.

KENTSEL DÖNÜŞÜM YENİLEME PROJELERİNDE
FATİH BELEDİYESİ İPE UN SERMEYE DEVAM EDİYOR

     Fatih belediye başkanlığının birçoğunu açıkladığı, hukuki prosedürünün tamamlandığı, bazılarının hukuki prosedürünün devam ettiği, nerede ise fatih'in tamamını kapsayan "Kentsel dönüşüm yenileme projeleri" konusunda mülk sahiplerini bilgilendirme konusunda yıllardır birçok bahaneler üreterek anlaşılmaz bir şekilde mülk shiplerini oyalamaya devam etmektedirler.

     Kocamustafapaşa mahallesinde, 2. derece tescilli, çökmüş, Koruma kurulunun denetiminde yapılan, aslına uygun projelendirilen, bir binayı mülk sahibi yeniden inşa edebilmek için belediyeye baş vuruyor...!
     Fatih belediyesi Proje etüt müdürlüğü tarafından kendisine verilen cevapta vatandaş çaresiz...
     Gerekçe: Fatih Belediyesi, İBB Başkanlığı ve Koruma kurulu kentsel dönüşüm yenileme projeleri konusunda  bir anlaşma yapacaklarmış, Bu anlaşma sağlandıktan sonra gerçekleşecek uygulama planları doğrultusunda vatandaşa ne yapabileceği bildirilecekmiş, şimdilik konu hakkında inşaat ve tadilat müsaadesi veremediklerini beyan etmişler.

    Aynı şekilde Fatih Yalı-Der, Yenikapı yalı mahallesi Tarihi ve Kültürel değerlerini Koruma ve Güzelleştirme Derneği  Başkanı Sayın Savaş Çakmak, ilgi alanındaki kentsel dönüşüm yenileme projeleri hakkındaki belirsizlikleri öğrenmek için aşağıdaki birçok soru içeren dilekçesine verilen cevapları görmektesiniz.

    Bu cevapları incelediğinizde bu projelerin hayata geçirilme çalışmalarının başladığı 2005 yılında 5366 sayılı yasanın çıkışından itibaren belediyemiz somut bir ilerleme kaydetmediğini ileri sürerek, herkese "projeler devam ediyor, Projeleri mülk sahipleri ile istişare halinde gerçekleştiriyoruz, Kimseyi mağdur etmeyeceğiz, Günümüzün konumunda herkesin hakkını vereceğiz, Herkesi İkna edeceğiz vs. gibi ortaya resmi hiçbir taahhüt belge çıkarmadan, sadece sözlü vaatlerle, yazılı bahanelerle halkımız oyalanmaya devam ediyor.

    Resmen Kabul edilen Avan projelerde Mülkleri yeşil alan olarak gösterilen kişilere de aynı cevap veriliyor, Yeni konumu konaklama ve turizm olarak belirlenen yerlerdeki konut sahiplerine de gönlü hoş edici sözlü vaatler veriyorlar, iş resmiyete gelince sadece vaatler, vaatler, mazeretler, mazeretler....... ! Başka bir gelişme yok.

     Fatih'teki bu belirsizliğin nedeni nedir? Bu oyalama teknikleri ile vatandaş neden mağdur edilmekte, ilçede büyük bir tedirginlik ortamı oluşturulmaktadır.
     Bu soruların cevabını anlayabilmek pek mümkün değil, lakin geçmişte belediyemizin hayata geçirdiği Sulukule projesinden çok etkilendiği, Şaibeli bir şekilde inşaatların başlamasına rağmen alanda projeyi uygulamada zorlandığı görülmektedir.
      Yetkililer Sulukule'den büyük ders aldıklarını, aynı hataları diğer projelerde yapmayacaklarını sık sık beyan ediyorlar.
Yapılan hataların başında kiracılara TOKİ aracılığı ile uzun vadeli yeni daire verilmesini, proje başlangıcında 15-20 bin lira olan alandaki parsellerin 45.000 tl değer biçilmesi, ilerleyen zamanlarda bu fiyatın 80-120 bin liraya kadar çıktığını gördük.
Şu sıralar projenin uygulanmasında sıkıntı oluşturan bazı parseller için belediyemiz yetkilileri 500 bin lira teklif etmesine rağmen mülk sahiplerinin satmamakta diretmesi nedeniyle, başta ulusal ve uluslar arası basında konuyla ilgili çıkan haberlerle belediyemiz itibari zarar gördüğünü görmekteyiz. ayrıca açılan hukuki davaların "Aciliyet" şerhi ile AİM'de gündeme alınması, Evrensel İnsan hakları çerçevesinde, ülkemiz adına çok büyük eksi puan olmuştur.

