|
BİZ TÜRKLER,
TÜRKİYELİLER !
Medeni
Dünya, İslam dini, Tarihimizin kaynaklarına göre toplumları
yönetenler Hizmet sektörü emekçileridir. Bu nedenle
yönetenler hizmetli, yönetilenler Efendi tabiri ata sözü
olmuştur. Çağdaş, ileri dünyada halen böyle
algılanmakta, hizmette kusuru olan hizmetliler halkın
tepkisi ile hesaba çekilmekte, cezalandırılmakta, işine son
verilmekteyken ! Ülkemizde durum tam tersine çalışmaktadır.
657'ye tabi olsun olmasın halk için hizmete talip olan bir
vatandaş kendini görevli, görevlendirilmiş kabul edeceğine,
Yetkili, amir kişi konumuna girmekte, Düğmesinin koparılması
idama götürür anlayışı ile dilediği gibi topluma
hükmetmektedir.
Türkiye coğrafyasında maalesef son yüzyıldır hayat böyle
devam ediyor, bu nedenle mevcut egemenlik varlığımızın
40/39'unu kaybettik.
40 milyon Km2'den, 814.578 km2 düşmüş
olduk. halende mevcut vatanımız içeriden ve dışarıdan
gelen baskılarla parçalanma, hatta yok edilme senaryolarına
sahne oluyor.
Devlet adına görev alanlar halka tahammül edemiyor, aynen
esnafın müşterisine hizmet mantığı neyse memurunda
halka hizmet mantığı aynı olmalıydı. Geçimini temin ettiği
maaşını müşterisi olan halktan temin etmesine rağmen hizmeti
ulufe mantığıyla yapan devlet görevlileri yüzünden halkın
devlete saygısı kalmadı, kötü esnaftan kaçan müşteriler gibi
halk devletin yanından kaçar oldu.
Bu kaçış toplumun devlete
karşı sorumluluklarının da gerçekleşmesinde aksamalara sebep
olmaktadır. Vergi, Askerlik, Adi-siyasi suçları ihbar ve
şahitlik konusunda toplumsal duyarsızlığımız bundandır.
Devleti yöneten politik kadrolar seçim kampanyalarında
söylediği Siz asil, biz vekiliz- Köylü milletin efendisidir
gibi laflar seçim sandığına kadar gitmekte, iktidara gelen
kadrolar adeta toplumun ensesinde boza pişirmeye devam
etmektedir. Devlete hesap sormak ne mümkün!
Devleti devlete şikayet etmek!!!, Genelde neticesiz
kalmaktadır.
657 sayılı yasa Devlet memuruna Milletvekilini
aratmayacak dokunulmazlıklar vermektedir. Milletvekilleri de
kendilerini suçlarından korumak için olsa gerek adi suçlarda
bile kısmen dokunulmazlık zırhı içinde işlediği suçlar
kolaylıkla karartılmakta olduğunu görüyoruz. Halka
karşı boynu en ince olması gereken vekillerimiz, en kalın
enseli olarak toplumda değer görmektedir.
Devletin hizmet kadrosundaki her kişi
mevcut teemmüllere göre vazifeye başlıyor, emekli olup
kenara çekiliyor diyeceğim ama genelde kenara çekilmiyor,
emekli olmasına rağmen popüler mesleklerden emekli olanlar
Subay, Hakim, Savcı, Vali, Vekil, Başkan vs. emekli kimliği
ile hala görevli gibi kurumunda etkili olabilmektedir.
Burada bir yanlış anlama veya suç varsa bunun müsebbibi
halkın ta kendisidir. Halk hakkını savunmak yerine hizmete
talip olanların kapısına giderek acizliğini ifade ederek
ulufe rica etmekte, nakdi veya şahsi rüşvetlerle hak arama,
haksızlık arama yoluna gitmektedir. Bir batılı ata sözünde
dendiği gibi "Kimse kimseyi sömüremez, kişiler
kendilerini sömürtürler" Türkiye toplumu da hakkını
aramak yerine ortaya acizliğini koyduğu için Devletin
hizmetlileri tarafından sömürülmektedir.
Devlet memurunun hakimiyeti mutlaka olacaktır, bu hakimiyet
sadece görevini kanunlar nezdinde yapmakla sınırlıdır.
Topluma kabaca hükmetme, toplumu maddi- manevi menfaatine
araç kılma suçları işlemeleri durumunda halk olarak tepki
koymak gerekir. Bu tepki kişisel olursa cılız kalacaktır,
sesi yeterince duyulmayabilir, halkın burada en büyük
yardımcısı Tarafsız basın ve Sivil toplum kuruluş
dayanışmasıdır.
Günümüzde Halkımız Basının da Sivil toplum
örgütlerinin de gücünü bilmemekte, onlara gerektiği gibi
sahip çıkmamaktadır. Halkın sahip çıkmadığı Basın ve
Dernekler, Vakıflar faaliyetlerini genelde halk gibi devlet
erkanına sığınarak sağladıkları ulufelerle varlıklarını
devam ettirmektedirler.
Hizmet alırken esnafa hesap sorduğumuz
gibi, devlet erkanına da hesap sormayı öğrenemediğimiz
sürece vergilerimizle yaşayan devlet memurlarımızın insafına
kalarak, ulufe ile yaşamaya devam edeceğiz
Başta
belediyelerimiz ve diğer kamu kuruluşlarını denetleyecek
memur olmayan bir kurum bilen var mı?
Avrupa birliğinin dayatması ile masa başı kurduğumuz kent
konseylerinin faaliyetlerini, yetkileri, üyelerini bilen var
mı? , Bu konuda yaptığımız haberlerin, şikayet ve
isyanlarımızı duyan var mı ?
Kısaca
son olarak; "Kimse kimseyi sömüremez, kişiler
kendilerini sömürtürler"
Abdullah Gözaydın
Fatihten@gmail.com |