|
Merhaba Dostlarım, Gerçek mutluluklar sizinle olsun.
Bu gün PC başından kalkıp eş dost ziyareti yapayım dedim,
anlayanlar bilir, birkaç haber sitesi idare etmenin ne demek
olduğunu, Muhabir, araştırmacı, admin, moderatör hepsi bu
fakir.
Nasıl işler aksamadan (Elhamdulillah) gittiğini bende
anlayabilmiş değilim. Rabbim bir çıkar yol nasip ediyor.
Bu gün aslında canım bazı olaylara sıkıldı, bu Pazar günü
kanal 7de konuk olduğum bir programın yayından kaldırıldığını
görünce hariçten bir müdahale mi oldu diye
içimi bir kuşku sardı.
Birde endişemin
nedeni geçmiş hatıraları, hataları hiçbir endişe duymadan
anlatarak bu güne gelişimin mihenk taşlarını toplumsal
bilince, ibret olması amacıyla sunmak istemiştim.
Kötü niyetli biri bu
çekimleri kullanarak, sadece anlattığım gençliğimin karanlık
yıllarını farklı bir kurgu ile sunacak olursa elbette ki
kötü olur, tanıyanlar bilir yeteri kadar hakkımda İftira ve
kötülük düşünen Dostlarım!!! Var. Elhamdulillah.
Elhamdulillah diyorum, Allah cc. her dostuna böyle düşmanlar
nasip eylesin.
Çünkü bu düşmanlarım sayesinde 2-3 yıldır, bu gün bir kiralık
katil hayatıma son verebilir kaygısı ile önceleri tedirgin,
ama artık Dünyaya boş vermiş, her an Allah’ın hakkımızda
ezelde takdir ettiği ölümü bekleyerek yaşıyorum.
Bu bilinç bana o
kadar değerli meziyetler kazandırdı ki izah edemem,
öncelikle Allahtan başka (Beni Allah’ın rızasından bir adım
uzaklaştıracak) bütün Ailemi dostlarımı terk ettim, Dünyada
tarafıma sus payı teklif edilecek ne varsa gözümü ve gönlümü
kapadım. Elhamdulillah.
Bu meziyetlere
sadece Ölümü kabul ederek ulaştım, nerede bir Allah’ın razı
olmadığı menfaat varsa aklıma ilk gelen (Abdullah bu menfaat
seni Allah’tan uzaklaştırıyor, Yarın tövbe edecek vaktin
olmayabilir) endişesi ile tercihimi Allah’tan yana
kullanıyorum. İnanın çok mutluyum
Bu anlattıklarımla
hakkımda şöyle düşünenler olabilir; Birileri evine girip,
ölümle tehdit edip, üç yerinden bıçaklaması, birçok yalancı
şahitle iftira olarak adi suçlardan dava açması nedeniyle
psikolojimin bozulduğunu ve şizofren olduğumu düşünebilir.
Hayır dostlarım Elhamdulillah, Ölümü unutmamak için, kefen
olarak başa sarılan atalarımın kullandığı başımda sarığım yok ama her
köşe başında karşıma çıkan yüzü, gözü, gönlü kara insanların
acaba bu kiralık tetikçimi? tedirginliği bana ölümü hatırlatıyor. Ve çok
faydalı oluyor.
Birde bu tedirginlikler adrenali arttırıyor, günümüzde
birçok insan bu gibi heyecanları yaşayabilmek için dağlardan
atlıyor, trafikte cambazlık yapıyor, maçlarda holiganlık
yapıyor.
Ben ise cahil,
paralı, siyasi arkası olan, kimsenin sözünü dinlemeyen,
dünyayı ben yarattım der gibi yaşayarak herkesin hayatı
üzerinde hakkı olduğunu iddia eden Bir manyak düşmanım var.
Elhamdulillah.
Evet manyak diyorum,
akıllı olsa ne yapabileceğini anlayabilirsin, bu düşmanım
bir saniye sonra kendisinin dahi ne yapabileceğini bilmeyen
tescilli bir manyak, Bu deli lakabı tescilini ise kendisine
Başbakanımızın taktığını söyleyecek kadar!!!
Ve bu yarı korku yarı endişe ile çektiğim sıkıntıların
vebali, geçmiş günahlarımın kefareti olacak inşallah. Bana
bu denli Rahmet kapısı olan birine ben nasıl düşman
olabilirim.
Allah’ım Düşmanıma
uzun ömürler ver, İman nasipse acil iman nasip et, İman
nasip değilse alabildiğine zulmüne müsaade et, esfele
safiline kadar yolu olsun. Amin Amin. Amin.
Birde beni bu hale
koyanların biri de deli doktoru! psikiyatrist Doç Dr. Sefa
Saygılı var, Deli deliyi görünce sopasını saklar ya Sefa
hocada iki yıldır benden kaçıyor. Kendisi makamının delisi
biz Allah yolunun delisi, Dünya makamlarında unvan çok,
Allah yolunda unvana gerek yok, bir küçük ihlas yeter.