      Konuya bu bütünlükte baktığımızda tedirginliğimiz çok daha fazla artmaktadır. sanıyoruz ki sanırız seçimden hemen sonra hayata geçirilmesi düşünülen projelerde yıkım alanında yaşayan kiracılara "Acil taşınma bedeli" sayılabilecek küçük bir para vererek evler tahliye edilecektir.
      İlan edilen proje alanlarındaki binaların %80 çoğunluğu eski, kagir, Küçük parselli binalardır.  GAP inşaatın çizdiği yeni yerleşim planlarında en küçük daire ve iş yerleri yüz metrekareye yakındır, Ve fatih belediyemiz GAP inşatla yaptığı ihalede Mülk sahiplerine %42 hak tanınmış olduğunu biliyoruz. Bu gerçekten yola çıkacak olursak, yeni yapılaşmada 100m2 bir daire veya işyerini, takas yoluyla, ücretsiz alabilmek için proje alanında 240m2 mülkünüz olmanız gerekiyor.

     Bu ölçüde Fatih ilçemizdeki dönüşüm, yenileme proje alanlarında mülk sahibi olan hak sahibi %10'u geçmez.
     Bu nedenle rahatlıkla diyebiliriz ki, Proje alanındaki bütün kiracılar zaten tahliye edilecek, Mülk sahiplerinin %90'ı, kendilerine tanınan %42 hak ile yeni yapılanmadan takas ile mülk sahibi olması mümkün değil, aradaki farkı ödeyerek kişiler mülk sahibi olmasının önü açık lakin, açıklanan fiyatlara göre GAP inşaatın yapacağı yeni binalarının değeri, eski binaların değerinden %600 fazla olacakmış, bu büyük farkı kaç mülk sahibi ödeyebilir ki?
    53 yıldır yaşadığım bu semtlerde bu parayı ödeyebilecek %1 veya %2 mülk sahibi yoktur.
    Kehanete gerek yok, Bu durumda ortaya çıkacak sahneyi hayal etmek zor değil, Kiracılar nereye gider bilmiyoruz, gördüğümüz o ki Mülk sahiplerinin kahhar çoğunluğu sanırız TOKİ'nin Kayabaşında, Tuzla arkalarında yaptığı yeni uydu kentlerde yapılan binalara gideceklerdir.

     İktidarda bir değişiklik olmadığı takdirde, tahmin ettiğimiz bu senaryonun uygulanmaması için hiçbir neden kalmayacaktır.
     Fener-Balat-Ayvansaray dönüşüm projesi onayı yıllar önce gerçekleşmesine rağmen Projeye Neden Başlanmıyor?
     Bu sorunun cevabını biz şöyle bulduk; Yeni hayata geçirilecek projeler büyük infiallere sebep olacak, AKP'nin oy potansiyelini tehlikeli şekilde etkileyeceğinden korkuluyor olabilir.
     Mevcut mülk sahiplerinden proje gereği gönülsüz alınan mülkler üzerinde Kamulaştırma yapılamıyor, Çünkü kamulaştırma Kamu adına yapılır, Belediyemiz mülklerimizi bizden alıp, sıradan bir şirket olan GAP inşaata devrediyor. Evrensel ve Ulusal kanunlarımız bu uygulamaya imkan vermiyor. Bu nedenle uygulamayı TOKİ üzerinden yürütme çalışmaları olduğunu biliyoruz, Devreye TOKİ girmiş olsa bile yapılacak projeler kamusal konumda olmayacaktır.

    Bu nedenlerden dolayı, projelerin gerekçesi DEPREM senaryoları üzerine kurulmuş durumdadır.
    Dünyanın hiçbir yerinde olası bir depremin vakti saatini  belirleyecek teknoloji olmamasına rağmen, Ülkemizde bu konu halledilmiş, hemen yarın 7-8 şiddetinde bir depremle karşı karşıya olduğumuz savı ile bu projeler hayata geçirilmeye çalışılıyor.

