|
İşte bu gibi
durumlar için Avrupa birliği birçok eylemin meşru olduğunu,
hukuki olduğuna karar vermiştir.
Oturma, Yürüme, Miting yapma, basın bildirisi okuma, açlık
grevi, iş grevi gibi yüzlerce tepki eylemini sadece pasif
eylem şarlarında 3. Kişi ve kuruluşlara zarar vermemek şartı
ile hukukidir, yasaldır.
Gezi parkı projesi adı altında yapılmak istenenler hukuka
aykırı olduğu iddiası ile bir gurup iki yıldır alanda eylem
yapardı, katılım hiçbir zaman 200 kişiyi geçmemişti. Son
aylarda yine böyle bir eylem başlatılmış çoluk çocuk ailece
eylem alanında yemek yiyen çadırlarında oturan insanların
üzerine su sıkıldı, çadırlar talan edildi, direnenlere gaz
sıkıldı ve alan boşaltıldı.
Bu uygulamayı internet ve bazı televizyonlardan gören halk
iyice dolmuş ki psikolojik patlama gibi Taksime doluştu,
eylemlere yüz binler akın etti, Taksim eylemlerine
Türkiye’nin 79 ilinde destek eylemleri başlatıldı. Polis
yoğun eyleme dönüşen bütün protesto gösterilerine aynı
hukuksuz uygulama ile cevap verdi.
Devletçi bir mantıkla vatandaş suçlandı, kimisi tutuklandı,
kimsi tevkif edildi.
Kimse Polisin ve iktidarın suç işlediğini söylemiyor,
Devlete karşı gelinmez diyor.
Evet devlete karşı gelinmez bizim milli kültürümüzde de
devlet kutsaldır.
Hukuk çerçevesinden çıkan yönetim artık devlet olma hakkını
kaybetmiş, bağımsız savcılarımız vatandaşın suç duyurusunu,
basının suç duyurusunu ihbar kabul edip en baştaki de olsa
soruşturma açıp hukukun tecellisini sağlayarak halkın
mağduriyetine son vererek eylemlerin sona ermesi
sağlanmalıdır.
Ülkemizdeki uygulama maalesef böyle gelişmiyor.
Bizimde dahil olduğumuz birçok hukuksuz uygulama
tarafımızdan haber yapılmış, savcılık, bakanlık, başbakanlık
nezdinde ihbarlarda bulunmuş olmamız sonucu netice aldığımız
bir şikayetimiz yok.
Tamamına yakını 657 sayılı devlet memurları kanunu falanca
maddesine göre suç ihbarı hakkında esastan soruşturma
açılmamasına karar verilmiştir, deniyor.
Bazı şikâyetlerimiz sahte belgelerle takipsizlikle
sonuçlandırılıyor ve biz bu sahte belgeleri deşifre
ediyoruz, bir üst mahkeme ağır ceza bizi dinlemeden
şikâyetlerimizin özünü konu etmeden takipsizliği
onayladığına şahit olduk. Olmaya devam ediyoruz.
Bu kargaşa içinde
tek imkân sosyal paylaşım sitelerinde bunları paylaşmak,
halkı yaşadığımız hukuksuz uygulamalar hakkında bilgi sahibi
yapmak, ülkemizin demokratik hukuk devleti olmasına katkıda
bulunmak.
Bu mücadelemizi iktidar ve memurları sessizce seyrederken,
İktidar yandaşı vatandaşlarımızın tavrı çok enteresan.
Yayınladığımız bilgi ve belgelere hiç itibar göstermeyen
bazı kişiler inadına inkâra devam ederken, Müslüman kimliği
arkasında bir görünüş sergiledikleri halde İftira, hakaret
ve küfür ile bizi bastırmaya, Devlet düşmanı ilan etmeye,
hatta yabancı istihbarat ajanı olarak suçlamaya devam
ediyorlar.
Ortaya koyduğumuz bilgi ve belgeler hiç dikkate alınmıyor,
Adeta körler sağırları ağırlıyor. Çok sıkıştıkları yerde
engelleme yolunu seçiyorlar, gerçekleri öğrenmek kendilerini
rahatsız ediyorlar.