Eskiler her köşe başına bir mezarlık yapardılar, hem
hatıraları yad edilir, hem de bu kabirler insana ölümü
hatırlatırdı.
Biraz daha ölümle iç içe yaşamak isteyenler 7 metre
kefenlerini başlarına sarık olarak sarar, her an ölebilmenin
kabulü ile Dünyanın dertlerine isyan etmeden, Dünyanın
Nimetleri ile şımarmadan mutlu yaşarlardı.
Şimdi sarık şapka
kanunu gereği suç olarak takibata maruz bırakıldı,
ölülerimizi ise gözlerimizin görmeyeceği ücra köşelere gömer
olduk, yaşantımızda hatırlayamıyoruz bile.
Hz. Ömer RA. Bir kişiye ücret verip her fırsatta kendisine
ölümü hatırlatması için görev vermişti. Halifenin
sakalları ağarmaya başlayınca bu kişinin işine son verdi,
gerekçesi ise her aynaya baktığımda sakallarım bana ölümü
hatırlatıyor derdi.
Bizi ne çevremizdeki
türbeler, ne saç ve sakallarımızdaki beyazlar, ne bükülen
belimiz, doktor raporu ile belgelenmiş kanser, verem, kalp
yetmezliği raporları bile ölümü hatırlatmaya yetmiyor.
Ölü bir toplum,
gaflet içinde kaybolmuş bir nesil hayatımızı kuşatmış
farkında değiliz.
Evet mukadder olan, istikbaldeki korkunç gerçeği
göremeyecek, düşünemeyecek kadar ölü bir toplum.
Yolculuğuma dönecek
olursak Silivrikapı otobüs durağından 93M ye binerek Akraba
ziyareti yapayım dedim. Otobüse bindiğim andan itibaren orta
koltukta 20 yaşlarında iki geç alabildiğine dudak dudağa
öpüşüyor, birbirlerinin diledikleri yerlerini okşuyorlar.
Otobüste 30 civarında yolcu var kişilerin hemen arkasında
tesettürlü iki kadın oturuyor. Herkes kendi halinde, Kendimi
kontrol etmeye çalıştım ama tahammül edilecek gibi değildi.
Ve TCK 225 maddesine göre hapis cezası gerektiren bir fiil
işleniyordu. Ahlak, Din, Kanunlar, Örf ve adetler ayaklar
altında, kimseden TIK yok!
Okmeydanı’nda
kendimde anlayamadım birden patladım, ayıptır yeter yahu diye
çıkıştım, geç hışımla ayağa kalkarak burası şeriat ülkesi
değil bize kimse karışamaz deyince kendisine TCK 225’i
hatırlattım, hukuka saygı göstermek mecburiyetinde
olduklarını söyledim. Genç otobüsün tamamına seslenerek
rahatsız olan var mı diye sordu! Kimseden TIK yok, hemen
arka sırada oturan tesettürlü bayanlarda dahi.
Fakat sağımda,
önümde solumda oturan aynı yaşlardaki 8-10 genç kız, erkek
bana çıkışarak bu durumun suç olmadığını, böyle saçma bir
kanundan haberlerinin olmadığını, hatta bu kanunu benim
yalan olarak ortaya attığımı diyecek kadar bana karşı sözlü
tavır aldılar.
Önümdeki
koltukta oturan 20 yaşlarında bir bayan, Bana dönerek doğrudan "Sen sapıkmısın" demez mi!
Hemen sapık sensin deyiverdim, 58
yaşındayım ve utandım, genç bir bayana "sapık sensin" demek kolay
bir şey değil benim için.
Kendimi toparlayarak kanunlara, toplumsal kurallara saygı
göstermeyenler sapıktır şeklinde ilave yaparak, herkes
kanunlara uymak zorundadır ve toplumun tamamı kanunların
uygulanmasında gerektiğinde müdahil olmak zorundadır diyerek
bence saygısızlığımı telafi ettim.
Aslında bu bayana
karşı böyle suçluluk duymam gerekmiyordu. Önümüzde hukuken
sapıklık yapan iki kişiye değil de. Bunlara hukuku hatırlatan birisine, ikaz edene Sapık
demek , hem de babası, hatta dedesi yaşında olduğu halde!
Bu
söz birebir kendisine ait bir itham olmasına rağmen
aldığımız aile terbiyesi, gönlümüzde olan Allah sevgisi bizi
böyle düşünmeye mecbur ediyor.
İtirazları,
çıkışmaları cevaplarken hayretle etrafımdan beni
destekleyecek birileri arıyorum, Mütedeyyin görünümlü,
hukuka saygılı sandığım kişilerin gözlerinin içine
bakıyorum, kimse bakışlarıma cevap veremiyor, küstahlar ateş
gibi bakışlar fırlatıp itirazlarını sıralarken, birileri de başlarını ters tarafa
çevirerek benimle göz göze gelmekten kaçınıyorlar.
