurtulamaz...
Bu konu hakkında konuşacaklarım belki zayıf gelebilir kulağınıza ancak;unutmamalıdır ki,faiz ile alış / veriş yaptığını beyan edip küfrünü açık eden bir kurum ile karşılıklı imzaların atılıp maddeleri arasında (zamanında ödemezsen şu kadar faiz uygularım...) akdini imzalakta aynen bankanın yada faizcinin durumu ile mukayese olunur...


Ayeti kerime ve hadisi şerifler ve değerli fıkıh alimlerimizin şerhleri ile açık olmuştur ki;
1/Faiz haramdır
2/Faiz alan kadar verende suçludur
3/Faiz akdine şahid olan veya kefil olanda suçludur
4/Kredi kartı kullanmakta (eğer sözleşmesinde gecikme anında faiz uygulanır maddesi varsa) hem batıl bir anlaşmadır,hemde küfre rızadır,

Bütün bunlara rağmen bankalarla alış veriş/kredi/kredi kartı kullananlar ALLAH TEALA ya ve Rasulune s.a.v açıkca savaş açmış bulunmaktadır...
Yinede ALLAH TEALA çokca bağışlayan Gafur,çokca acıyan Rahim ve çokca merhamet eden Rahmandır,tevbe etmek ve en güzel kulluğa ulaşmak için gelin faizden vazgeçelim...

---Selamun Aleyküm,

ERZURUMLİ kardeşimizin oldukça iddialı açıklamaları var, bunların bir çoğuna katılmamakla birlikte burada bunların tartışılmasını faydalı görmediğim için bir tartışmaya girmeyeceğim... Örnek olarak: Amel ile itikad aynı tutulamaz... Amelde yanlışlık günaha sokar ama itikadda yanlışlık küfre sokar... Neyse, bırakalım bu konuları ilim erbabı tartışsın...

Ben başka birşey soracağım...

ERZURUMLİ kardeşin dediklerini doğru kabul edersek...

Ben yaklaşık 25 yıllık bir dişhekimiyim ve aktif muyenehane hekimliği yapıyorum...
2008 yılında mevcut hükümet bir karar çıkararak serbest çalışan doktor, dişhekimi ve veteriner hekimlere muayenehanelerinde POS cihazı (Kredi Kartı Ödeme Cihazı) bulundurma mecburiyeti getirdi ve buna uymayanlar hakkında ciddi miktarda para cezası uygulanacağı bildirildi... Geçmişte kalan 25 yıllık dönemimde sadece 2 kişi bana kredi kartı geçiyormu diye sorduğu halde bizlerde hiç kullanmayacağımızı bile bile ve istemeye istemeye aldık muayenehanemize koyduk kullanıma açmasak da arka odada duruyor...
Ancak bu cihazın kullanım bedeli olarak ya bankaya belli bir ciro teminatı göstermek ya da ciromuz olmazsa belli oranlarda komisyon ödemek zorunda kalıyoruz...
Kendimiz kredi kartı kullanmasak bile kullanana ve kullandırana aracılık etmek, bunu yapmasak bile sürekli bankalara para ödemek zorundayız... Sürekli bankaları kalkındırmak ve şu kriz ortamında bile kârlarına kâr katmalarına hükümet sayesinde yardımcı oluyoruz...

Şimdi: 50 yaşını devirmiş en az 25 yıllık hekim olarak muayenehanemi kapatıp mesleğimi mi bırakayım... Başka ne iş yapabilirim... Elimden birşey gelmez... Yoksa kafir olmaya razı mı olayım ne dersiniz?...
Bir başka açıdan bakarsak; bu durumda "olması gereken budur" diyerek beni buna mecbur eden hükümet mensuplarının hükmü nedir?.. Bu melanete yüzlerce hekimi mecbur edenler kafir olmuyor mu?... (Bir başka forum konusunda bunların memlekete şeriat getireceklerini iddia eden hayallerinizi okuduğumu hatırlıyorum da...)

Allah'a emanet olun...

