.

Çok hareketli günler yaşıyoruz

Facebook ilk çıktığından beri üyesiyim, herkes gibi neler gördük neler, son gezi olaylarına kadar çok maceralar yaşadık, karşılıklı çatışmalarımız oldu.
Hiçbirisi şu gezi olayları ile başlayan süreç gibi olmadı.

Gezi olayları ülkeyi Hukuk - Vatanseverler, ve RTE sevenler diye ikiye böldü.
Hukuk - Vatansaverler cephesine bakıyoruz dindarı-Dinsizi, Zengini,-Fakiri, Memuru-İşçisi, Politikacısı-siyasetsizi, Ahlaklısı-En ahlaksızı,  Genci-Yaşlısı bir cephede omuz omuza Türkiye’nin kabul ettiği, altına imza koyduğu, bir parçası olmak için her denileni yaptığı Avrupa Birliği normlarına göre “Meşru” olan sivil itaatsizlik, protesto, direniş hakkını İktidar dayatması ile kullanmaktan mahrum bırakılması, İktidar karşıtı eylemcileri yasadışı şekilde bastırmak için zehirli olduğu iddia edilen gaz ve su ile şiddet ve cebire maruz kalmaları karşısında ülkemizin geldiği konum.
Hem içte hem dışta dünyaya rezil olduk deniliyor ve sorumlusu polise karşı çıkan direnen  eylemciler olarak ilan ediliyor. Polis özünde devlettir, Polis memuru ise kişidir ve iktidarın emrinde olan yasalarla kendilerine yetki verilen kişilerdir.

Yetkisi kanunlarla kısıtlı olan Devlet yönetimini oluşturan iktidar kadrosu da üst seviyeli memurdur.
Bu memurlar yürürlükte olan kanunlara aykırı davranış sergilediklerinde, Mağdur kişilerin adliyeye yaptıkları itirazlar işleme bir şekilde koyulmayarak veya netice alınamayarak akamete uğruyorsa, Bu mağdur vatandaş ne yapacak?

 

İşte bu gibi durumlar için Avrupa birliği birçok eylemin meşru olduğunu, hukuki olduğuna karar vermiştir.
Oturma, Yürüme, Miting yapma, basın bildirisi okuma, açlık grevi, iş grevi gibi yüzlerce tepki eylemini sadece pasif eylem şarlarında 3. Kişi ve kuruluşlara zarar vermemek şartı ile hukukidir, yasaldır.
Gezi parkı projesi adı altında yapılmak istenenler hukuka aykırı olduğu iddiası ile bir gurup iki yıldır alanda eylem yapardı, katılım hiçbir zaman 200 kişiyi geçmemişti. Son aylarda yine böyle bir eylem başlatılmış çoluk çocuk ailece eylem alanında yemek yiyen çadırlarında oturan insanların üzerine su sıkıldı, çadırlar talan edildi, direnenlere gaz sıkıldı ve alan boşaltıldı.
Bu uygulamayı internet ve bazı televizyonlardan gören halk iyice dolmuş ki psikolojik patlama gibi Taksime doluştu, eylemlere yüz binler akın etti, Taksim eylemlerine Türkiye’nin 79 ilinde destek eylemleri başlatıldı. Polis yoğun eyleme dönüşen bütün protesto gösterilerine aynı hukuksuz uygulama ile cevap verdi.
Devletçi bir mantıkla vatandaş suçlandı, kimisi tutuklandı, kimsi tevkif edildi.
Kimse Polisin ve iktidarın suç işlediğini söylemiyor, Devlete karşı gelinmez diyor.
Evet devlete karşı gelinmez bizim milli kültürümüzde de devlet kutsaldır.
Hukuk çerçevesinden çıkan yönetim artık devlet olma hakkını kaybetmiş, bağımsız savcılarımız vatandaşın suç duyurusunu, basının suç duyurusunu ihbar kabul edip en baştaki de olsa soruşturma açıp hukukun tecellisini sağlayarak halkın mağduriyetine son vererek eylemlerin sona ermesi sağlanmalıdır.
Ülkemizdeki uygulama maalesef böyle gelişmiyor.
Bizimde dahil olduğumuz birçok hukuksuz uygulama tarafımızdan haber yapılmış, savcılık, bakanlık, başbakanlık nezdinde ihbarlarda bulunmuş olmamız sonucu netice aldığımız bir şikayetimiz yok.
Tamamına yakını 657 sayılı devlet memurları kanunu falanca maddesine göre suç ihbarı hakkında esastan soruşturma açılmamasına karar verilmiştir, deniyor.
Bazı şikâyetlerimiz sahte belgelerle takipsizlikle sonuçlandırılıyor ve biz bu sahte belgeleri deşifre ediyoruz, bir üst mahkeme ağır ceza bizi dinlemeden şikâyetlerimizin özünü konu etmeden takipsizliği onayladığına şahit olduk. Olmaya devam ediyoruz.

