.
NESLİMİN SON ÖRNEĞİYİM, BENİ KAYBETMEYİN !!!
Sahip olduğumuz değerleri kitap satırlarında mı gelecek
nesillere göstereceğiz. Yaratılan güzellikleri
yaşayamıyorsak ta yaşayanlara sahip çıkmak bir insanlık
görevi değimli?
Tabiat bilimciler nesli tükenen havyaların avlanmasını
yasaklarken, bu yasağa uymayanlar için ağır cezalar
getirmekteler, nesli tehlikedeki türler özel koruma altına
alınarak bu örneklerin gelecek nesillere aktarılmasını
sağlamak için özverili gayret sarf ederler.
Çevremizdeki anıtsal yapıları restore ederek bu eserlerin
yaşamasını, insanlık tarihinin geçirdiği evreleri nesillerin
bilmesi açısından çok önemli.
İnsanlık tarihi sadece fiziksel değerlerin korunması ile
nesillere aktarılamaz. Bütün unsurların insanlık ahlakı ile
önemli bağı vardır.
Yok, edilen her güzellik bir ahlaksızlık neticesinde
oluşurken, Her güzel eserin yaşamasının arkasında yine büyük
erdemler, ahlaklı, davranışlar vardır.
Atalarımızın üç kıtada insanlık tarihinin en büyük
medeniyetini, en büyük devletini, En uzun soluklu
imparatorluklarını zulüm ve ahlaksızlık ile kurmadı. Aksine
düşmanlarına görülmemiş bir merhametle muamele ederek
onlarında sevgisini kazanarak bin yıllık devletlerini
kurarak insanlığın mutluluğuna hizmet ettiler.
Zaman geldi Adaletten, Ahlak ilkelerinden taviz vererek
sistemin çökmesini engelleyemediler. Çok küçük devletlerin,
toplulukların zulmüne seyirci kaldılar. Bana dokunmayan
yılan bin yaşasın gibi insani ahlaksızlığın büyük zaaflarını
hayatlarına geçirdikleri için artık itibarları kalmadı.
Maddeci ve materyalist batı Kölelik ve emperyalist
yayılmacılığı ile dünya hâkimiyetinin yeni odağı oldu.
Batı hâkimiyeti eline geçirince ilk olarak değerler
manzumesini değiştirdi. İnsani ilkelerin yerine kapitalist,
Orman kanunu, güçlünün haklı olduğu zayıfın yaşamaya hakkı
olmadığı “Eflatun teorisi” hayata geçirdi.
İnsani duygulardan mahrum batı, üç asırdır dünyayı kan ve
gözyaşına boğdu, Kan ve gözyaşı dökmeye devam ediyor. Biz
hala seyrediyoruz!
Toplum olarak insani özellikleri hayatımıza geçiremiyoruz.
Çevremizde numunelik, tek tük kalan örneklerin ise insanca
yaşamalarına tahammül edemiyoruz. Bu dosdoğru hayat
yaşayanları görenler, kendilerinin ayıplı açıklarına şahit
olmaları nedeniyle suçluluk duygusu içinde eziliyor, karşı
düşmanlığa geçiyorlar.

Ahlaksızlığı hayat nizamı seçenlere diyeceğim bir şey yok,
onlara insani ilkelerin verdiği acının ne derin bir acı
olduğunu tahmin ediyorum.
Benim sözüm insani değerlerin doğru olduğunu bilip, inanıp
ta hayatında yaşayamayanlara;
sizler günde beş vakit namaz kılıp 80 defa alnınızı secdeye
götürüp “Rabbim ben teslim olanlardanım” deyip de İnancın
gereği insanlık değerlerinin hayata hâkim kılınması uğruna
hiçbir sıkıntıya katlanmayı göze alamayanlar!
Komşusu zulme uğrarken zulmü seyrederek, müdahil olmada en
basit tavır ortaya koymaya cesaret edemeyenler.