---Aleyküm Selam Kardeşlerimiz
Erzurumli kardeşimizin dediklerinin %99una bende katılıyorum. Bende kılı kırk yararak inceliyorum, Ticaret hayatına girince çek var, senet var, kart var bunlarla tanışıyorsun.İslami faizsiz finans kurumu iyidir dediler bir iki gittik o da battı gitti.
2003 yılında hacca gidecez diyanetten sıramız çıktı kayıt için şu bankaya para yatır, yatırdık.Dolarları bu bankaya yatır, yatırdık. Vardık mekkeye çok güzel tavaflar, ibadetler derken sıra geldi kurban paraları toplanmaya.Hocam nedir bu? Herkesten 100er dolar toplayıp suudi bankasına yatıracağız.
Hocam kuyruğa girdi para yatırıyor, sarraf-el raci bank & investment bankasına.İsmini hiç unutamıyorum çünkü makbuzu var ve üzerinde kurbanlık koç resminin yanında bayramımızı kutluyor.
Hilton otelin altındaki büyük bin davut marketten alışveriş yapıyoruz müşterilerinin çoğu arap ellerinde kredi kartları bize sıra gelmiyordu unutamadğım anılarım arasındadır
Saygı ve sevgilerimle ALLAHA emanet olunuz hayırlı cumalar

NOT:şimdi kurban paralarını burada topluyorlarmış orada çok izdiham oluyor diye...

----Ah Kardeşim ah
Öyle bir konuya değindinki yaktın beni, bende krediyle ev aldım bundan dolayıda öyle pişmanımki sormayın ama oldu işte şimdi tavsiyem elinizdeki miktar seviyesinde ev alınama kredi işine girmeyiniz

RABBİME muhabbet ve nuruna emanet olunuz


Selamun Aleyküm,

Emin kardeşim maalesef bu tür sıkıntılar var ve bu sıkıntılar sistem komple değişmedikçe düzelmez... Biz bunları tartışırken aslında olması gereken ideal toplum düzenine göre konuşuyoruz, oysa ki mevcut sistemde teorik ile pratik hiçbir zaman birbirine uymuyor... Yukarıdaki örneğimde belirttiğim gibi ya bazı şeylere katlanacaksınız ya da ülkeyi terkedeceksiniz tabi gidecek bir yeriniz varsa...
Ama benim zoruma giden konu başka... Bir bakıyorsunuz biri çıkıyor oy kullananları kafir ilan ediyor, biri çıkıyor kredi kartı kullananlar kafirdir diye hükmü kesiyor, biri başka mezhepten olanı, biri başka cematten olanı, biri tarikata gireni, bir diğeri tarikata girmeyeni vs vs vs... Kafir ilan eden edene... Ne biçim bir toplum olduk Allahaşkına... Harkes ulema, herkes kadı, herkesin elinde bir samuray kılıcı salla uçsun kelleler... El insaf arkadaşlar ne oluyoruz nereye gidiyoruz, durun biraz, düşünün biraz, elinizi vicdanınıza koyun biraz... olması gereken bu olduğuna eminmisiniz... Bilemiyorum... Allah sonumuzu hayr etsin inşaallah...

Allah'a emanet olun...

ve aleykümselam...
selamünaleyküm...


İnşaAllah olayı bir hadisle noktalayalım.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem , Vâbisa radıyallahu anh’a hitap ederek şöyle demiştir :
“Ey Vâbisa! İnsanlar sana fetva verse bile bir de kalbine danış. İyi, güzel olan şey, yaptığın zaman kalbini rahatlatan; günah ise kalbini rahatsız eden şeydir.”
(Dârimi, Büyû’, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 228 )

Eğer aldığımız kararlar nedeniyle vicdanımız rahatsızsa zaten orada bir terslik var demektir.
Ve yine önemli bir nokta :İnançlar , hayatımıza uyguladığımız kadar bizim inancımızdır ; konuştuğumuz kadar değil.
Rabbim yüreklerimize ferahlık versin. Hayırlı cumalar.