Birde sen dindar milliyetçi kişisin, O dinsiz, ahlaksız,
bayraksız, zinacı, içkici kişilerle nasıl birlikte
olabiliyorsun diyebiliyorlar.
Bu dindar ve milliyetçi olduğunu iddia eden zavallılar,
Devletimizin hukukunu hiç düşünmediğini görüyoruz.
Yürürlükteki kanunlara göre içki, çeşitli kumarlar,
karşılıklı rıza ile cinsel ilişki, ateist olma hakkı,
Türkiye’yi sevmeme hakkı, başka bir bayrağı sevme hakkı,
başka bir ideolojiyi sevme hakkı, İslam dinini sevmeme hakkı
vs. gibi eylemlerin suç olmadığını düşünmeden.
Bu gibi sıra dışı gurupların Türkiye’de yaşama hakkı
olmadığı anlamında istekler ortaya attığını esefle
görüyoruz. Hâlbuki Allah cc. Bu kendisine baş kaldıran
kişilere hala rızık veriyor, diledikleri gibi yaşamaları
için fırsat veriyor, imkân veriyor. Ve resulüne hitaben
bütün Müslümanlara “Onların isyanı seni üzmesin, biz onları
kör ettik göremezler duymazlar “ şeklinde birçok emir
veriyor.
Sosyal hayatımızı
nelerle paylaşıyoruz, köpek, kedi, vahşi hayvanlar, evcil
hayvanlar, böcekler, bakteriler. Vs. Hayat bu Allah böyle
yaratmış. Her şeyin gönlümüzce olacağı yer burası değil.
Burası mümine cehennem, kafire cennet olduğunu unutuyor,
dünyamızı da kendi istediğimiz şartlarda yaşamak için
Allahın nice hikmetlerle yarattığı mahlukatı yok etmeye
çalışıyoruz.
BU sıralar Dindarlar
dincilerle mücadele halinde, İslam dinini ibadetlerden
mürekkep sanan bazı zavallılar namazla oruçla kurtulacağını
sanıyor ve Allah’ı cennet karşılığı borçlandırıyorlar.
Hâlbuki Cennet ve Allah rızası öncelikle Salih ve ihlâslı
bir iman ile ve “Biz onların mallarını ve canlarını cennet
karşılığında satın aldık” ayetinde anlamını bulan bir hayat
tarzı ile Allah borçlanacağını beyan ediyor.
Namaz, oruç, zekat, hac, zikir ibadeti ile meşgul olup
Faizi, yalanı, haramı, kin ve düşmanlığı, hayrı engelleyeni,
laf taşıyanı, kovuculukla gezeni, şirk düşünceleri adet
edinmişler, bunların birini dahi yapmış olsanız Allah sizi
tanımıyor, bizde tanımıyoruz (kalem-nun suresi)
BU NEDENLE SİZİN GERÇEKLERİ GÖRMEDİĞİNİZE ŞAHİT OLDUĞUMUZDA
KALBİNİZİN GÖZLERİNİZİN, KULAKLARINIZIN MÜHÜRLENDİĞİNE
HÜKMEDEREK, KİM OLURSANIZ OLUN HAYATIMIZDAN SİZİ SİLİYORUZ.
Allah hidayet nasip etmesi için düşünmeniz, rahmeti talep
etmeniz gerekiyor.
Böyle bir talebe ihtiyaç duymuyorsanız, Gidin esfele
safiline
Dip Not: web sitemizdeki haberleri dikkatli izleyin,
verdiğimiz hukuk mücadelesi resmi belgeleri inceleyin,
takipsizlikle sonuçlanmış ihbarlarımızı takip edin, sonra
iktidara sahip çıkın. Bu iktidarı din yaptınız farkında
mısınız…! Bazılarının futbolu, şehveti, ırkçılığı din
yaptığı gibi…
Birde bu kargaşada iktidarın TBMM den geçirdiği kanunlara
bakın, Güneydoğudaki gelişmelere bakın Allah rızası için....
Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com |