     Asparagas olduğunda şüphemiz olmayan türlü DEPREM senaryoları ulusal basın tarafından pompalanıyor, Hükümet ve belediyelerimiz bu kaos havasında bu projeleri hayata geçirmeye çalışıyor.
     Belediyelerimizin ayrı bir gerekçesi ile proje alanlarının çöküntü alanı haline gelmiş olması, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış bu kente bu manzaranın yakışmadığını ileri sürerken, Tuhaf bir şekilde Fatih beledimiz, proje aleyhine açılmış bir davaya, karşı gerekçe olarak ,son 20-30 yılda Türkiye'nin Güneydoğusundan proje alanlarına büyük göç geldiğini, bu göç nedeniyle bu semtlerin çöküntü alanı haline geldiğini beyan edecek kadar, bizce saygısız ithamları mahkemeye gerekçe olarak sunmalarını çok manidar bulduk.

     Gördüğümüz şu ki; Ya Hükümet ve Belediyemiz çok beceriksizlikle ve rant uğruna sermayeye teslim olmuş, Başta Turizm olarak büyük istikbal vaat eden Suriçi Fatih ilçesinin yağmalanmasına teslim olmuş, Yada Bazı güçler fatihte mevcut 500 bin olan nüfusun 50 bine kadar indirilmesini, bu 50 bin mukimin ise milyoner tabir edilecek seçkin kişilerden olmasını istiyor olabilir diye düşünüyoruz.

      Mevcut mukimleri Kayabaşına adeta sürgün edilmiş , Fatih İlçemizin adının da "Yarımada, veya Tarihi yarımada" şeklinde değiştirileceği ( Bu konuda bayağı iddialar ve psikolojik alıştırmalar devam ediyor) bu projeler sonucu mukimleri %90 milyonerlerden oluşan ilçemizin siyasi geleceği adına, ABD ve AB baskıları ile devletimizin bir referanduma zorlanacağı,  "Patrikhanenin siyasi, Ekümenik Devlet olmasını kabul edin" dayatması ile karşılaşıp, referanduma gitmesi sonucu Avrupa'nın ve Rusya federasyonunun birçoğunun resmen tanıdığı "Bizans" devletinin hayata geçmesi ile tarihi sur içinde "sözde Türkiye'ye bağımlı, Vatikan türü bir Ortodoks devlet ile karşı karşıya kalacağımız tehlikesi, birçok akademisyen yazar ve araştırmacımızın, siyasi parti temsilcilerinin yıllardır öne sürdüğü Kehanetlerdir.

    AKP iktidarının böyle bir dayatma karşısında ne yapabileceğini, düşünmek bile istemiyorum, rabbim bizleri böyle zor imtihanlarla sınamaz İnşâallah, globalleşerek bir köy halini alan, siyasi ve ekonomik tekelleşmeye kurban edilen dünyamızda Bağımsızlığımızı koruyarak var olmak için büyük fedakarlıklara hazır olmamız gerekmekte olduğuna inanıyoruz.

     Bu konuları konuştuğumuz bazı vatandaşlarımız İnanç özgürlüğü, demokrasi gerekçesiyle sur içinin sembolik Bizans devleti olmasının zararı olmadığını, 450 milyon Ortodoks aleminin İstanbul'a turist olarak akın edeceğini ileri sürecek kadar gaflet içinde olanlarımızı maalesef görmekteyiz.
      Başta ABD, Rusya, Yunanistan ve Ermenistan'ın Türkiye'den istediği sembolik Bizans devleti değildir, Bu güçler bütün imkanları ile ülkemizi ilgi alanına alıp aslında tanımadıkları Lozan anlaşmasını devre dışı bırakıp, Sevr anlaşmasının hükümlerini hayata geçirmek olduğunu açıkça görüyoruz. halkımız bütün bu gelişmeleri seyrediyor, lakin maalesef göremiyor.
   Bakmanın görmek olmadığını herkes bilir, lütfen baktığınız olayları görmeye, tanımaya, arka perdesindeki iyi ve kötü niyetleri okumaya çalışın.
    Rabbim Bütün İslam alemini, Türk milletini ihanetten korurusun
Abdullah Gözaydın, fatihten@gmail.com 0535 7465548

    Burada beyan edilen "Eski eser taşınmazlar ise aynen korunacaktır" bu tanım bütün tescilli eserlerimi kapsıyor, yoksa cami, kilise, çeşme ve surlarımı kapsıyor? Biliyoruz ki 2. Derece tescilli birçok sivil mimarlık örneği bina (Deprem ve Proje bütünlüğünü korumak adına) onaylanan proje alanında yıkılacağı şeklinde projelendirilmiştir.

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com