|
.
Basın ve Türkiye gerçeği
Türkiye’de Özgür basın var mı?
Basın deyip geçmeyin, doğrudan hiçbir geliri yok, büyük
kurumların çok büyük bütçeleri var bu bütçenin finansmanı
sadece reklam gelirleri ve bazı kampanyalar olarak
görülüyor.
Yazılı ve sözlü basın giderlerini karşılamada büyük zorluk
içinde, çünkü bu haber ve kültür araçlarını kullanan
vatandaşlar sağladıkları cüzi katkılarla bu işin
sürdürülmesi mümkün değil.
Son çare taraf olmak, taraf olunan sermaye gücünün tetikçisi
olmak, taraf olunan sermeye gücünün ayıplarını örtmek, açığa
çıkan ayıpları sulandırmak.
Objektif bir yaklaşım ortaya koyan büyük küçük bütün basın
kuruluşları uzun süre ayakta kalmaları mümkün değildir.
Hazıra dağ dayanmaz, Taşıma suyla değirmen dönmez. Bazı
gönül adamları mütevazı hayat şartları ile yaşayarak,
teknolojinin nimetlerinden yararlanarak çok küçük bir ekip
ile İnternet veya yerel alanda habercilik yapmaya kalkmış
olanların (Bizlerin) aylık masrafları 4-5 bin liradan aşağı
değildir.
Bu masraf büro tutmayarak, eleman çalıştırmayarak %50 aşağı
çekilince kurumun fazla ciddiyeti kalmıyor.
Bu yazıyı okuduğunuz haber sitesindeki içeriğin %50 si özgün
içeriktir. Şu an yazmaya çalıştığım bu görüş yazısını
hazırlamak bile birkaç saati ve 58 yıllık birikim
gerektiriyor!
Basının geliri Reklam dedik ya!
Eğer dosdoğru habercilik yaparak, İleri görüşlü yorumlarını
özgürce yapıyorsan reklam alman imkânsızlaşıyor!
Ya magazin haberciliği yapacaksın, Ya havadan, sudan, geyik
muhabbetlerinden dem vuracaksın.
Ülkenin hukuksal eksiklik görülen gerçeklerine
dokunmayacaksın, Kamusal alandaki yanlışların tercümanı
olmayacaksın, kamunun hakkını ihlal edenleri ifşa
etmeyeceksin, suçluları kızdıracak haber yapmayacaksın!
Bakmayın sitemizin her köşesinde birkaç reklam olduğuna,
hepsi ücretsizdir, eş dost hatırına yayınlıyorum. Birde bu
sitede saygı duyduğum için yayınlamak istediğim bazı
kuruluşlar.
-- aman ağabey benim reklamı oradan kaldır, NEDEN!, Ya sen
her şeyi yazıyorsun, Allah razı olsun ama benim reklamı
kaldır! SEBEBİNİ ANLAYAMADIM!, Abi sana kızanlar beni
denetlemeye kalkar, başımıza iş almayalım!
Demek ki toplum olarak hep deve! Gibiyiz, yani doğru
tarafımız yok denecek kadar az. Bu nedenle doğru düşünen,
doğru yaşayan, doğru tavır koyanlar, günümüzde en tehlikeli
kişi oluyor.
Daha neden şikâyet ediyoruz. Yok susurluk, Ergenekon,
sarıkız, andıç’lar. Yok petrol yolsuzluğu,hayali ihracat,
kara para operasyonları, uyuşturcu, ihale yolsuzlukları,
sahte hak edişler falan falan.
Kendimiz yaparken OH NE ALÂ, Başkası yapınca TU KAKA!
Hem utanmaz, hem ukalayız.
Bu sıralar ilk defa ücretli reklam yayına geçme kararı
aldım, tabii Internet kanunu henüz çıkmadığından hukuksal
olarak TV ve Radyolar gibi internet yayıncılığı da gayri
yasal kurulumlar durumunda halâ.
Fakat mevcut faaliyetten gelir elde ediliyorsa
kurumsallaşarak vergi vermek gerekiyor.
Önce reklam bulalım, sonra gelirimize göre mali açılış
yaparız diye düşündüm, Kendilerini ziyaret ettiğim
yakınımdaki işverenlerin ortak tepkisi,
Abdullah önemli değil seni destekleriz (Yardım Ederiz) Fakat
şu reklamımızı yayınlama işinden vazgeç. Bizler ticaret
yapıyoruz, senin çizgin çok dik bize zarar verir.
Arkadaşım sitede şu an (bir yıl olmadı) iki bin haber var.
bunun bin taneye yakını özgün bize ait haber, bir tane yalan
ve iftira var mı?
İşte sorun burada, Bu doğrular bize zarar verebilir.
Tabi ulufe kabul etmek gibi bir ahlakım olmadığından hiçbir
yardımı kabul edemem,
Artık karar verdim, gücümün yettiği kadar bu işte mesaimi
Allah cc. rızası için vereceğim. Bittiğim yerde bu işte
biter. Bundan sonrası beni bağlamıyor, çünkü gücümüz
nispetinde yarın amellerimizden soru sual olacağız.
Son Olarak: Toplum olarak sızlanmaktan vazgeçelim,
inandırıcı değiliz, hem zulmü yaşatmak için elinizden geleni
yapacaksınız!
Zulmün yaktığı ocakları, söndürdüğü hayatları sadece ah vah
ile seyredeceksiniz!
Zulüm size ulaşınca feryat edeceksiniz!
Hadi oradan, hadi oradan, kedinizi aldatmaya, kafanızı kumda
saklamaya devam edin.
Dünyada ve Ahrette huzur bulmanın yolu bu değil, anlamak ve
yaşamak dileği ile hoşça kalın.
|