Ve aleykum selam Cemal abim,

Saygı ve sevgide kusur etti isek af olalım,ancak ayeti kerimeye dikkat buyrun ben demiyorum ALLAH TEALA diyor ki;Bakara 275. Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar


Bakın ebedi olarak cehennemde kalacaklar diyor,soruyorum şimdi ALLAH Rasulu s.a.v kim La ilahe illallah muhammeden rasulullah derse muhakkak cennete gider demişken neden ALLAH TEALA faiz le uğraşanı ebedi olarak cehennemde tutuyor,ebedi olarak cehennemde hiç bir müslüman kalmayacak diye bir ehli sünnet inancı ve muhkem hadisi şeriflerde var...
Demekki ALLAH TEALA akaid ile ameli bir tutmuş,bana iman etmen tek başına yeterli değil diye buyurmuş,eğer faizle uğraşırsan küfrünü açık eder ve seni cehennemde ebedi tutarak sabit kılarım demiş...
Kendi kafama göre bir söz söylemekten ALLAH TEALA ya sığınırım,aynı ayeti kerimeyi okumaktayız güzel abim,sizcede açık değilmi?

Bakınız ayeti kerimeye ;Ali İmran 130. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz

Kurtuluşa ermekten kasıt burada nedir ? Bir insan gerçek ve sağlam bir iman ile ve ALLAH TEALA nın sonsuz rahmetinin değmesi ile kurtuluşa ererken,kurtuluşa erenler cennette altlarından ırmaklar akan tahtlarında oturacakken,neden ALLAH TEALA ya hasım olalım...

Siz şimdi diyorsunuz ki;memlekette bütün işler faiz le yada faizcilerle dönüyor,hatta muayene haneme post zorunluluğu getirdiler,bu yaştan sonra meslek mi değişeyim...

Bizde diyoruz ki,size zorla yaptırılan bir işten niye sorumlu olasınız ?
Bu marketinde kendi isteği ile içki satmaya benzemez,keza birçok markette içki yoktur...
Ancak siz faiz ve faizli alış verişe cevaz veriyorsanız,bir şekilde devlet veya kurumlar yolu ile elinize faizli para geçiyorsa,bu parayı ayırın helal olan malınıza katmayın,boğazınızdan geçmesin işte bu hem takva hemde kulluk olur...

Ve ayrıca başka bir konuda burası darul harp yeridir,burada şertiat gelmesi için küfrün karanlığının gitmesine vesile olacak zerre kadar nurun sizden çıkması çok büyük bir ameldir dedik,bundan dolayı oyunu kullanan kişinin de niyetine bakılır dedik,ama abim sen şimdi dersen ki bana devlet banka ve faiz yollarını zorla açıyor ben ne yapayım bulaşmam mecbur,bu durumda takdir senin,ben bulaşmıyorum,ne kredi kartım var nede faizli bir hesabım var...
Sizin niye var ???


Vallahi ne ulemayız,ne kadı nede elimizde samuray kılıcı var,ALLAH TEALA ne demişse biz onun ardı sıra gideriz...
Şimdi tarafınızdan bu lafları duymak ise oldukça üzdü bizi...

Bu kardeşler doğruları söylüyorlar ama düzen bozuk elimizden geldiğince şeriata uygun yaşamaya çalışalım demenizi sizden beklerdim,sistem bozuk diye sisteme uymak da ne demek ?
Uymayın abicim ALLAH uymayın diyor,demiyor mu?

Yukarıda açıkça ayet ne diyor faizle uğraşan cehennemde ebedi kalıcıdır,seni sistem hapis ile veya başka türlü ezalar vermekle tehdit edip kendi isteğini yaptırıyorsa bunda bir sakınca olmadığını söyledik,ve devamla dedik ki faizden veya faizli bir yaptırımdan dolayı elinize geçen ribadan kurtulun yemeyin...
Bunu yapmanız takva olur,
Bunun anlaşılmayacak yanı nedir?
Size post makinesini zorla aldırtmak isteyen sistem farklı dır,sizin kendi ayağını ile post makinesi/kredi/kredi kartı gibi durumlar için bankaya gitmeniz veya sisteme gitmeniz çok çok farklıdır...