Bu kargaşa içinde tek imkân sosyal paylaşım sitelerinde bunları paylaşmak, halkı yaşadığımız hukuksuz uygulamalar hakkında bilgi sahibi yapmak, ülkemizin demokratik hukuk devleti olmasına katkıda bulunmak.
Bu mücadelemizi iktidar ve memurları sessizce seyrederken, İktidar yandaşı vatandaşlarımızın tavrı çok enteresan. Yayınladığımız bilgi ve belgelere hiç itibar göstermeyen bazı kişiler inadına inkâra devam ederken, Müslüman kimliği arkasında bir görünüş sergiledikleri halde İftira, hakaret ve küfür ile bizi bastırmaya, Devlet düşmanı ilan etmeye, hatta yabancı istihbarat ajanı olarak suçlamaya devam ediyorlar.
Ortaya koyduğumuz bilgi ve belgeler hiç dikkate alınmıyor, Adeta körler sağırları ağırlıyor. Çok sıkıştıkları yerde engelleme yolunu seçiyorlar, gerçekleri öğrenmek kendilerini rahatsız ediyorlar.
Birde sen dindar milliyetçi kişisin, O dinsiz, ahlaksız, bayraksız, zinacı, içkici kişilerle nasıl birlikte olabiliyorsun diyebiliyorlar.
Bu dindar ve milliyetçi olduğunu iddia eden zavallılar, Devletimizin hukukunu hiç düşünmediğini görüyoruz.
Yürürlükteki kanunlara göre içki, çeşitli kumarlar, karşılıklı rıza ile cinsel ilişki, ateist olma hakkı, Türkiye’yi sevmeme hakkı, başka bir bayrağı sevme hakkı, başka bir ideolojiyi sevme hakkı, İslam dinini sevmeme hakkı vs. gibi eylemlerin suç olmadığını düşünmeden.
Bu gibi sıra dışı gurupların Türkiye’de yaşama hakkı olmadığı anlamında istekler ortaya attığını esefle görüyoruz.  Hâlbuki Allah cc. Bu kendisine baş kaldıran kişilere hala rızık veriyor, diledikleri gibi yaşamaları için fırsat veriyor, imkân veriyor. Ve resulüne hitaben bütün Müslümanlara “Onların isyanı seni üzmesin, biz onları kör ettik göremezler duymazlar “ şeklinde birçok emir veriyor.

Sosyal hayatımızı nelerle paylaşıyoruz, köpek, kedi, vahşi hayvanlar, evcil hayvanlar, böcekler, bakteriler. Vs. Hayat bu Allah böyle yaratmış. Her şeyin gönlümüzce olacağı yer burası değil.
Burası mümine cehennem, kafire cennet olduğunu unutuyor, dünyamızı da kendi istediğimiz şartlarda yaşamak için Allahın nice hikmetlerle yarattığı mahlukatı yok etmeye çalışıyoruz.

BU sıralar Dindarlar dincilerle mücadele halinde, İslam dinini ibadetlerden mürekkep sanan bazı zavallılar namazla oruçla kurtulacağını sanıyor ve Allah’ı cennet karşılığı borçlandırıyorlar.
Hâlbuki Cennet ve Allah rızası öncelikle Salih ve ihlâslı bir iman ile ve “Biz onların mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın aldık” ayetinde anlamını bulan bir hayat tarzı ile Allah borçlanacağını beyan ediyor.
Namaz, oruç, zekat, hac, zikir ibadeti ile meşgul olup Faizi, yalanı, haramı, kin ve düşmanlığı, hayrı engelleyeni, laf taşıyanı, kovuculukla gezeni, şirk düşünceleri adet edinmişler, bunların birini dahi yapmış olsanız Allah sizi tanımıyor, bizde tanımıyoruz (kalem-nun suresi)
BU NEDENLE SİZİN GERÇEKLERİ GÖRMEDİĞİNİZE ŞAHİT OLDUĞUMUZDA KALBİNİZİN GÖZLERİNİZİN, KULAKLARINIZIN MÜHÜRLENDİĞİNE HÜKMEDEREK, KİM OLURSANIZ OLUN HAYATIMIZDAN SİZİ SİLİYORUZ.
Allah hidayet nasip etmesi için düşünmeniz, rahmeti talep etmeniz gerekiyor.
Böyle bir talebe ihtiyaç duymuyorsanız, Gidin esfele safiline

Dip Not: web sitemizdeki haberleri dikkatli izleyin, verdiğimiz hukuk mücadelesi resmi belgeleri inceleyin, takipsizlikle sonuçlanmış ihbarlarımızı takip edin, sonra iktidara sahip çıkın. Bu iktidarı din yaptınız farkında mısınız…! Bazılarının futbolu, şehveti, ırkçılığı din yaptığı gibi…
Birde bu kargaşada iktidarın TBMM den geçirdiği kanunlara bakın, Güneydoğudaki gelişmelere bakın Allah rızası için....
Abdullah Gözaydın   fatihten@gmail.com

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com