Adeta bu gençleri
sen başına sardın, sen kurtul der gibiydiler. Bu durum beni
gençlerin cahilliğinden çok daha fazla hiddetlendirdi.
İnsanlık, hukuk, ahlak bu kadar mı sahipsiz kaldı bu ülkede,
Biz nereye gidiyoruz, Bu yolun sonu yok, yolun bitimi en
acıklısından bir hüsran, dünyamızda ahretimizde perişan,
bunu insanlarımıza nasıl anlatacağım bilemiyorum, İşte bu
nedenle buralardayım zaten.
Bu hiddetle
tansiyonum düştü, ellerim karıncalanmaya başladı bu sıra
Şişli'ye ulaştık ve ben otobüsten indim, Böyle durumları pek
çok kez yaşamıştım ama bu denli yalnız kaldığım olmamıştı.
Buradan yeğenime uğradım, halimin perişanlığı dikkatini
çekince olayı anlattım, İnsanın kanından canından bir parça
olarak gördüğü birinin otobüstekiler gibi düşündüğünü
görmesi ne denli ızdırap veriyor anlatamam.
Hem de gözlerini
benden kaçıranlar gibi değil, gözlerimin içine bakarak
hiddetle itiraz edenlerin ağzıyla birebir yeğenimden itiraz
görünce …………..!
İnternetten
Kanunları, kanunların forum yorumlarını hemen önüne dökmüş
olmam bile kendisini ikna etmeye yetmedi, aynı çatıştığım
genç gibi yanımıza gelen komşulara ve kendi yeğenine
haklılığını anlatarak, beni haksızlık yaptığıma ikna etmeye
çalışması insanı çıldırtmaya yeterdi.
Hidayet Allah’tan
bize düşen görev tebliğ etmek, bu sefil nesil düştükleri
karanlıkta kendilerine tutulan bir kısık ışıktan bile yarasa
gibi rahatsız oluyor, tepki koyuyorlar.
Tekrar söylüyorum, Kimseye düşmanlığım yok, sizler bizim
velinimetimizsiniz, sizinle yaptığımız mücadele bizlerin
ebedi saadetini teminat altına alıyor, size nasıl
kızabiliriz ki.
Mevlana’ya genç
talebelerden biri sormuş. Hocam şu gurup hep senin gıybetini
yapıyor, Müsaade et onları döveyim der.
Mevlana ise, Olur mu evlat Onlara bir tepsi baklava götür,
benden hediye olduğunu söyle.
Baklavayı götüren mürit işin sırrına vakıf olmadığından,
ertesi gün hocasından bu işin hikmetini sorar.
Mevlana ise, Evlat Bunlar gibiler olmasaydı biz
günahlarımızdan nasıl kurtulabilirdik ki der.
Evet dostlar Gıybetin kul hakkı bir günah olduğu gibi, Zulme
seyirci kalmakta büyük günahlardandır, Zulmü seyretmek O
zulme ortak olmak demektir. Çevremizdeki yanlışlıkları
Gücümüz nispetinde elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle,
ona da gücümüz yetmiyorsa Buğz ederek karşı tavrımızı koymak
mecburiyetindeyiz, Allah'a hesap vereceğimize inanıyorsak.
Bu karşı davranış
hiçbir zaman taşkınlığa varan şiddette değil, tebliğ
çerçevesinde olmalıdır. Bu konuda Allah cc. Ey Resulüm biz
seni insanların üzerine kollayıcı bekçi olarak göndermedik,
sana verdiğimizi görev sadece tebliğ etmektir. Derken bizim
davranış sınırlarımızı yüce Allah cc. çizmiş oluyor.
Nisâ Suresi 80. Ayet ve Tefsiri: Kim peygambere itaat
ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin
ki) biz seni onların üzerine koruyucu bekçi olarak
göndermedik.
TEFSİRİ:"Yaptıkları
işlerden onlar kendileri sorumludurlar, sen onlardan mesul
değilsin. Sana verilen tek görev Allah'ın emir ve
direktiflerini onlara iletmektir. Sen de bunu gereği üzere
yapıyorsun. Onları hak yolu kabul etmeye zorlamak senin
görevin değildir. Senin aracılığınla onlara ulaştırılan
Hakk'a tâbi olmazlarsa, sen onların isyanından sorumlu
tutulmayacaksın."
NOT: Hayatımdan
kısa anekdotlar anlattığım Kanal 7 de pazar akşamı
yayınlanacak olan "Hiç Unutmadım" programı yayın akışı
değişikliği nedeniyle 16.03.2010 salı günü saat 23.10'da
yayına girecekmiş, dostlarıma duyurulur.
Abdullah Gözaydın
fatihten@gmail.com |