ALLAH aşkına sizi azıcık tanımasam faize yol verdiğinizi düşüneceğim...
Bizi SUİZANNA mahkum etmeyin...

Esselamu aleykum,

Konuyu açarak bu sohbetin sürmesine vesile olduğunuz için öncelikle sizlere teşekkür ediyorum...

Değerli abim;


ALLAH TEALA biz kulcağızlarını bizden misak aldığı zaman,dünyada sınava tutacağını buyurmuş ve nur ile zulumeti yaratmıştır...
Nuru kapsayan işler iman ve hayır amelleri iken zulumeti kapsayan işlerde küfür ve zararlı amellerdir,bunları burada tek tek saymaya gerek görmüyorum ama nasıl ki namaz nurdan ise konumuz gereği faiz de zulumetten dir,

Dünya üzerinde faiz ilk icad edildiği günden bugüne hep var yani islamiyetin gelmesi ile faiz bitmiştir diye bir kayıt asla yoktur,olmasınında imkanı yoktur,çünkü faiz biz müslümanların sınavı gereği olması gereken bir şeydir,ama olmasındaki maksat ondan uzak durulması hususunda dır,zulumatı kapsayan diğer unsurlarda bunun aynısıdır,bunların varlıkları ve imtihan olmamızdaki değerleri hiç değişmeyecektir...

ALLAH TEALA yaklaşmayın diye buyurmuşsa,uzaklaşmak içinde bir yol olduğunu gösterdiğindendir,bizler emirleri yapmaya gayret sarf ettiğimiz gibi nehiyleri de yapmamak için daha fazla gayret sarf etmemiz gerekmektedir...
Hele hele hayati bir değeri olmayan ev,araba gibi dünya süslerinden sahip olmak maksadı ile harama eğilmek,yani bırakın islamın gereği olmasını ALLAH TEALA ya verdiği diğer nimetlerden dolayı hakaret etmekten başka birşey değildir...

Kendi memleketimiz veya başka memleketlerde nerede olursa olsun faiz haramdır,araplar da banka var,kredi var,kredi kartı var diyip onlarda varsa bizde de olmalı demek de yanlıştır,çünkü araplar bu dininin sahibi ve koruyucusu değildirler,bu dinin sahibi bütün müslümanlardır...

Faiz kesinlikle yasaktır cezası ve ilahi yaptırımları hakkında konuşmak bile saygısızlıktır...
ALLAH TEALA ...faizle uğraşanın yeri ebedi kalacağı cehennemdir... (2/275 )diyor,bakın cehennemin ebedi kalıcıları sizde iyi bilirsiniz ki kafirlerdir,buna rağmen üç günlük dünya rahat yaşama gayesi ile neden sonsuz azaba koşalım...
Ve bir başka konu ise yine apaçık,ALLAH TEALA ya sadece iman etmek cennete gitmeye vesile olmuyor,faizle uğraşan kişi cezasını çekip cehennemden çıkmayacak,çünkü o kişiyi ALLAH TEALA ebedi cehennemliklerden yani kafirlerden saymıştır,bu tarafımızdan verilmiş bir fetva değildir,tefsir değildir,ehli sünnet inancı bunu gerektirir,müslümanlar ebedi cennete,kafirler ebedi cehenneme gider...


Değerli abim size akıl vermek bize düşmez ama ALLAH TEALA,iman edenler birbirlerine hakkı tavsiye etsinler diye buyurur,buna mukabil,sizin faizle alakalı olarak bir iş yapmamanız ve keyfi olarak açtığınız fazili banka hesabınız varsa kapatmanız,keyfi olarak aldığınız kredi kartınız varsa geri vermeniz ve hertürlü faizli alış verişten uzak durmanızı ALLAH TEALA indinde tavsiyeci olarak size duyuruyorum...

