.
HAYATI NEDEN? SEVEREK, SEVİLEREK YAŞAYAMAYIZ!

Allah’ın cc. yarattığı bütün mahlûkat birlikte yaşayabilir, birlikten ayrılanlar tabiatın mevcut şartlarına dayanamayarak yok olurlar.
Ağaçlar birlik olurlarsa orman olurlar ve geleceğe büyüyerek yürürler.
Hayvanlar birlikte yaşayarak hayat zincirinde varlıklarını sürdürebilirler.

İnsanlarda ancak birlikte yaşamayı başarabilirlerse geleceğe nesillerini taşıyabilirler.

Bireysel yaşamayı hayat nizamı yapanlar nesillerinin son örnekleridir. Kendilerinin mukadder olan sonu geldiğinde nesilleri son bulur.

Hayatı birlikte yaşamanın kuralları vardır. önce aile olunması gerekir, aile çoğalarak kabile olunur, burada çıkış noktamız birey olsada aslında çıkış noktasında aile olabilmek için karşı cinsimizden birilerinin olması gerekir. kısacası toplumsal birlik içindeysek ailemiz ,kabilemiz, milletimiz olur.
Banane ci bir yaklaşımla hayatı yaşayanların ailesi, kabilesi, milleti olmaz, olmayınca hayat mücadelesinde varlık gösteremezler.

İnsanlar güvenli, geleceğe dair planlar yaparken hayatı toplumsal düşünmelidir. bireysel düşüncelerle hareket edenler daima yanlış neticelere ulaşacaklardır.

Kişi güvenliği için çelik kapılar, alarm donanımları, yüksek duvarlar, güvenlik görevlileri, silahlarla huzurlu olamadığını görüyoruz.

elbette ki insanın güvenlik duygusu öncelikle kendi cinsine yöneliktir, diğer mahlûkattan korunmakta yine kendi ihmalleri nedeniyle ihtiyaç olur.

İnsan komşularıyla dost olmayı başaramaz, arada düşmanlıklar meydana gelirse kişi bu düşmanlıktan korunmak için tedbirler alır, alınan her tedbir kişiyi toplumdan tecrit eder. Yalnızlığa mahkûm eder.

Yalnızlık her şeyin son bulduğu noktadır. Yalnızlıktan ötesi yoktur. bu nedenle yalnızlık sadece Allah’a mahsustur derler.

İnsanların içinde, insanca yaşamak huzurlu, sağlıklı, başarılı, mutlu bir hayatı getirecektir.

Bireysel her düşünce, yalnızlığa, yoksunluğa, mutsuzluğa sebep olmaktadır. bunu görüyoruz fakat nefsi hezeyanlarımız nedeniyle kabul edemeyerek mutsuz ve yoksun bir hayatın çilesini çekiyoruz.

Biraz evvel mahalle camimizden sala okundu, sapasağlam yaşıtım bir komşum vefat etmiş, 3 gün önce semtin çay ocağında İslami bir konudaki tartışmada birlikteydik, Ani bir kalp krizi ile hayatı sona erdi. Bu gün kendisini ebedi istikbaline uğurlayacağız mekânı cennet olsun. İşte en büyük ibret ÖLÜM, ibret almasını bilirsek.

Mevta için bütün tartışmalar bitti, alacaklar, borçlar, sevgiler, düşmanlıklar, varlıklar, yokluklar sona erdi,
Artık kişi gerçek yalnızlığa mahkum, hesap günü annenin evladından, evlat anneden hakkımı ver dediği gün.

“Ey kızım Fatıma, herkesin nefsi dediği gün bende sana yardım edemem “ diyen sevgili peygamberimizin haber verdiği gün.

o günü düşünerek insani ilişkilerimizi her gün tekrar tekrar gözden geçirerek, mukadder olan istikbale hazırlıklı olmak

Aslında bu günkü yazım böyle bitmeyecekti, düşüncemde farklı konulara değinmek vardı, lakin şu sala kurguladığım bütün düşüncelerimi sildi götürdü. tek gerçek kaldı geriye ÖLÜM!

Bu nedenle ölümden alınması gereken ibreti alarak hayatımızı yaşamayı öğrenmek bütün sorunların cevabı olacaktır.

Hayatın gayesini anlayarak yaşamayı rabbim cümlemize nasip etsin.

İbret Levhaları:
Cebrail, komşu için öyle şeyler söyledi ki, komşuyu komşuya varis olunacak sandım. Hadis-i Şerif
Evden önce komşu, yoldan önce yol arkadaşı, yolculuktan önce yol azığı. Hadis-i Şerif
Hayatta komşunun haber almasından korkacağın hiçbir şeyi yapma. Epikuros
İyilikleri gizleyip, kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allah'a sığınırım. Hadis- i Şerif
Kendi seviyende olanı komşu edin. Nasır-ı Hüsrev
Komşunu sev ama, aradaki duvarı kaldırma. George Herbert
Yüce Tanrı görür, örter; komşu görmez, haykırır. Şeyh Sadi

YAZARIN DİĞER YAZILARI

.YORUMLARINIZ: