.
Doğruluk herkese lazım
İnsan Mutlu olmak için yaşar, Birileri mutlu olmanın deneme
yanılma ile belirlenen doğruluları yaşamaya çalışırken,
Bazıları mutluluğa kestirmeden ulaşmanın yollarını zorlar.
Bu kestirme yollar genelde meşru yol değildir, insani hiç
değildir, Çünkü her kestirme yol doğru yolda giden diğer
insanların haksız olarak önüne geçmektir.
Hayatı doğru ilkeler üzerine kuran insanlar bazı tali
yollardan, banketten kendisini sollayanlar tarafından
elbette mağdur edilmiş olur. Bu nedenle toplumsal hayatta
kurallar tesis edilmiş, kanunlar tahsis edilmiş, cezalar,
müeyyideler, kınama ve dışlanma gibi toplumsal refleksler
benimsenmiştir.
Bir toplumda devlet ve toplum tarafından bu kurallar
hayattan çıkmış, kuralsızlık kural, yalancılık suç olmaktan
çıkmış, suçlar cezasız, kınamasız kalınca o toplumda sevgi,
hoşgörü, kardeşlik mevhumları olmaz, Bu mevhumların olmadığı
yerde insanın, hayvanların hatta tabiatın mutlu olması
imkânsızdır,
Hayat ve tabiat saygı ve sevgi ile mutlu olur, Saygısız,
sevgisiz, merhametsiz bir toplumun her şeyi hastalıklıdır,
İnsani ilişkileri ve çevresi onu mutsuz eder, oda çevresini
mutsuz eder.
Bu kadar basit denklemi yapamayarak kendini ve çevresini
mutsuz eden bir insan kendisinin de mutsuz olduğu bir
hayatta neden ısrar eder?
Elbette ki cehaletten dolayı yanlışı yaşamada ısrar eder,
Toplusal vazifelerimizin başında gelen görevimiz kendimizi
ve gelecek nesillerimizi eğitimli, aydın, hayatı gelecek
olarak gören, buna göre davranışlarını günübirlik değil de
asırlar sonrasını, hatta ölümden sonrasını dahi hesaba
katarak davranışlarını düzenlemektir.
Bu düşüncedeki insanların yaşadığı toplumlar düzenli,
insanlar mutlu, tabiat canlıdır.
Hayatta bardağın boş tarafına bakarak eleştiri üretenler, ne
kendileri nede egemen oldukları toplum müspet gelişemez.
Bağımsız yaşayamaz.
Bardağın dibinde bir damla dahi varsa, o bardağa boş
demeyenler, içindeki damlayı fark ederek varlığını kabul
edenlerin yaşadığı toplumlarda haksızlık olmaz, cehalet
olmaz, bu toplumun insanları mutlu ve bağımsız yaşarlar.
“Bana dokunmayan bin yaşasın”
“Dünyayı sen mi kurtaracaksın”
“Devletin malı deniz yemeyen domuz”
“Düşene bir tekmede sen vuracaksın”
“iyilik etmedim ki kötülük göreyim” gibi pek çok fitne ve
yalan sözü hayat nizamı görenlere karşı toplumsal
reflekslerimizi ortaya koyamazsak, yarın bizde onlar gibi
oluruz, biz kendimizi korusak bile çocuklarımız bu hayatı
benimseme tehlikesi çok yüksektir.
Kişisel menfaat için üç maymunu oynayarak milleti, devleti
zarara sokanları asla hoş görmeyerek gereken tepkiyi en
acımasız şekilde hayatımızda uyguladığımızda, fırsatçı,
banketten sollayanların yolunu kestiğimizde onlarda bizde
mutlu olacağız.
Bakın trafikte EGS sistemi çıktı çıkalı kavşaklarda ışık
ihlali ciddi oranda azaldı, bunun sebebi denetim ve ceza
korkusu olduğu ortada değimli,
Gelin böyle makinelere kameralara ihtiyaç duymayacağımız
şekilde hayatımızı ve çevremizi denetleyelim, nefsimizin
vahşi isteklerini ret ederek, Aklımızın merhametli sevgi
dolu isteklerini hayat nizamı yapalım.
Biz mutlu yaşarken çevremizin de mutlu yaşamasına vesile
olalım, bakın görün o zaman dünyamızda cennet,
yarınlarımızda cennet nasıl oluyor.
Sabır ve hoşgörüyle, yanlışlıklara hassasiyetle yaşanılan
mutlu bir hayat dilerim
|