Memleket böyle gelmiş böyle gidenlerle dolu olabilir,faiz ülkeyi değil dünyayıda kaplamış olabilir,bizim birey olarak sorumluluklarımız başkadır,biz üzerimize düşeni yapalım,ALLAH TEALA dansabırla mükafatını bekleyelim...

Baki selam ve dualarımla...

Selamun Aleyküm,

ERZURUMLİ kardeşimiz maalesef haddi zorlayan ifadelerle kendini küfür tehlikesine atıyor...

Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan günah işlemekle kâfir olmaz. Bid'at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) [Buhari]

Fransa Kralının bir gazeteciye söylediği bir söz vardır:" Bana 6 satır yazı yaz, seni idam etmek için 6 sebep bulayım..." Bu şekilde tavırlarla herkesi küfre sokabilirsiniz ama bu ne kadar hakka uygun olur, bunu da düşünmek lazım...


Bakara 275 ayetinin kapsamı içine kredi kartı kullanıcılarını sokmak biraz buna benziyor...
Kaldı ki bir çok tefsirde ayetin muhatabının bu işi meşru kabul edenler olduğu ifade ediliyor... Ancak meal ve tercümelerden hareketle hüküm çıkarmaya kalkan kardeşlerimiz maalesef bu tür tehlikelerle karşı karşıya kalabiliyorlar...

ERZURUMLİ kardeşimiz daha önce oy verme konusunda tartıştıkları kardeşlerimizin durumuna düşürüyor kendisini... Yanlış yapıyor...

Bu arada ben asla sistem bozuk ama sisteme uymak lazım gibi bir tavır içinde olmadım, bu iftirayı hak edecek hiçbir ifade kullanmadım ve kullanmam da...

Konuyu daha fazla uzatmanın bir faydası olacağını düşünmüyorum, bu yüzden burada kapatmak istiyorum...

Allah'a emanet olun...

Geçmiş olsun kardeşim, bir an önce ödeyip bitirmeyi nasip etsin..

Ev satmak isteyen müteahhitleri dinliyorum onlar için çok basit bir şeymiş gibi anlatıyorlar, hemen git ev kredisi al canım, ne olacak şimdi krediler en düşükmüş, tam ev alma zamanıymış, herkes böyle yapıyormuş, parayı bul gel de nasıl bulursan bul...
Ev de çok güzel gel al beni diyor...3+1=120m2
Kanmayacağız.
Kararımızı verdik artık krediyle ev almayacağız, kredisiz de gücümüz yetmiyor velhasıl sabredip bekleyeceğiz. Her şeyde bir hayır vardır. Nasipse helalından olsun.
Krediyle ev alan kardeşlerimizin bir çoğuda pişman.ALLAH c.c cümlemizin yardımcısı olsun, Günahlarımızı affetsin...

---- Evet ey ehli islam; tamam bankaya, krediye, faize yaklaşmayacağız ve Sabredeceğiz!
neye sabredeceğiz? Bu sistemin, merhamete gelip sahte para basmasından vaz geçerek paraya gerçek değerini vermesini mi, Bankaların faizden vaz geçip islama uygun ticaret etmesini mi?, neye sabredeceğimizi bilmeliyiz.
Öncelikle bu zillet rejimlerden kurtulmak için yapmamız gereken mücadele için sabretmeliyiz, Kapitalist düzenin karşımıza çıkardığı israf reklamlarına uymamaya sabredeceğiz, hayatı doğru ve naturel yaşamaya sabretmeliyiz, mutlaka ecmaat olmak için sabretmeliyiz, SABIR miskince beklemek değildir. Sabır hakk yolunda azimle yürümektir. zillet içinde bekleyip hayatı birilerinin güzelleştirmesini beklemek değildir.
Herşeyi Allah cc. dan bekleyenler daha çok bekleyecekler, sonunda ölüm gelip çatınca ah diyeceklerdir. Allah bir Kûn emri ile herşeyi güllük gülistanlık etmeye kaadirdir. SEN NEDEN DÜNYAYA GELDİN NİÇİN DÜŞÜNMEZSİN...!



 


 

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com