.
Dostların varlığını bilmek.
Selam Dostlarım
18/12/2007 tarihinde Eski işyerimle ilgili yargıya intikal
etmiş karşılıklı şikayetlerin oluşturduğu davaya Fatih 3.
Asliye ceza mahkemesinde bu gün bakıldı, Davadaki
muhataplarım maalesef duruşmaya gelmediler.
Mahkemenin ilk duruşmasında değerli dostlarım beni yanlınız
bırakmadılar, kendilerine teşekkür ederim.
Birlikte sosyal ve sivil toplum kuruluşlarında, kurumlarda
mesai verdiğim bazı arkadaşların icabet edecek imkanları
olmadığından duruşmaya gelemediler. kendilerine yinede
teşekkür ederim.
Duruşmada karşı tarafın avukatı, konu ile ilgili savunma
yapmadığını gördüm, Duruşma hakimine yazılı verilen şikayet
dilekçesinde tarafımın ne kötü, yasa dışı işlerle iştigal
eden biri olduğumu ispat için , tarafımın 28 -35 yıl
evveline giderek, o tarihlerdeki bazı cürümlerimin
araştırılmasını istediğini öğrendiğimde aynen sırattan
selametle geçtiğimim duygusuna kapıldım, 10 aydır davalım
tarafından görevlendirilen
onlarca avukat ve bazı fedailerin, on aydır teknik veya
fiziki takibi sonucunda , tarafımı karalayacak ithamlardan
çoğunun dedikodu kabilinde yalan beyanlar olması üzerine
somut suç olarak 30 yıl evvel yaşanmış, cezası iyi halli,
takdir belgeleri alarak infaz edilmiş, gözetim süresi iyi
hal ile geçirildiğinden Adli sicil genel müdürlüğünün,
Aralık 2007 tarihinde T.C. adli sicil kayıtlarından silinmiş
bir suçun varlığını mahkeme heyetine sunmaları karşısında
hayret ettim,
Bu yola başvuranların , uluslar arası iş ve dava takipçiliği
yapan hukukçu tandanslı kişiler olması düşündürücüdür
sanıyorum,
Kendilerini savunacak en basit haklılıkları olmayan
kişilerin, iftiralarında ısrar edenlerin isnatlarıyla ;
insani ve vicdani duygularla toplumsal hizmetlere talip
olarak , hiçbir maddi rant kaygısı düşünmeden , sadece
Allah'tan menfaat bekleyerek fedakarlık yaptığım halde,
şimdi 30 yıl evvelki , şu an silinmiş bir suç ve suçluluğum
baz alınarak mahkum olurmuyum dersiniz !
Adaleti kendi kafalarındaki şablon olarak düşünenler,
kendilerinin, hak etmiş olsalar bile bir müeyyideye muhatap
olmaları durumunda bunun "Hukuk dışı !" haksızlık olduğuna
inananların nesli ülkemde tükeniyor inşaallah.
Artık kapalı kapılar arkasında çevrilen işlerin hesabı
sorulmaya devam ediyor. Hayatı kendi haklılığı denklemi
üzerine kuran, Toplumu ve emekçileri kendi sosyal sınıfı
altında , hukuki haklarının kendi inisiyatifleri miktarınca
olduğuna inananlar, lütfen uyanın, Türkiye’deki müspet
değişimi kabul ederek sadece vatandaşlık haklarınızı talep
edin, kendinizin belirlediği hakları, hukuksal anlamda artık
elde etmeniz mümkün olmayacaktır.
Bir an önce bu gerçeği kabul ederek, hukuksal kurumları
meşgul etmeyin, sistemi boşuna zorlamayın, kanunlar nezdinde
haklarınızı talep edin, artık paranız ve makamınız kadar
hukuksal hakların dağıtıldığı devirler geçti.

Bu güzelim ülkede kardeşçe yaşamak varken, hem kendinizi hem
toplumu ve kurumları mutsuz etmekten vazgeçin.
Ne kadar, adalete ve hukukun yanılmayacağına olan inancım
kuvvetli olsa da, kaygılanmamak elde olmuyor. Mart 2007 den
beri yaşadığım olumsuzluklar nedeniyle biraz bunaldım, evime
silahlı baskın yapıldı, tehdit edildim, bıçaklanarak
yaralandım, akabinde evim soyuldu bilgisayarım çalındı.
arşivimden önemli dosyalar bu olayda kayboldu.
Bu olayların tamamının failleri hakkında, delil
yetersizliğinden tahkikat yapılamadı, Tesadüf yaşadığımızı
tekrar fark ederek bunaldım,sıkıldım, artık tahammül
edemiyorum, başımı alıp gidiyorum, Dağlar bayırlar,sahiller,
illerce uzak dostlar bekleyin geliyorum.
Şu lanet İstanbul’da biraz daha kalırsam ya yoldan
çıkacağım, ya yolda kalacağım( kalleş bir kurşunun sırtımdan
beni bulmasını beklemeyeceğim) Ölümden kaçışın olmadığına
iman edenlerdenim amacım kaçış değil, biraz kendimi
dinlemek.
bu nedenle biraz dinlenmeyi hak ettim sanıyorum, 13/01/2009
tarihli duruşmama biraz moralli girmeyi hayal ediyorum.
Bu gerekçelerle tedirginken, bir teklif aldım, batı ve güney
sahillerimizi kapsayan bir aylık gezide bazı arkadaşlarımın
yardımında bulunarak teknede miçoluğa talip oldum. bu
nedenle yazılarımdan ve yayınladığım web sitelerimden ayrı
kalacağım, beni mazur göreceğinizi sanıyorum,
Allah'a emanet olunuz.
Abdullah Gözaydın
 |