Kendilerinin gerçekleştiremediği erdemi gerçekleştiren bir
avuç Allah dostuna hitaben her fırsatta; Sen mi dünyayı
düzelteceksin, sana mı kaldı doğruyu savunmak. Bırak kim ne
yaparsa yapsın gibi telkinlerle, Korkaklıklarının
perdelenmesi için gayret sarf edenler sizlere söylüyorum.
Kendiniz bir zillet içinde yaşamaya, Onurlarınız ile
oynanmasına rıza göstermeye, zulme seyirci kalmaya razı
olabilirsiniz. Fakat bunun doğru olmadığını biliyorsunuz.
Bırakın bari insanca bir hayatın gereklerini yerine
getirenlere engel olmayın, onların cesaretlerini kırmayın.
Destek olamıyorsunuz bari köstek olmayın.
Evet, onlarda kendi eksiklerinizi görüp rahatsız
oluyorsunuz, bırakın bu kadar rahatsızlığa bari razı olun.
Bu kadarı da sizi bir nebze zilletten kurtaracaktır.
Evet, beni tanıyan, halimi ahvalimi bilenler. Hiçbirinizin
benim durumuma düşmeyi istemezsiniz, Harama ve Yalana karşı
verdiğim kişisel cihadımla onur duyuyorum.
Haram çevreye karşı yapılan zulümdür. Her haramın altında
hayata yapılan bir zulüm vardır.
Yalan ise dostlukların, toplumsal dayanışmanın, saadetin
önündeki en büyük engeldir. Ben hayatımdan Yalan’ı ve
Haram’ı çıkardım. Hele Allah’ın keyfiyetinde olan rızkım
için bunlara tevessül etmem mümkün değil.
Çevreme bakıyorum İnsanca bir hayat ortaya koyamayanlar bu
iki özelliği hayatlarından çıkardıkları için zillet ve
mutsuzluk içindeler.
Siz yalansız ve haramsız bir hayatı gerçekleştiremeyenler.
Gelin bana sahip çıkın.
Kutsal kitabımızda ve şanlı tarihimizde örneklerini kitaplar
üzerinden çocuklarımıza öğretmeye çalıştığımız “Yalansız ve
Haramsız” hayatlardan sanal örnekler vermek yerine
çevrenizde bu erdemlerle haram saltanatları ret ederek,
insanca ve İslam’ca çilelere razı olanları gösterin,
Zilletle kurtulmak için yalana sarılmayan, İzzet ile doğru
olanda ısrar edenleri bilsin çocuklarımız.
Büyük medeniyetlerin bu erdemler ile kurulacağını onlara
göstermek için insanca çilenin ne olduğunu, Vahşice yok
etmenin ne olduğunun örneklerini yeni neslin öğrenmesinin
önünü açın.

Son olarak; Bana sahip çıkın derken kendimden bahsettiğim
sanılmasın. Ben bu çileleri yaşayarak gelecek nesillere
onurlu yaşamanın ve izzet ile şeref ile ölmenin
kararlılığını göstermek istiyorum. Rabbim bu cesareti ve
azmi Elhamdülillah bana verdi. Şükürler olsun.
Sizden istediğim çevrenizdeki insanlar arasında geçmişine
Nasuh tövbesi ile Allah’ın izni ile sünger çekerek kalan
ömründe asla taviz vermeden Yalansız ve Haramsız bir hayat
uygulaması ortaya koyanları kıskanmayın. Onların erdemli
hayatının eksiklerini değil başardığı fedakârlıkları takdir
edin, onları cesaretlendirin. Nesilleri tükenmesin.
Onların nesli tükenirse Sizin onursuzda olsa yaşayacağınız
bir hayatınız olmayacaktır. Günümüzde dünyanın dört bir
yanında İnsanlıktan rahatsız olanların çevrelerine saçtığı
dehşeti hep birlikte seyrediyoruz.
Evet seyrediyoruz.
Bu zulümde bizimde bir payımız var, Seyretmek!
Bir el, Bir ses, Bir Dua olamıyorsak vay halimize. |