.
BENİM EFENDİM
Günümüzde “EFENDİ” kelimesini toplum nezaket gereği herkese
kullanır oldu. Web de bir aradım bu kelimeye gerçek anlamını
yükleyen göremedim.
Efendi, Efendim; benden üstün, benden erdemli, benden alim
bilgili, benden fazla takva sahibi, beim tabi olmam gereken
kişi demektir.
Bu nedenle Resullullah sav. Tanımadığınız kişilere “Efendim”
demeyin diye ikazı vardır.(Buhari, Müslim)
Günümüzde makam sahibine bey! Hizmetli. hademeye, odacıya
Efendi diyorlar, bazen de Alay anlamı yüklenerek
kullanılıyor.
Son yüzyılda İslam’dan beslenen ahlak ilkelerine saldırı
büyük yıkımlar getirdi. Bu nedenle birlik beraberliğimiz
bozuldu, 40 milyon Km2 den,
814.578 km2 geriledi.
Halende son kalemiz Hayatımızda Efendi kelimesine gerçek
anlamını veremediğimiz için sallantıda.
Tarih Tekerrürden ibarettir, İbret alınsaydı hiç tekerrür
eder miydi, diyen şairimizin şikâyetini dahi anlayamadık.
Manevi hayatımıza
doğrudan kaynağından (Kuran ve Hadis) yön veremediğimiz
sürece sarsıntılarımız, acılarımız, hüsranlarımız devam
edecektir. Bu hastalıklarımızı yeni nesillere miras
bırakarak onların helakinden de sorumlu tutulacağımızı
unutmayalım lütfen.
Bir kişi (itaat kadrolarım) benden boylu olabilir, benden
zengin olabilir, benden kilolu olabilir, benden cesur
olabilir, benden yakışıklı olabilir, bende asaletli
olabilir, benden bilgili olabilir, benden lider olabilir, Bu
vasıflar ona biat (Teslim Olmak) için yeterli değildir.
Benim Efendim sadece Takva sahibi olması gerekiyor (
Allah’ın sevgisini kaybetmekten korkma, sakınma, Allah
korkusuyla günahtan kaçınma, Allah’ın emir ve yasaklarına
uymakta titizlik gösterme, Allah’ın himayesine girme, emrini
tutup azabından korunma anlamlarını içeren dini terim)
Takvası olmayanda ne kadar vasıf olursa olsun beni
ilgilendirmiyor, Takva günümüzde anlamını unuttuğumuz veya
yanlış kullandığımız kelimelerden biri, işte çok basit
gördüğümüz kelimelerle oynanan oyunların milletimize verdiği
tahribat.
Birçok kardeşim bu yazıdan bir şey anlamadığını
söyleyecektir, çünkü on yıllardır 500-1000 kelimelik
dağarcığı olan bir nesil yetiştirdik.
Gerekçe olarak ise az kelime ile hızlı konuşma, hızlı
düşünme gerçekleştirileceğine kandırıldık.
İnsan beyni de bedeni gibi gerektiği kadar hareket yapmadığı
takdirde beden gibi yağlanır, hareket kabiliyeti
kaybolur, şişman beden gibi durağan, hımbıl, tembel olur.
Japon ve Çin alfabesinde harf yoktur, Kırk bin kelimelik
alfabelerinde her kelime bir işaretle temsil edilir, onlar
bu dev alfabe ile çağın gerisinde mi kaldılar? biz 29
harf ile (şimdilerde 32 oldu) kurduğumuz kelimeleri bin
adet’e indirgedik. Bu nedenle bin kelimelik düşünüyor, bin
kelimelik konuşuyoruz.
Hâlbuki hayatı anlayabilmek ve anlatabilmek için on binlerce
kelime bilmek gerekiyor.
Mesela: (Seviyorum) Allah’ı, parayı, anayı, kardeşi,
sevgiliyi, uyuşturucuyu, vatanı seviyorum kelimesi ile ifade
ettik mi? Gönlümüzdeki sevgiyi asla ifade edemiyoruz.
Arapça ve İngilizcede sevgiyi ifade ederken kullandığımız
konuma göre farklı kelimelerle duygularımızı ifade ederiz.
Konuya dönersek, Lütfen Efendi kelimesini kullanırken
dikkatli olun, bu değerli kelimeyi amacı dışında
kullanmayın, diğer kelimeler gibi.
Örnek:
Haraç: eşkıyanın zorla aldığı para,
Doğrusu: İslam devletlerinde himaye edilen devletlerden
alınan askeri koruma vergisi.
Amel: Bağırsak bozulması (ishal)
Doğrusu: kulların bilerek, düşünerek, şuurla
gerçekleştirdiği eylem ve düşünceler.
Serseri: Başıboş, amaçsız, çevresine zararlı
Doğrusu: bir Efendiye intisaplı (Bağlı) ilim erbabına teslim
olmuş talebe
Şaban: Saf, aptal, budala, şaşkın
Doğrusu: Âlim, kutsal aylardan birinin adı
Aziz: Ateist bir
düşünüre verine isim
Doğrusu: Allah'ın bir ismi, sıfatı Bu nedenle
düşünürün ismini "Abdulnesin" şeklinde kullanmak gerekiyor.
Devam edecek
|